Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar, konusunda bu İçerik Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar

- Sadefan.com | Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar paylaşımı

AloneLord

Genel Sorumlu

Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar

Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar

Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar

Kara Ali

OSMANLI döneminde, liman cüzdanını kaybeden kaptan yenisini çıkarmak için Liman Reisliğine gitmiş...
Memur başlamış sormaya:
"Adın ne?"
"Kara Ali!"
"Nerelisin?"
"Karabigalı!"
"Geminin adı ne?"
"Kara Yunus!"
"Nereden geliyorsun?"
"Karadenizden!"
"Yükün ne?"
"Karalahana!"
"Nereye gideceksin!"
"Karamürsele!"
MEMUR, ya sabır demiş:
"Dönüşte bizim limana uğrayacak mısın?
"Hayır. Orada gemiyi karaya çekeceğim, Karamanda Karadağlı, Karamustafayı gördükten sonra, karadan Mekke - i Mükerremeye gidip, kara donlu Baytullaha yüz süreceğim!"
Memur lahavle çekmiş:
"İnşallah oradan yüzünün akıyla dönersin!"
"Yüzümüz ak mı kara mı çıkar, bu ancak kara toprağa girdikten sonra belli olur!"
Memur dayanamamış:
"Zift mi kesildin be mübarek!


"Ben Fatih, Ayağa Kalk!"

Bizanslılar 'dan büyük bir halk kütlesi son mukavamet merkezi olarak Ayasofya Kilisesi'ne dolmuşlardı. Türk askerleri sıkıca kapatılmış olan Ayasofya'nın kapılarını zorla açarak içeri girdiler. Sultan, kendisini iki ay uğraştıran bu insan kütlesine karşı, insanlığın üstünde bir merhamet ve şefkat gösterdi. Bu arada ayaklarına kapanan İstanbul patriğini yerden kaldırmak âlicenaplığını gösteren cihangir, şu sözlerle patriği teselli etti:

"Ayağa kalkınız. Ben Sultan Mehmed, hepinize söylüyorum ki, şu andan itibaren artık ne hayatınız, ne hürriyetiniz hususunda gazab-ı şahanemden korkmayınız!"


ALDIĞIMIZ FİYATA

Keçecizâde’nin Rusya’da bulunduğu sıralarda Rus Çarı, Keçecizâde Fuad Paşa’ya takılır:
- Paşa şu Girit’i satsanız!
- Hay hay, satalım ekselans
- Kaça satarsınız?
- Aldığımız fiyata
Girit’in yirmi seneyi aşkın bir zamanda ve binlerce şehitle alındığını bilen Çar sararır.


AÇLIK
Fatih, hocası Akşemseddin’e sorar:- İnsan açlığa ne kadar dayanabilir?
Akşemsettin cevap verir:- Ölünceye kadar


ADAMA GÖRE ADAM

İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
- Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
- Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.


AHMET MÜSADE ETMEZ

Sadrazam Keçecizade Fuad Paşa’ya yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler. Paşa hemen:
- Ahmet müsaade etmez, demiş. Sormuşlar
- Hangi Ahmet
- Karaca Ahmet.


AK SAKALLI

Varna Savaşı’nda muharebe meydanında gezen II. Murad, düşman askerlerinin hep genç olduğunu görür. Komutanlarından birine sorar. “Garip değil mi? Bu kadar ölünün içinde hiç ak sakallı görmedim. Hepsi genç, hepsi taze!” Komutan şu cevabı verir:
- Padişahım! İçlerinde bir ak sakallı olsaydı, başlarına bu felâket gelir miydi?


Erikçi
Birgün padişahın kızı uyuyormuş ve padişah, uyanıp rahatsız olmasını istemiyormuş. O sırada seyyar satıcının sesi sokaktan padişahın kızının odasına kadar gelmekteymiş. Padişah, hemen :
- Ne satıyolarsa müsait bir taraflarına sokun! demiş.
Bunun üzerine askerler yakaladıkları erik satıcısının eriklerini müsait bir tarafına sokmaya başlamışlar. Erikçi, kıkır kıkır gülüyormuş. Bunu göre askerler :
- Ne o Yoksa hoşuna mı gitti demişler. Erikçi :
- Hayır, ben arkadan bağıra çağıra gelen karpuzcunun halini düşünüyorum!..



Kaz

Soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Dolaşırlarken dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup döverek tabaklıyormuş. Padişah yaşlı adamın yanına yanaşmış ve selam vermiş:
P: Selamünaleyküm, ey pirii fani!
A: Aleykümselam, ey serdarı cihan!
P: Altılarda ne yaptın?
A: Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor.
P: Ankara Geceleri kalkmadın mı?
A: Kalktık. Lakin, ellere yaradı.
Padişah gülmüş ve konuşmasını sürdürmüş:
P: Bir kaz göndersem yolar mısın?
A: Hem de ciyaklatmadan.
Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş:
P: Ne konuştuğumuzu anladın mı?
V: Hayır, padişahım.
Padişah sinirlenmiş ve vezire çıkışmış: “Nasıl anlamazsın? Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlayamazsan kelleni alırım!..” Korkuya kapılan başvezir padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına geri dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor. Hemen yanına yanaşmış ve sormuş: “Padişahla ne konuştunuz?” Adam, başveziri şöyle bir süzmüş: “Kusura bakma ama bedava söylemem. Ver yüz altın, söyleyeyim.” Başvezir çıkarıp yüz altın vermiş ve sormayı sürdürmüş: “Sen padişahı ‘serdarı cihan’ diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?” Adam “Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.” demiş. Vezir şaşkın şaşkın kafasını kaşımış ve devam etmiş: “Peki, ‘altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor’ ne demek?” Adam buna yanıt vermek için de yüz altın istemiş. Başvezir çıkarıp altınları vermiş; yaşlı adam da yanıtlamış: “Padişah, ‘altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun?’ diye sordu. Ben de ‘yalnızca altı ay yaz değil altı ay da kış çalışmazsak yemek bulamıyoruz’ dedim.” Vezir hala şaşkın bir halde bir soru daha sormuş: “Peki, ‘geceleri kalkmadın mı?’ ne demek?” Yaşlı adam bu soru için de yüz altın almış: "Padişah ‘çocukların yok mu’ diye sordu. Ben de ‘var ama hepsi kız. Evlendiler; başkasına yaradılar’ dedim.” Vezirin kafası iyice karışmış ama sormayı sürdürmüş: “Bir de ‘kaz gönderirsem yolar mısın’ dedi. O ne demek?” Adam gülmüş: “Onu da sen bul!..”


Namık Kemal ile Papaz

Namık Kemal bir arkadaşıyla parkta oturuyordu. Tam sohbeti koyulaştırmışlardı ki karşıdan bir papaz geldi. Sakalı da beline kadar sarkıyordu. Arkadaşı: "Bırak atıp tutmayı şair. Bu papazın sakalını kestirebilir misin?" dedi. "Kestiririm" Namık Kemal; papaza yaklaştı. "Afedersiniz papaz efendi. Sana bir soru soracağım. Yanıtını yarın verirsin..." dedi. Papaz "Sor bakalım" deyince Namık Kemal; "Yattığında sakalını yorganın altına mı koyarsın üstüne mi?" Papaz her zamanki gibi evine gitti. Gece oldu. Yattı. Sakalını yorganının üstüne koydu olmadı. Altına koydu, yine olmadı. Gece gözüne bir türlü uyku girmedi. Sonunda dayanamadı. Gece kalktı. Sakalını kesti. Ertesi gün papazı kiliseye giderken gören Namık Kemal, arkadaşına:
- Gördün mü?
- Görmesine gördüm. Senden korkulur valla!..
- Neden korkulur?
- Bereket versin papazın yalnızca sakalını kestirmek için iddiaya girmiştik. Ya başka yerini kestirmek için iddiaya girseydik!..


Çıkmaz Oldu Aylıklar

Abdülhamit döneminde Kıbrıs'ta halk angarya çalıştırılır gibi ücretleri ödenmezmiş. Parasızlık halkın canına tak etmiş. İçlerinden biri arkadaşlarına: "Çoluk çocuğumuza ekmek alacak paramız yok. Abdülhamit'in de bize ödeyeceği yok. Padişahın hakkından Namık Kemal gelir. Durumu ona söyleyelim." demiş. Bulmuşlar Namık Kemal'i. Demişler: "Bir senedir çalışırız. Ne para aldık, ne de pul. Açlıktan ağzımız kokmaya başladı.” Namık Kemal: "Tamam. Şimdi size bir destan yazacağım. Gidip yatak odasının karşısına asacaksınız. Yatmaya giderken görecek." demiş. Namık Kemal almış eline kalemi. Yazmış: "Az mı hizmet ettik olsun bize yazıklar. Sultan Hamit'in canı gibi çıkmaz oldu aylıklar!.." Abdülhamit yazıyı okumuş. Yazanı anlamış. Askerlerine: "Bana çabuk Namık Kemal'i bulup getirin!.." demiş. Namık Kemal durumun böyle olacağını anladığından gemiye binmiş. Başka ülkeye kaçmış. Abdülhamit askerlerine emretmiş. İşçilerine olan borcunu onluğuna kuruşuna kadar ödemiş. O tarihten sonra işçiler ücretlerini günü gününe almışlar.
 
Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi, Osmanlı'dan günümüze kalan ... Tarihi Fıkralar ile tarih severler tüm detayları öğrenebilir.
Geri
Üst