PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK, konusunda bu İçerik PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK

- Sadefan.com | PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK paylaşımı

Arici

Tecrübeli Üye

PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK

PEYGAMBERİMİZ (sav) ve ATATÜRK

Atatürk'e göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hazırlayan önemli sebeplerden birisi İslamiyet'ten uzaklaşmaktı:

'Türkler' diyor Atatürk, 'İslam oldukları halde, bozulmaya, yoksulluğa, gerilemeye maruz kaldılar; geçmişin batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet'i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet'ten uzaklaştıkları için, kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar. Gerçek İslam'ın çok yüce, çok kıymetli gerçeklerini olduğu gibi almamakta inatçı bulundular. İşte gerilememizin belli başlı sebeplerini bu nokta teşkil ediyor...

Evet, Türk insanının yaşadığı din gerçek İslam'dan uzak, hurafeler ve batıl inançlar üzerine kurulu bir dindi. Bu din, Türkiye'yi karanlığa götürüyordu. Bu gidişi durdurmanın tek çaresi vardı: Gerçek İslam'ın halka anlatılması... Yani hurafeleri, batıl inançları içinde barındırmayan, Atatürk'ün, 'akla, fenne, ilme uygun...dediği, dinin özünü teşkil eden Kuran'ın anlatılması gerekiyordu. Atatürk bu amaçla şunları söylüyordu:

Türkler, dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran, Türkçe olmalıdır.

Türk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu Kitap'ta neler olduğunu Türk anlasın.

Atatürk, Kuran'a olan bağlılığını onu 'Kitab-ı Ekmel' yani En Mükemmel Kitap diye tanımlayarak dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü'ne hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler üzerinde incelemelerde bulunmuş ve hafızlarla meal ve tefsir konularında fikir alış verişinde bulunmuştu.

Atatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimiz'in hayatından, Asr-ı Saadet ve Hülefayı Raşidin (dört halife) dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden, Allah'ın kudretinden söz etmiştir. İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.

Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:

Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız.

Atatürk, dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da aşağıdaki sözleriyle belirtmiştir:

Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.

İslam Dini hakkında bu kadar güzel fikirlere sahip olan ve her ortamda bu düşüncelerini dile getiren Atatürk, açıktır ki Allah'tan korkan, Allah'ın emirlerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışan bir Müslümandı.


Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun üstün özelliklerini çeşitli vesilelerle anlatmıştır:

O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür.

Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.

'O'nun hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar.

Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır.

Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e duyulacak sevgiyi tarif ettiği sözleri ise şöyledir:

Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.
 
PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi, PEYGAMBERİMİZ sav ve ATATÜRK ile tarih severler tüm detayları öğrenebilir.
Ben pek yorum yapmak istemiyom bu konusmalar hakikaten Ulu onder tarafindan yapilmis ise o halde iki lafinin biri ben Ataturkcuyum diyenler utansin nedenmi bakin su sozlere (Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:)?
Her neyse artik su veya bu demenin bir manasi yok Hakikaten ulu onder dine duskundu de Ezani neden turkcelestirdi ?
Hakikaten Ulu onder dinci idi de neden harf inkilabi yapti ?(avrupalasmak için ileri ulke olmak için diyenlere Japonyaya çine Yunanistana hatta Israile bakin ornek alin oyle yorum yapin derim)??
Ben bu sozlerin samimi olduguna inanmiyorum dogru olmasina ragmen çunki bu arkandayim deyip arkadan hançerleme sozleri geldi bana???

Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir, sözleri ise tamamen askida kalmis olan bi sozdur nedeni basit buyrun tek din ogretimi yapilan kurs imam hatip di oda sukur kapandi kurtulduk??

Her neyse sozu fazla uzatmaya gerek yok böyle iki yüzlü hareket edenler aslinda öldüklerinde bi Hoca önüne gelmeleri beni çok kizdiriyor ya sen zaten Islama çatan Islama darbe vuransin ölünü hocaya yikatiyolar versene vasiyetini ben dindar deyilim ben gayri muslimim beni sakin hoca önüne koymayin diye ?????

Velhasil kelam dogru olan sudur herkez ameline gore hesap vericektir???
 
Son cümlene katılıyorum abi.yorum için teşekkürederim.

---------- Post added at 12:10 ---------- Previous post was at 12:06 ----------

ayrıca ben atatürkçüyüm deyip atatürkün adını kirletenlerle dolu ülkemiz.onu menfaatleri için kullanıyolar hepsi şrfz. dinizmizide böyle kullananlarla dolup taştı memleket.dini herşeyi sadece çıkarlerı için kullanıyolar.ama sonunda herkes kendi ameline göre hesap verecektir.
 
balıkesir hutbesini okumanızı tavsiyederim . o yıllarda gelişmiş olan ileride olan batıydı.ö dönemde iyi olan türkiyeyi ileriye en çabuk ne götürecekse o örnek alınıp uygulanıyordu.ve cumhuriyetin aşagı yukarı 1 asırlık tarihinde en çok katedilen gelişme atatürk zamanındadır.yani asrın ilk çeyreğinde.her ülkenin kendine ait dili bayrağı toprağı marşı olması gerekiyor.eger biz türkiyeysek türkçe olması gerekiyordu ve oldu.ayrıca ozamanki şartlarda bu kesinlikle şarttı.ezan meselesi hala tartışılıyor.türkçe olsun şöyle olsun diye. ezanın arapça okunması veya ingilizce hiç farketmez önemli olan içeriği anlamı değilmi bizim için? herhangi bir ilde ezan okunuyo o ilin %80 anlamıyor ne denildiğini. önemli olan şu dil bu dil değildir! lütfen at gözlüğüyle bakmayalım...
 
At gözlügü derken ??
Dogru söyledin düzgün olan gözlük olmali din dersi aldinmi hiç, hiç KUR'an okudunmu, hiç hadis,fikih icma okudunmu ????
Bana sunu söyle abi müslüman Türk gençligini savunalim Cumhuriyetimiz baki olsun de eyvallah, bunun haricinde bana hangi dil olursa olsun hikayesine girmek tamami ile yanlis olur ?
Turkce Kuran okumak isteyene zaten var tercume edilmis vaziyette kaç defa açip iki satir okudun ?
Rahmetli ölenlerine ebene dedene ne okuyosun Ataturkun gençlige hitabesini ???
Artik gözlük sahip degistirdi, herkes kendine uyan gözlügü takip ona göre baksin ?
Bütün bakis açilari herkesin kendisini baglar bir diyerine benim dediklerim dogru senin dediklerin yanlis demek olmaz herkes saygili olmali ben EZANIN arapça okunmasindan yanayim arabi kabul etmeyen Hz Muhammedi kabul etmiyor demektir çünki Rasulullah da bi Arapti ?
 
DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER
"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."

-Mustafa Kemal Atatürk-


Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. "Ilımlı-modern-dindar" yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz'in kurucusu Büyük Önder Atatürk'tür. Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam'ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır. Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti'ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.

Şüphesiz ki din, Büyük Önder'in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini birarada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.

Dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirecek ve kısa süre içinde ortadan kalkacaktır. Böyle bir gelişme ayrıca, tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın bir milleti birbirine bağlayan milli ve manevi tüm bağların parçalanmasını, anarşinin hortlamasını ve toplumun bölünmesini kaçınılmaz hale getirecektir.

İşte bütün bu nedenlerden ötürü, toplum dokusunun vazgeçilmez parçası niteliği taşıyan din müessesesinin devamını sağlayamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel açıdan ayakta durması mümkün değildir. Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini "Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur"; "Din vardır ve lazımdır." (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102) sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran'ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:

"Sonra Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim." (Atatürk'ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)

Kuran'ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:

"Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:

"Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:

"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk'ün Osmanlı Devleti'nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:

"Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)



Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno'ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:

M. Perno:Şu halde yeni Türkiye'nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?

Atatürk: "Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz."

M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?

Atatürk: "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.

Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:

"Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)

Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:

"Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)

---------- Post added at 14:10 ---------- Previous post was at 14:08 ----------

Şu sorunun cevabını da alayım:
Atatürk olmasaydı şu anda hangimiz müslüman olacaktı.Hangimizin ana babasının ingiliz fransız ... olmayacağının garantisini kim verebilir???

---------- Post added at 14:16 ---------- Previous post was at 14:10 ----------

ayrica sole bir anisi vardir:
mustafa kemal ataturk arkadaslariyle sohbet ederken sormus:dunya da en iyi insan kim?
arkadaslarindan biri-sizsiniz pasam
m.k.a-hayir
-enver pasa
m.k.a-hayir
-kanuni sultan suleyman
m.k.a-hayir
-fatih sultan mehmet
m.k.a-hayir
-peki kim pasam?
m.k.a-hz.muhammed

bu anisi edebiyat kitaplarinin biten unitelerin arkasin da yaziyordu.


bunları da görmek gerek

---------- Post added at 14:22 ---------- Previous post was at 14:16 ----------

http://img.blogcu.com/uploads/hakdost_006_1_~1.JPG

---------- Post added at 14:24 ---------- Previous post was at 14:22 ----------

Atatürk'ün el yazısıyla din
http://www.turkishforum.com.tr/tr/content/wp-content/uploads/2009/03/mkelyazilari3.jpg

---------- Post added at 14:25 ---------- Previous post was at 14:24 ----------

İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
 
Abi yine yanliş anliyosun terse çekiyosun.sen direkt ağir konuştun ben sana onun cevabini verdim.sen nereden biliyosun benim söylediklerini bilip bilmediğimi.okulda bi yere kadar öğretiyordi.ama sakallilar dini istismar eden şuanki yöneten ve şuanki yönetenleri yetiştiren ler ellerinden geleni yapip bunu kaldirtmaya uğraşiyolar açikcasi yapiyolarda.baş örtüsü şuankilerin büyükleri tarafindan musallat oldu varmiydi daha önce? Kimse kimseyi yargilayamaz.sen şöylesin sen böylesin diye.kimse cakas atamaz ben kurani biliyorum ben şunu biliyorum arapçayi biliyorum vs.diye.başta hiçbir sevabi kalmaz madem öyleyse.bazen bir karincaya basmamak yillarca namaz kilip ibadet etmekten sevap olabilir.bunu kimse bilemez. Araplari kabul etmeme ile ilgili hiç bir konu söylenmedi. Ayrica arap milleti en baştan beri hem pis hemde hain bir millettir.unutmayalim peygamberler zamaninin en günahkar en pis en rezil milletlere gönderilmiştir. Ayrica peygamber efendimizi (sav) ben herhangi bir milletten olduğu için değil o olduğu için dünyanin en güzel insani olduğu için seçilmiş olduğu için seviyorum.arapliği beni ilgilendirmez. Unutmayalim kuran araplara gelmiş türkler tarafindan dünyaya yayilmiştir bunu peygamber efendimiz de dile getirmiş kesinlikle onlarla savaşmayin onlar savaşci ve iyi bir milletir ve kitabimiz onlar sayesinde tüm dünyaya yayilacaktir demiştir.
 
golkipir arkadaş gayet güzel cevap vermiş.katılıyorum.eğer atatürk ün önderliğinde türk halkı olmasaydı şuan bizler de olmazdık.her koyun kendi bacağından asılır.kişi kendi yaptığı ibadetlerden sorumludur.sen şunu biliyosun ben şunu biliyorum çok yanlış bence.böyle sığ düşünenleri kınıyorum kendi çapımda.neyse buarada herkese hayırlı ramazanlar
 
Geri
Üst