Alemdar
Tecrübeli Üye
PAZARLIK ile OYUNA Gelmeyin
PAZARLIK ile OYUNA Gelmeyin
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs410.ash2/68888_169497676394458_134733736537519_599045_1781781_n.jpg
Bu kitap medyada ve magazin tarihçileri tarafından sürekli reklam edilmekte. Ama gördük ki, kitap “Sunuşu”ndan sonuna kadar çarpıtmalarla dolu.
Öyle iddia edildiği gibi ilk defa yayınlanan belgeleri değil, uzun yıllardır birçok kitaba ve makaleye konu olmuş belgeleri ihtiva etmektedir. Sadece bu belgelerin bu kadar çarpıtılması ilk defa böyle olmuştur denilebilir. (Vahdettin Engin, Pazarlık-İkinci Abdülhamid ile Siyonist Lider Dr. Theodore Herzl arasında geçen “Filisti’nde Yahudi Vatanı” Görüşmelerinin Gizli Kalmış Belgeleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2010).
Kitabın bütün muhtevası Theodore Herzl’in Filistin’e yerleşme çabaları, orayı yurt edinme gayretlerini işaret ettiği halde, sayın yazar Herzl’ın, Padişahtan böyle bir talepte bulunmadığını iddia etmektedir. Halbuki sayın tarihçi sahife 90-91’de Theodore Herzl’ın Osmanlı Devleti’nin ve padişahın temsilcisi olan Hariciye Müsteşarına yazdığı mektubu kaydediyor. Herzl bizzat yazdığı bu mektupta aynen şunları söylemektedir:
“Siyonizm, çeşitli ülkelerde baskı altında kalan karındaşlarımıza sığınılacak daimi ve emin ve meşru bir yurt meydana getirmeyi hedeflemektedir. Zât-ı Şahanelerinin (padişahın) muvafakatinin (izninin) alınması mümkün olursa söz konusu yurdun Filistin’de olmasını arzu ediyoruz.” (A.g.e. s. 90-91)
Sayın tarihçi sahife 114’te “… Efsanevî bir başka söylem daha yıkılmış oluyor …” demekte ve adeta padişahı bu meselede hiçbir tavır almamış gibi göstermektedir. Herzl’ın padişaha hiçbir şekilde Filistin’de bir vatan ve bu vatan karşılığında da para teklif etmediğini beyan etmektedir. Bunu da teyit için, “Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun Devlet Başkanının karşısına geçip bize toprak satın diyorsunuz. Olmayacak iş. Nitekim de böyle bir iş olmadı.” (A.g.e. s. 114) demektedir.
Elbette, Osmanlı Devlet yapısını, siyasi tavır ve muamelelerini bilenler bunun böyle olduğunu bilirler. Yani Osmanlı Devleti’ne, hangi devirde olursa olsun (Sultan İkinci Abdülhamid Han’dan sonraki devir müstesna) bir yabancı elçinin, devlet adamının veya aracının devletin temel prensiplerine aykırı bir teklifi bizzat padişaha asla yapamazdı. Bu gibi teklifler yapılmak istense bile aracılar, sadrazamlar ve müsteşarlar vasıtasıyla yapılırdı.
Bunu kaydettikten sonra sayın tarihçinin belge olarak yayınladığı mektubun para ile ilgili kısmını görelim. Herzl, Osmanlı Hariciye Müsteşarına yazdığı mektupta devamla diyor ki:
“Musevi göçmenler, bu ana değin Musevi tebaasından bağlılık sıfatına aykırı hiçbir hareket görmemiş olan Padişahın sadık tebaalarından olacaklar ve memlekette teşkil edilecek yeni müesseseler vasıtasıyla vergiler ödeyecekler, kendi refah ve servetlerini arttırdıkları gibi Osmanlı Ülkesinin servetini de çoğaltacaklardır. Bize gelince, ileride kararlaştırılacak şartlar dahilinde Hükümete yüz milyonlarca Frank borç vereceğiz. Bu hizmet ve fedakârlıklara karşılık talep ettiğimiz şey, zulme uğramış karındaşlarımızın daimi bir emniyet altına alınmaları ve samimi olarak çalışabilecekleri meşru zeminin kendilerine sağlanmasıdır. Bu düşüncemizi Basel şehrinde toplanan iki kongrede de açık yüreklilikle ifade ettik. Her türlü yanlış anlaşılmayı bertaraf etmek için, her toplantının başında Padişaha bağlılığımızı belirtmeyi vazife bildik” (A.g.e. s. 91)
Şimdi sormak lazım sayın tarihçimize, bu teklifi Osmanlı Devleti’nin padişahının müsteşarına yapan Herzl, aynı zamanda bu teklifi padişaha yapmış olmuyor mu? Belgeleri çarpıtmaktaki maksat nedir?
Kaldı ki, padişahtan para karşılığında toprak isteğini Newlinski’yi elçi olarak göndererek yapmıştır. Ama diyorsunuz ki, padişahın verdiği cevap efsanedir, uydurmadır. Kendi aleyhlerinde söylenmiş bir sözü Herzl, hatıralarında niçin yazmış olsun. Yani şunu mu demek istiyor: “Abdülhamid Han var ya, o büyük bir kahramandır, bize bir karış bile toprak vermeyeceğini söylemiştir, ne de güzel yapmıştır, işte ben de bu sözünü bunun için yayınlıyorum” mu, demek istemiştir.
Evet Padişah, bu kesin ifadelerle Filistin veya herhangi bir yerden toprak satılması hususunda hiç kimse ile “Pazarlık (!)” yapmamış, bunun teklif edilmesini dahi reddetmiştir.
Sayın tarihçi, buradaki cümleleri inkar edememekte, fakat meseleyi çarpıtmaktadır. Çarpıtmakla kalmamış, yayınladığı belgelerle kendi fikirleri çelişmektedir. Padişaha Filistin karşılığında para teklif edildiğini kabul etmekte, ancak bu paranın çok yüksek bir meblağ değil, 20 milyon olduğunu söylemektedir. Diyelim ki, Herzl, 20 milyon teklif etmiş olsun. Bunun ne önemi var. Önemli olan, az ya da çok bir teklif yapılması ve bu teklifin de reddedilmiş olması değil midir?
Padişahın “Pazarlık” yaptığını iddia ederek Yahudilerin Filistin’e yerleşmeleri meşru mu gösterilmek isteniyor?
Sayın tarihçi meseleyi hafife almak için şöyle söylemektedir: “II. Abdülhamid’in Newlinski’ye bu cevabı verdiği görüşmede, Yahudilerin bütün Osmanlı borçlarını ödemeyi teklif ettikleri tarzında öteden beri devam eden bir yanılgı söz konusudur. Yani buna inanılacak olunursa Newlinski, Yahudilere Filistin’de toprak verilmesi karşılığı olarak Osmanlı Devleti’nin bütün dış borçlarının ödenmesini taahhüt etmektedir. Tabii o dönemde (1896 yılı) mevcut Osmanlı borçlarının toplam miktarı bilinmezse, böyle bir taahhütte bulunulabilmiş olunacağı düşünülebilir. O halde Newlinski’nin bütün Osmanlı borçlarının ödenmesi gibi bir vaatte bulunması söz konusu olamaz. Olsa olsa, normal yollarla bir miktar toprak satın alınması karşılığında ödenmesi öngörülen bir paradan söz edilebilir” (A.g.e. s. 64-65)
Sayın tarihçi, normal yollarla satın alınması ile neyi kastediyor bilmiyoruz ama padişahın bu teklifi reddetmesini belli ki teklif edilen paranın azlığına bağlamaktadır.
Osmanlı tarihi ve bilhassa Sultan İkinci Abdülhamid Han devri hakkında birçok çarpıtmalar yapılmıştır. Fakat sayın tarihçinin yaptığı çarpıtma hepsinin üzerine çıkmış vaziyettedir. Öyle ki, Sultan İkinci Abdülhamid Han’a yapılan teklif eğer yüksek bir rakam olsa idi bunu kabul edebileceğini söylemektedir. İşte sayın tarihçinin sözleri:
“Hal böyle olunca, yıllardır inanılan ve söylenegelen ‘Filistin karşılığında Yahudiler Osmanlı borçlarının tamamını ödemeyi teklif ettiler, II. Abdülhamid ise reddetti’ şeklindeki efsanevi söylemin geçerli olmadığı ortaya çıkar. II. Abdülhamid gibi para işlerinden çok iyi anlayan bir padişah, Osmanlı borçlarının tamamının ödenmesini öngören gerçekçi bir proje ile karşı karşıya bulunduğuna emin olsaydı hiç de konuyu kestirip atmaz, hemen birtakım alternatifler üretirdi” (A.g.e. s. 65)
Çok kıymetli bir tarihçi olduğuna inandığımız hocamızın bu sözleri inanarak yazmadığını zannediyoruz. Nasıl olur da, bir padişahın otuz üç yıllık mücadelesi, bir kalemde bu şekilde karalanabilir. Bırakın toprak satmayı düşünmesi, Yahudilerin Filistin’e gezmek maksadı ile gelmelerine bile bir sürü engeller koymuş, bir aydan fazla kalmalarına bile müsaade etmemiştir.
Padişahın, Yahudilere Filistin ve çevresinden hatta, beş yüz kilometre çevresinden bile toprak satılmamasına dair yüzlerce emri vardır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan ve burada numaralarını bile yayınlamaya kalksak yüzlerce sayfa metin olacak onca belgeyi görmezlikten geleceksiniz, bunun tam aksine bütün vesikaları gördüğünüzü iddia edeceksiniz ve vesikalarda bir işareti bile olmayan bir hükmü padişahın niyeti imiş gibi göstereceksiniz. Bu nasıl tarih anlayışıdır?
Okuyucularımıza söz veriyoruz, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan ve bu mesele ile alakalı olan bütün vesikaları hiç yorum katmadan yayınlayacağız.
Ama biz yine söylüyoruz, birileri sayın tarihçiyi “Pazarlık”la “Oyun”a getirmiştir.
Bu kitabın yazarı olan Sayın Vahdettin ENGİNKitap ta emeği geçen Sayın Murad BARDAKÇIVe kitabın basılmasını sağlayan YEDİTEPE YAYINLARI na Teessüflerimizi iletiyoruz.
Sizlerde Görüş belirtmek istıyorsanız;
Telefon: (0212) 528 47 53 Bu numaradan YEDİTEPE YAYINEVİNE Ulaşabılırsınız ...
YAŞANMAYAN bir DAVA nın YAŞAMA şansı yavaş yavaş ortadan kalkar.ZAFER , DAVA sını YAŞAYARAK YAŞATANLARINDIR..''TARİHİ MİRAS MİSYON YÜKLÜYOR!..[Nesl-i Hareket]
Alintidir
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs410.ash2/68888_169497676394458_134733736537519_599045_1781781_n.jpg
Bu kitap medyada ve magazin tarihçileri tarafından sürekli reklam edilmekte. Ama gördük ki, kitap “Sunuşu”ndan sonuna kadar çarpıtmalarla dolu.
Öyle iddia edildiği gibi ilk defa yayınlanan belgeleri değil, uzun yıllardır birçok kitaba ve makaleye konu olmuş belgeleri ihtiva etmektedir. Sadece bu belgelerin bu kadar çarpıtılması ilk defa böyle olmuştur denilebilir. (Vahdettin Engin, Pazarlık-İkinci Abdülhamid ile Siyonist Lider Dr. Theodore Herzl arasında geçen “Filisti’nde Yahudi Vatanı” Görüşmelerinin Gizli Kalmış Belgeleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2010).
Kitabın bütün muhtevası Theodore Herzl’in Filistin’e yerleşme çabaları, orayı yurt edinme gayretlerini işaret ettiği halde, sayın yazar Herzl’ın, Padişahtan böyle bir talepte bulunmadığını iddia etmektedir. Halbuki sayın tarihçi sahife 90-91’de Theodore Herzl’ın Osmanlı Devleti’nin ve padişahın temsilcisi olan Hariciye Müsteşarına yazdığı mektubu kaydediyor. Herzl bizzat yazdığı bu mektupta aynen şunları söylemektedir:
“Siyonizm, çeşitli ülkelerde baskı altında kalan karındaşlarımıza sığınılacak daimi ve emin ve meşru bir yurt meydana getirmeyi hedeflemektedir. Zât-ı Şahanelerinin (padişahın) muvafakatinin (izninin) alınması mümkün olursa söz konusu yurdun Filistin’de olmasını arzu ediyoruz.” (A.g.e. s. 90-91)
Sayın tarihçi sahife 114’te “… Efsanevî bir başka söylem daha yıkılmış oluyor …” demekte ve adeta padişahı bu meselede hiçbir tavır almamış gibi göstermektedir. Herzl’ın padişaha hiçbir şekilde Filistin’de bir vatan ve bu vatan karşılığında da para teklif etmediğini beyan etmektedir. Bunu da teyit için, “Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun Devlet Başkanının karşısına geçip bize toprak satın diyorsunuz. Olmayacak iş. Nitekim de böyle bir iş olmadı.” (A.g.e. s. 114) demektedir.
Elbette, Osmanlı Devlet yapısını, siyasi tavır ve muamelelerini bilenler bunun böyle olduğunu bilirler. Yani Osmanlı Devleti’ne, hangi devirde olursa olsun (Sultan İkinci Abdülhamid Han’dan sonraki devir müstesna) bir yabancı elçinin, devlet adamının veya aracının devletin temel prensiplerine aykırı bir teklifi bizzat padişaha asla yapamazdı. Bu gibi teklifler yapılmak istense bile aracılar, sadrazamlar ve müsteşarlar vasıtasıyla yapılırdı.
Bunu kaydettikten sonra sayın tarihçinin belge olarak yayınladığı mektubun para ile ilgili kısmını görelim. Herzl, Osmanlı Hariciye Müsteşarına yazdığı mektupta devamla diyor ki:
“Musevi göçmenler, bu ana değin Musevi tebaasından bağlılık sıfatına aykırı hiçbir hareket görmemiş olan Padişahın sadık tebaalarından olacaklar ve memlekette teşkil edilecek yeni müesseseler vasıtasıyla vergiler ödeyecekler, kendi refah ve servetlerini arttırdıkları gibi Osmanlı Ülkesinin servetini de çoğaltacaklardır. Bize gelince, ileride kararlaştırılacak şartlar dahilinde Hükümete yüz milyonlarca Frank borç vereceğiz. Bu hizmet ve fedakârlıklara karşılık talep ettiğimiz şey, zulme uğramış karındaşlarımızın daimi bir emniyet altına alınmaları ve samimi olarak çalışabilecekleri meşru zeminin kendilerine sağlanmasıdır. Bu düşüncemizi Basel şehrinde toplanan iki kongrede de açık yüreklilikle ifade ettik. Her türlü yanlış anlaşılmayı bertaraf etmek için, her toplantının başında Padişaha bağlılığımızı belirtmeyi vazife bildik” (A.g.e. s. 91)
Şimdi sormak lazım sayın tarihçimize, bu teklifi Osmanlı Devleti’nin padişahının müsteşarına yapan Herzl, aynı zamanda bu teklifi padişaha yapmış olmuyor mu? Belgeleri çarpıtmaktaki maksat nedir?
Kaldı ki, padişahtan para karşılığında toprak isteğini Newlinski’yi elçi olarak göndererek yapmıştır. Ama diyorsunuz ki, padişahın verdiği cevap efsanedir, uydurmadır. Kendi aleyhlerinde söylenmiş bir sözü Herzl, hatıralarında niçin yazmış olsun. Yani şunu mu demek istiyor: “Abdülhamid Han var ya, o büyük bir kahramandır, bize bir karış bile toprak vermeyeceğini söylemiştir, ne de güzel yapmıştır, işte ben de bu sözünü bunun için yayınlıyorum” mu, demek istemiştir.
Evet Padişah, bu kesin ifadelerle Filistin veya herhangi bir yerden toprak satılması hususunda hiç kimse ile “Pazarlık (!)” yapmamış, bunun teklif edilmesini dahi reddetmiştir.
Sayın tarihçi, buradaki cümleleri inkar edememekte, fakat meseleyi çarpıtmaktadır. Çarpıtmakla kalmamış, yayınladığı belgelerle kendi fikirleri çelişmektedir. Padişaha Filistin karşılığında para teklif edildiğini kabul etmekte, ancak bu paranın çok yüksek bir meblağ değil, 20 milyon olduğunu söylemektedir. Diyelim ki, Herzl, 20 milyon teklif etmiş olsun. Bunun ne önemi var. Önemli olan, az ya da çok bir teklif yapılması ve bu teklifin de reddedilmiş olması değil midir?
Padişahın “Pazarlık” yaptığını iddia ederek Yahudilerin Filistin’e yerleşmeleri meşru mu gösterilmek isteniyor?
Sayın tarihçi meseleyi hafife almak için şöyle söylemektedir: “II. Abdülhamid’in Newlinski’ye bu cevabı verdiği görüşmede, Yahudilerin bütün Osmanlı borçlarını ödemeyi teklif ettikleri tarzında öteden beri devam eden bir yanılgı söz konusudur. Yani buna inanılacak olunursa Newlinski, Yahudilere Filistin’de toprak verilmesi karşılığı olarak Osmanlı Devleti’nin bütün dış borçlarının ödenmesini taahhüt etmektedir. Tabii o dönemde (1896 yılı) mevcut Osmanlı borçlarının toplam miktarı bilinmezse, böyle bir taahhütte bulunulabilmiş olunacağı düşünülebilir. O halde Newlinski’nin bütün Osmanlı borçlarının ödenmesi gibi bir vaatte bulunması söz konusu olamaz. Olsa olsa, normal yollarla bir miktar toprak satın alınması karşılığında ödenmesi öngörülen bir paradan söz edilebilir” (A.g.e. s. 64-65)
Sayın tarihçi, normal yollarla satın alınması ile neyi kastediyor bilmiyoruz ama padişahın bu teklifi reddetmesini belli ki teklif edilen paranın azlığına bağlamaktadır.
Osmanlı tarihi ve bilhassa Sultan İkinci Abdülhamid Han devri hakkında birçok çarpıtmalar yapılmıştır. Fakat sayın tarihçinin yaptığı çarpıtma hepsinin üzerine çıkmış vaziyettedir. Öyle ki, Sultan İkinci Abdülhamid Han’a yapılan teklif eğer yüksek bir rakam olsa idi bunu kabul edebileceğini söylemektedir. İşte sayın tarihçinin sözleri:
“Hal böyle olunca, yıllardır inanılan ve söylenegelen ‘Filistin karşılığında Yahudiler Osmanlı borçlarının tamamını ödemeyi teklif ettiler, II. Abdülhamid ise reddetti’ şeklindeki efsanevi söylemin geçerli olmadığı ortaya çıkar. II. Abdülhamid gibi para işlerinden çok iyi anlayan bir padişah, Osmanlı borçlarının tamamının ödenmesini öngören gerçekçi bir proje ile karşı karşıya bulunduğuna emin olsaydı hiç de konuyu kestirip atmaz, hemen birtakım alternatifler üretirdi” (A.g.e. s. 65)
Çok kıymetli bir tarihçi olduğuna inandığımız hocamızın bu sözleri inanarak yazmadığını zannediyoruz. Nasıl olur da, bir padişahın otuz üç yıllık mücadelesi, bir kalemde bu şekilde karalanabilir. Bırakın toprak satmayı düşünmesi, Yahudilerin Filistin’e gezmek maksadı ile gelmelerine bile bir sürü engeller koymuş, bir aydan fazla kalmalarına bile müsaade etmemiştir.
Padişahın, Yahudilere Filistin ve çevresinden hatta, beş yüz kilometre çevresinden bile toprak satılmamasına dair yüzlerce emri vardır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan ve burada numaralarını bile yayınlamaya kalksak yüzlerce sayfa metin olacak onca belgeyi görmezlikten geleceksiniz, bunun tam aksine bütün vesikaları gördüğünüzü iddia edeceksiniz ve vesikalarda bir işareti bile olmayan bir hükmü padişahın niyeti imiş gibi göstereceksiniz. Bu nasıl tarih anlayışıdır?
Okuyucularımıza söz veriyoruz, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan ve bu mesele ile alakalı olan bütün vesikaları hiç yorum katmadan yayınlayacağız.
Ama biz yine söylüyoruz, birileri sayın tarihçiyi “Pazarlık”la “Oyun”a getirmiştir.
Bu kitabın yazarı olan Sayın Vahdettin ENGİNKitap ta emeği geçen Sayın Murad BARDAKÇIVe kitabın basılmasını sağlayan YEDİTEPE YAYINLARI na Teessüflerimizi iletiyoruz.
Sizlerde Görüş belirtmek istıyorsanız;
Telefon: (0212) 528 47 53 Bu numaradan YEDİTEPE YAYINEVİNE Ulaşabılırsınız ...
YAŞANMAYAN bir DAVA nın YAŞAMA şansı yavaş yavaş ortadan kalkar.ZAFER , DAVA sını YAŞAYARAK YAŞATANLARINDIR..''TARİHİ MİRAS MİSYON YÜKLÜYOR!..[Nesl-i Hareket]
Alintidir