Aleyza
Tecrübeli Üye
Servet-i Fünûn Dışındaki Edebiyat
Servet-i Fünûn Dışındaki Edebiyat
Servet-i Fünûn Dışındaki Edebiyat
Servet-i Fünun hareketine katılmayanların bir kısmı ise, Batılılaşmaya karşı olamamakla beraber, gerçek edebiyatın ancak geniş kitlelere hitabeden edebiyat olabileceği düşüncesi ile hareket ederek, yalnız aydınlar zümresinin değil, büyük halk kütlelerinin de anlayabileceği bir edebiyat kurmaya çalışırlar. Bu anlayış, tabiîdir ki, onları sosyal fayda prensibine de götürür. Böylelikle, sanatlarını halkın da hizmetine vermiş olurlar ve bazıları, ancak bağlandıkları ideolojiler bakımından, birbirlerinden ayrılırlar.
Devrin siyasî şartlarına uygun olarak, Servet-i Fünun Edebiyatı'nda olduğu gibi, onun dışındaki edebiyatta da en çok rağbet gören tür şiir, roman ve hikâyedir.
Bu devirde Servet-i Fünun şiirinin dışında kalan Türk şiirini, kısaca şu kategorilere ayırmak mümkündür: 1. Kısmen Divân Edebiyatı geleneğine bağlı kalan şiir (İsmail Sefâ, Mehmed Celâl, Nigâr Hanım). 2. Servet-i Fünun şiirinin tekniği ve dili ile birlikte halk şiirinin tekniği ile dilini de kullanan şiir (Rıza Tevfik). 3. Servet-i Fünun şiirinden yalnız nazım şekillerini ve halk şiirinden de yalnız vezni alan ve dili Türkçeleştirmek iddiası ile yapma bir dil kullanan şiir (Mehmed Emin). 4. Nazım şekillerini ve vezni Divân şiirinden, dilini de Osmanlıca ile konuşma dilinden alan şiir (Mehmed Âkif). Birinci ve ikinci kategorideki şairler kendi özel sorunlarını, diğer iki kategorideki şairler de sosyal sorunları işlerler.
Bu çok kısa tablodan da açıkça anlaşılabileceği gibi, bütün bu kategorilerdeki şairler, nazım tekniği ve dil bakımından, dar veya geniş, bir derlemeciliğe gitmişlerdir.
Servet-i Fünûn Dışındaki Edebiyat
Servet-i Fünun hareketine katılmayanların bir kısmı ise, Batılılaşmaya karşı olamamakla beraber, gerçek edebiyatın ancak geniş kitlelere hitabeden edebiyat olabileceği düşüncesi ile hareket ederek, yalnız aydınlar zümresinin değil, büyük halk kütlelerinin de anlayabileceği bir edebiyat kurmaya çalışırlar. Bu anlayış, tabiîdir ki, onları sosyal fayda prensibine de götürür. Böylelikle, sanatlarını halkın da hizmetine vermiş olurlar ve bazıları, ancak bağlandıkları ideolojiler bakımından, birbirlerinden ayrılırlar.
Devrin siyasî şartlarına uygun olarak, Servet-i Fünun Edebiyatı'nda olduğu gibi, onun dışındaki edebiyatta da en çok rağbet gören tür şiir, roman ve hikâyedir.
Bu devirde Servet-i Fünun şiirinin dışında kalan Türk şiirini, kısaca şu kategorilere ayırmak mümkündür: 1. Kısmen Divân Edebiyatı geleneğine bağlı kalan şiir (İsmail Sefâ, Mehmed Celâl, Nigâr Hanım). 2. Servet-i Fünun şiirinin tekniği ve dili ile birlikte halk şiirinin tekniği ile dilini de kullanan şiir (Rıza Tevfik). 3. Servet-i Fünun şiirinden yalnız nazım şekillerini ve halk şiirinden de yalnız vezni alan ve dili Türkçeleştirmek iddiası ile yapma bir dil kullanan şiir (Mehmed Emin). 4. Nazım şekillerini ve vezni Divân şiirinden, dilini de Osmanlıca ile konuşma dilinden alan şiir (Mehmed Âkif). Birinci ve ikinci kategorideki şairler kendi özel sorunlarını, diğer iki kategorideki şairler de sosyal sorunları işlerler.
Bu çok kısa tablodan da açıkça anlaşılabileceği gibi, bütün bu kategorilerdeki şairler, nazım tekniği ve dil bakımından, dar veya geniş, bir derlemeciliğe gitmişlerdir.