AloneLord
Genel Sorumlu
Osmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı
Osmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı
Osmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı
I- KONUNUN TAKDİMİ
İnsana saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanın hak ve hürriyetlerine saygıyla ve hiç bir fark gözetmeksizin hukukun kâidelerini bütün insanlara eşit olarak tatbik etmekle mümkündür. Bu sebeple bu konuyuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti ve muâsırı olan diğer devletlerde insanın hak ve hürriyetlerine karşı nasıl davranıldığı ve hukuka gösterilen saygı açısından incelemeye gayret edeceğiz. Aslında insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hukuka saygının bir ifadesi olsa daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir bütün olarak hukuka saygıyı da kısaca tetkik edeceğiz.
Önemle arzedelim kiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı günümüzde bilinenin ve bize okullarda öğretilenin tersineOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygının tarihî gelişimi açısındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Batı ile Doğu ve daha doğrusu Osmanlı Devleti ile diğer çağdaşı olan devletlerin durumuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı %100'e varan nisbette birbirinden farklıdır. Kamu hukuku kitaplarında anlatılan ve öğretilenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanların hak ve hürriyetlerine ait gelişmeler ve hatta biraz sonra kısaca bahsedeceğimiz 1215 tarihli İngiliz Magna Carta'sı ile Fransız 1789 tarihli inkılâbının bu açıdan arzettiği önemOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece Osmanlı Devleti dışındaki ve daha doğrusu İslâm ülkeleri dışındaki devletler açısından doğrudur. ZiraOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı biraz sonra belgeleriyle ortaya koyacağımız gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti'ndeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı çağdaşı olan gayr-i müslim devletlerde ve özellikle Batı'da çok zor şartlar altında elde edilen insana ait hak ve hürriyetlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı uygulamadaki suiistimaller ve yanlış uygulamalar dışındaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı başından beri Osmanlı Devleti'nde mevcuttur. Zira Osmanlı Devleti müslümandır ve İslâm âlemindeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Hz. Peygamber devrinde yani miladî VII. asırda hazırlanan Medine Anayasası diyebileceğimiz Sahife adlı metinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ilk hak ve hürriyetler beyânnâmesi olarak vasıflandırabileceğimiz Veda‘ Hutbesi ve Kur‘an ile hadislerdeki insana ait hak ve hürriyetlerle alakalı beyânlarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı günümüzdeki anlamıyla bir çok hak ve hürriyetleri tesbit ve tayin etmiştir.
Konuyu takdim ederken şu hakikatı da belirtmeden geçemeyeceğiz: Osmanlı Devleti'nde insana Allah'ın mahluku muhterem ve aziz bir varlık olarak bakılır. Yunus'un "Yaradılanı severiz Yaradan'dan ötürü" şeklindeki espirisiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı özellikle yükselme devirlerinde çok açık bir şekilde Osmanlı Devleti'ne hâkim olan espiridir. İsterseniz insana ve onun haklarına saygıyı muvakkaten bir tarafa bırakarakOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hayvanlara bile ne derece saygı gösterildiğiniOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir belge ile sizlere takdim edip daha sonra insana ve hukuka saygı üzerinde duralım: Evvelâ hatırlatalım: Batı dünyasında hayvan hakları kavramı 19. asrın son çeyreğinde gündeme gelmişken ve Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Bildirisini 1948'de kabul etmişkenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı aynı esaslar ve hatta daha ilerideki bazı kâidelerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Kanunnâmelerinde ilk dönemlerden beri yer almış bulunmaktadır. Misal olsun diye II. Bâyezid devrinde hazırlanan 1502 tarihli İstanbul Belediye Kanunnamesindeki şu hükmü beraber mütala‘a edelim:
"Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler. Ve ağır yük urmayalar; zira dilsüz canavardır. Her kangısında eksük bulunursaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sâhibine tamam etdüre. Etmeyeni ve eslemeyeni gereği gibi hakkından gele."
"Fil-cümle bu zikrolunanlardan gayrı her ne kim Allah u Te‘âla yaratmıştırOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hepsinin hukukunu muhtesip görüp gözetse gerektirOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı şer‘î hükmi vardır." . Hayvanların ve hatta karıncanın hukukuna bile tecâvüzü yasaklayan bir inanca sahip olan bir devletinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı suiistimallerin dışında insanların hak ve hürriyetlerine saygı göstermemesi mümkün değildir. Maalesef efkâr-ı âmmede tersi yayılmak istendiğine göreOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı belgelere dayanarak meselenin izah edilmesi icabetmektedir.
"Herşey zıddıyla bilinir" kâidesinceOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı evvela Osmanlı Devletinin muâsırı olan bazı devletlerdeki durumu tetkik edelim:
II- OSMANLI DEVLETİNİN ÇAĞDAŞI OLAN BA‘ZI DEVLETLERDE İNSANA VE ONUN HAK VE HÜRRİYETLERİNE SAYGI
KonuyuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti'nin muâsırı olan bütün devletler açısından ele almak mümkün değildir. Ancak ba‘zı önemli gelişmeleriOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ana başlıkları özetleme tarzında ele almak istiyoruz.
1) Avrupa devletlerinde insana ve hukuka saygının yerleşebilmesi için 1848'deki sanayi inkılâbını ve hatta XX. asrı beklemek icabeder. Zira bazı önemli gelişmelere rağmenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir türlü cemiyetin bütün bireylerine teşmîl edilememiştir. Genelde ele almak gerekirseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'da tatbik edilen feodalite nizâmı gereği insanlar yarı köle statüsündedirler. Fief denilen toprak parçalarının sahipleriOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı aynı zamanda o toprak üzerinde yaşayan insanların da mâliki hükmündedir. Bu sebeple insanın hakkında değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ancak kral veya senyörler tarafından ihsan edilen bazı imkânlardan bahsetmek icabetmektedir. Bu bakış açısını terkedersenizOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'daki insan hak ve hürriyetleri ile alakalı gelişmeleri tam değerlendiremezsiniz . Yani Avrupa'da insana ait hak ve hürriyetlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sanki kralın bir ihsanı ve bahşişidir. Osmanlı Devleti'nde hâkim olan inanca göre iseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı paşa ile gedâ farkı gözetilmeksizin herkes Allah'ın mahluku olmak nokta-i nazarından eşittirler ve hak ve hürriyetleri yaratılışdan mevcuttur. Bu farklılığı bilmeyenlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı maalesef Osmanlı Devleti'ndeki tımar nizamı ile Avrupa'daki feodal nizamı birbirine karıştırmaktadırlar. Bu genel izahdan sonra şimdi de bazı önemli gelişmeleri ve müşahhas misalleri görelim:
A) Hürriyetin beşiği olarak takdim edilen İngiltere'de 1215 tarihli Magna Carta Libertatum denilen yazılı belgeye kadarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygıdanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı asil aileler dışında bahsetmek anlamızdır. Bu belge deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insan hak ve hürriyetlerini tesbit için değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece iktidar ile halkOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı soylular ile din adamları arasındaki dengeyi kurmak için ilan edilmiştir. BizOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Kral VIII. Henri zamanı yani XVI asra kadar kadının İncil'e bile el süremeyecek kadar murdar bir yaratık kabul edildiği anlayışının varlığınıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı 1805 tarihine kadar belirli sınıf kadınların yarım şilin karşılığında satılabildiğini ve kadına mülkiyet hakkının tanınmadığını misâl olarak zikredersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygının ne derece halka teşmil edilebildiği hakkında az da olsa bir fikir verebiliriz. Zikredilen misallereOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı XVI. yüzyılda kabul edilen "Haklar Bildirileri" ile sınırlı bir hak-hürriyet anlayışının İngiltere'de yayıldığını XVIII. asrın sonuna kadar vatandaşın siyasî haklarını kullanamadığını ve genel seçim sisteminin de XIX. yüzyılın yarısına doğru kabul edildiğini eklersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygının sınırları daha iyi anlaşılabilir .
B) Batı'nın insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygı bakımından şampiyon ülke ilan edilen Fransa'da da durumOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı anlatıldığı gibi iç açıcı değildir. 1789 Büyük İhtilâli'nden evvel ülkede tam bir esâret ve derebeylik hâkimdir. DerebeylerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kendileriniOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ellerinde zorla bulundurdukları toprağın ve üzerinde yaşayan insanların mâliki sayarlar. İnsanlara saygı daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hukuk daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı derebeylerin iradesi ve arzusudur. 1789 İhtilâlini neticesinde ilan edilen İnsan Hakları Beyannâmesi deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bugünkü anlamda bir insan hakları bildirisi demek değildir. Hiç olmayan bir şeyi kısmen kabullenme mahiyeti taşıdığındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece Batı'daki insana ve haklarına saygı açısından önemlidir. İnsana ait hakların ilk defa yaratılıştan var olduğunaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu bildiri ile inanılmaya başlanmıştır. 1789 tarihli Fransız İnsan Hakları BildirisiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanı köleliktenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı zilletten ve sefâletten kurtulduğunu ilan etmişse deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu şefkatini bütün insanlara teşmil edememiştir. O tarihlerde hazırlanan Fransız Medeni KanunuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı "çocuğuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı akıl hastasını ve kadını mahcûr" saymakta ve kadına kendi mal varlığı üzerinde tasarruf hakkı tanımamaktadır. Kadının tasarruf hakkınınOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı nihâyet 1908'de tanındığını belirtirsekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu Beyannâmenin ve onu takip eden gelişmelerinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygı açısından hudutlarını tahayyül edebiliriz .
C) İnsana saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanın hak ve hürriyetlerine saygıdır demiştik. Bu hak ve hürriyetlerin en önemlilerinden biri deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı din ve vicdan hürriyetidir. Bu hak ve hürriyeti çok güzel yansıtması açısındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macaristan'daki durumu da gözler önüne sermek ve Avrupa'da benzeri hallerin çok yaşandığını ve 300 sene süren mezhep kavgalarının Avrupa'yı alt-üst ettiğini belirtmek istiyoruz. Yaşanan bir misal şudur:
Fâtih Sultan MehmedOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Rumeli’deki fetihlerini genişleterek Sırbistan sınırlarına geldiği zamanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı iki ateş arasında kalan SırplarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macaristan ile Osmanlı Devleti'nden birisini tercih etmek mecburiyetinde kalmışlardır. O dönemde Sırplar OrtodoksOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macarlar ise Katolik idiler ve Romalılar ile Latinler arasında anlaşmazlık bulunduğu gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bunlar da birbirlerini hiç sevmezlerdi. Macaristan Kralı Jan HunyadOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Sırbistan'ı ele geçirmek istiyordu. Sırbistan Kralı George BrankoviçOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kendisini Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmeye teşvik eden Macaristan Kralı nezdine bir heyet gönderir ve sorar: "Macarlar Türklere gâlip gelirseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Sırplıların mezhepleri olan Ortodoksluk hakkında ne gibi müsaadelerde bulunacaksınız?". Jan Hunyad'ın cevabıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygılarının derecesini yansıtması açısından çok ilgi çekicidir: "Sırbistan'ın her tarafında Katolik kiliseleri tesis edeceğim. Ortodoks kiliselerini yıkacağım." Aynı soruyu sormak üzere bir heyeti de Fatih Sultan Mehmed'e göndermiş ve Fâtih'in verdiği cevap ise şöyle olmuştur: "Her caminin yanında bir kilise inşâ edilecek." Bu cevabı alan Sırbistan KralıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Hıristiyan olan Macaristan'a değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Müslüman olan Osmanlı Devleti'ne itaat etmiştir .
Netice olarak Avrupa'da insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygıyı tam anlamıyla görebilmek için 1848 tarihli sanayi inkılabını ve hatta Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği İnsan Hak ve Hürriyetleri Beyannâmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini beklemek gerekmektedir. Zira evli bir kadına kendi el emeği üzerinde tasarruf hakkıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ancak 13 Temmuz 1907'de verildiği nazara alınırsa ve bu hakka konulan kayıtların ancak 1938'lerden sonra kaldırıldığı düşünülürseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı mesele daha iyi anlaşılır kanaatindeyim.
2) Amerika'da insana ve onun hak ve hürriyetlerine gösterilen saygının tarihi gelişimiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'dakinden daha hızlı değildir. Ve hatta Amerika'da durum daha da vahimdir denilebilir. XVIII. yüzyılda yayınlanan Virginia Haklar Bildirisi ve benzeri beyannâmelerin kabulünden önceOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bütün Amerikan halkıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı beyazıyla ve siyahıylaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupalı İngilizlerin ve onların işbirlikçisi diğer Avrupalı sömürgeci devletlerin kulu ve kölesi durumundadırlar. Bu tarihlerden 1970'lere kadarki gelişmelerin siyahları içine almadığını belirtirsek ve mezkûr tarihe kadar zencilerin adamdan dahi sayılmadığını ifade edersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine karşı Amerika'daki durumuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Kuzeyi ile ve Güneyi ile daha iyi özetlemiş oluruz .
3) Asya ve Afrika'da bulunan ve müslüman olmayan Osmanlı Devleti'nin muasırı devletlerde insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa ve Amerika'dan daha kötü bir vaziyettedir. Asırlarca İslâmın ve müslümanların tesirleriyle dahi değiştirilemiyenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Eski Hind Hukukuna göreOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kadın hiç bir hak sahibi değildir. Budizmin mukaddes kitabı sayılan Veda'larda kadın kasırgadanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ölümdenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı zehirden ve yılandan daha kötü bir yaratık olarak tasvir edilmektedir. Kadına bakış açısı böyle olduğu gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı erkekler de kendi aralarında belirli sınıflara ayrılmışlardı ve bu sınıfların en büyüğünü köleler sınıfı teşkil ediyordu . Verilen bu misallerden insana saygınınOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı toplumun bütün fertlerine teşmil edilemediğini hemen anlamak mümkündür. Ancak müslüman olan Asya ve Afrika ülkelerindeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bazı mahallî âdet ve anlayışlar tam olarak yıkılamamışsa daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı yine de İslâmın tesiriyle diğerleriyle mukayese edilemeyecek kadar müsbet gelişmeler olmuştur. Afrika kıt‘asının iseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı müslüman ülkeleri istisna edersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir köleler vatanı olduğunu ve XIX. yüzyılda köleliğin ve köle ticaretinin yasaklanmasına kadarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu bölgelerde insana ve hukuka saygının asla yerleşemediğini esefle müşahede ediyoruz.
Osmanlı Devleti'nin muâsırı olan bütün devletlerdeki durumu özetlemek dahi bu makalemizin sınırlarını aşacağındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı verilen misallerle iktifâ ederekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı şimdi Osmanlı Devleti'ndeki durumu özetlemeye çalışalım.
Osmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı
I- KONUNUN TAKDİMİ
İnsana saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanın hak ve hürriyetlerine saygıyla ve hiç bir fark gözetmeksizin hukukun kâidelerini bütün insanlara eşit olarak tatbik etmekle mümkündür. Bu sebeple bu konuyuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti ve muâsırı olan diğer devletlerde insanın hak ve hürriyetlerine karşı nasıl davranıldığı ve hukuka gösterilen saygı açısından incelemeye gayret edeceğiz. Aslında insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hukuka saygının bir ifadesi olsa daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir bütün olarak hukuka saygıyı da kısaca tetkik edeceğiz.
Önemle arzedelim kiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı günümüzde bilinenin ve bize okullarda öğretilenin tersineOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygının tarihî gelişimi açısındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Batı ile Doğu ve daha doğrusu Osmanlı Devleti ile diğer çağdaşı olan devletlerin durumuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı %100'e varan nisbette birbirinden farklıdır. Kamu hukuku kitaplarında anlatılan ve öğretilenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanların hak ve hürriyetlerine ait gelişmeler ve hatta biraz sonra kısaca bahsedeceğimiz 1215 tarihli İngiliz Magna Carta'sı ile Fransız 1789 tarihli inkılâbının bu açıdan arzettiği önemOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece Osmanlı Devleti dışındaki ve daha doğrusu İslâm ülkeleri dışındaki devletler açısından doğrudur. ZiraOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı biraz sonra belgeleriyle ortaya koyacağımız gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti'ndeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı çağdaşı olan gayr-i müslim devletlerde ve özellikle Batı'da çok zor şartlar altında elde edilen insana ait hak ve hürriyetlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı uygulamadaki suiistimaller ve yanlış uygulamalar dışındaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı başından beri Osmanlı Devleti'nde mevcuttur. Zira Osmanlı Devleti müslümandır ve İslâm âlemindeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Hz. Peygamber devrinde yani miladî VII. asırda hazırlanan Medine Anayasası diyebileceğimiz Sahife adlı metinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ilk hak ve hürriyetler beyânnâmesi olarak vasıflandırabileceğimiz Veda‘ Hutbesi ve Kur‘an ile hadislerdeki insana ait hak ve hürriyetlerle alakalı beyânlarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı günümüzdeki anlamıyla bir çok hak ve hürriyetleri tesbit ve tayin etmiştir.
Konuyu takdim ederken şu hakikatı da belirtmeden geçemeyeceğiz: Osmanlı Devleti'nde insana Allah'ın mahluku muhterem ve aziz bir varlık olarak bakılır. Yunus'un "Yaradılanı severiz Yaradan'dan ötürü" şeklindeki espirisiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı özellikle yükselme devirlerinde çok açık bir şekilde Osmanlı Devleti'ne hâkim olan espiridir. İsterseniz insana ve onun haklarına saygıyı muvakkaten bir tarafa bırakarakOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hayvanlara bile ne derece saygı gösterildiğiniOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir belge ile sizlere takdim edip daha sonra insana ve hukuka saygı üzerinde duralım: Evvelâ hatırlatalım: Batı dünyasında hayvan hakları kavramı 19. asrın son çeyreğinde gündeme gelmişken ve Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Bildirisini 1948'de kabul etmişkenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı aynı esaslar ve hatta daha ilerideki bazı kâidelerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Kanunnâmelerinde ilk dönemlerden beri yer almış bulunmaktadır. Misal olsun diye II. Bâyezid devrinde hazırlanan 1502 tarihli İstanbul Belediye Kanunnamesindeki şu hükmü beraber mütala‘a edelim:
"Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler. Ve ağır yük urmayalar; zira dilsüz canavardır. Her kangısında eksük bulunursaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sâhibine tamam etdüre. Etmeyeni ve eslemeyeni gereği gibi hakkından gele."
"Fil-cümle bu zikrolunanlardan gayrı her ne kim Allah u Te‘âla yaratmıştırOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hepsinin hukukunu muhtesip görüp gözetse gerektirOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı şer‘î hükmi vardır." . Hayvanların ve hatta karıncanın hukukuna bile tecâvüzü yasaklayan bir inanca sahip olan bir devletinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı suiistimallerin dışında insanların hak ve hürriyetlerine saygı göstermemesi mümkün değildir. Maalesef efkâr-ı âmmede tersi yayılmak istendiğine göreOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı belgelere dayanarak meselenin izah edilmesi icabetmektedir.
"Herşey zıddıyla bilinir" kâidesinceOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı evvela Osmanlı Devletinin muâsırı olan bazı devletlerdeki durumu tetkik edelim:
II- OSMANLI DEVLETİNİN ÇAĞDAŞI OLAN BA‘ZI DEVLETLERDE İNSANA VE ONUN HAK VE HÜRRİYETLERİNE SAYGI
KonuyuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Osmanlı Devleti'nin muâsırı olan bütün devletler açısından ele almak mümkün değildir. Ancak ba‘zı önemli gelişmeleriOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ana başlıkları özetleme tarzında ele almak istiyoruz.
1) Avrupa devletlerinde insana ve hukuka saygının yerleşebilmesi için 1848'deki sanayi inkılâbını ve hatta XX. asrı beklemek icabeder. Zira bazı önemli gelişmelere rağmenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir türlü cemiyetin bütün bireylerine teşmîl edilememiştir. Genelde ele almak gerekirseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'da tatbik edilen feodalite nizâmı gereği insanlar yarı köle statüsündedirler. Fief denilen toprak parçalarının sahipleriOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı aynı zamanda o toprak üzerinde yaşayan insanların da mâliki hükmündedir. Bu sebeple insanın hakkında değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ancak kral veya senyörler tarafından ihsan edilen bazı imkânlardan bahsetmek icabetmektedir. Bu bakış açısını terkedersenizOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'daki insan hak ve hürriyetleri ile alakalı gelişmeleri tam değerlendiremezsiniz . Yani Avrupa'da insana ait hak ve hürriyetlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sanki kralın bir ihsanı ve bahşişidir. Osmanlı Devleti'nde hâkim olan inanca göre iseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı paşa ile gedâ farkı gözetilmeksizin herkes Allah'ın mahluku olmak nokta-i nazarından eşittirler ve hak ve hürriyetleri yaratılışdan mevcuttur. Bu farklılığı bilmeyenlerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı maalesef Osmanlı Devleti'ndeki tımar nizamı ile Avrupa'daki feodal nizamı birbirine karıştırmaktadırlar. Bu genel izahdan sonra şimdi de bazı önemli gelişmeleri ve müşahhas misalleri görelim:
A) Hürriyetin beşiği olarak takdim edilen İngiltere'de 1215 tarihli Magna Carta Libertatum denilen yazılı belgeye kadarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygıdanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı asil aileler dışında bahsetmek anlamızdır. Bu belge deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insan hak ve hürriyetlerini tesbit için değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece iktidar ile halkOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı soylular ile din adamları arasındaki dengeyi kurmak için ilan edilmiştir. BizOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Kral VIII. Henri zamanı yani XVI asra kadar kadının İncil'e bile el süremeyecek kadar murdar bir yaratık kabul edildiği anlayışının varlığınıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı 1805 tarihine kadar belirli sınıf kadınların yarım şilin karşılığında satılabildiğini ve kadına mülkiyet hakkının tanınmadığını misâl olarak zikredersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygının ne derece halka teşmil edilebildiği hakkında az da olsa bir fikir verebiliriz. Zikredilen misallereOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı XVI. yüzyılda kabul edilen "Haklar Bildirileri" ile sınırlı bir hak-hürriyet anlayışının İngiltere'de yayıldığını XVIII. asrın sonuna kadar vatandaşın siyasî haklarını kullanamadığını ve genel seçim sisteminin de XIX. yüzyılın yarısına doğru kabul edildiğini eklersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygının sınırları daha iyi anlaşılabilir .
B) Batı'nın insana ve onun hak ve hürriyetlerine saygı bakımından şampiyon ülke ilan edilen Fransa'da da durumOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı anlatıldığı gibi iç açıcı değildir. 1789 Büyük İhtilâli'nden evvel ülkede tam bir esâret ve derebeylik hâkimdir. DerebeylerOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kendileriniOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ellerinde zorla bulundurdukları toprağın ve üzerinde yaşayan insanların mâliki sayarlar. İnsanlara saygı daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı hukuk daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı derebeylerin iradesi ve arzusudur. 1789 İhtilâlini neticesinde ilan edilen İnsan Hakları Beyannâmesi deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bugünkü anlamda bir insan hakları bildirisi demek değildir. Hiç olmayan bir şeyi kısmen kabullenme mahiyeti taşıdığındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı sadece Batı'daki insana ve haklarına saygı açısından önemlidir. İnsana ait hakların ilk defa yaratılıştan var olduğunaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu bildiri ile inanılmaya başlanmıştır. 1789 tarihli Fransız İnsan Hakları BildirisiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanı köleliktenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı zilletten ve sefâletten kurtulduğunu ilan etmişse deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu şefkatini bütün insanlara teşmil edememiştir. O tarihlerde hazırlanan Fransız Medeni KanunuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı "çocuğuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı akıl hastasını ve kadını mahcûr" saymakta ve kadına kendi mal varlığı üzerinde tasarruf hakkı tanımamaktadır. Kadının tasarruf hakkınınOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı nihâyet 1908'de tanındığını belirtirsekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu Beyannâmenin ve onu takip eden gelişmelerinOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve hukuka saygı açısından hudutlarını tahayyül edebiliriz .
C) İnsana saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insanın hak ve hürriyetlerine saygıdır demiştik. Bu hak ve hürriyetlerin en önemlilerinden biri deOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı din ve vicdan hürriyetidir. Bu hak ve hürriyeti çok güzel yansıtması açısındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macaristan'daki durumu da gözler önüne sermek ve Avrupa'da benzeri hallerin çok yaşandığını ve 300 sene süren mezhep kavgalarının Avrupa'yı alt-üst ettiğini belirtmek istiyoruz. Yaşanan bir misal şudur:
Fâtih Sultan MehmedOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Rumeli’deki fetihlerini genişleterek Sırbistan sınırlarına geldiği zamanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı iki ateş arasında kalan SırplarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macaristan ile Osmanlı Devleti'nden birisini tercih etmek mecburiyetinde kalmışlardır. O dönemde Sırplar OrtodoksOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Macarlar ise Katolik idiler ve Romalılar ile Latinler arasında anlaşmazlık bulunduğu gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bunlar da birbirlerini hiç sevmezlerdi. Macaristan Kralı Jan HunyadOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Sırbistan'ı ele geçirmek istiyordu. Sırbistan Kralı George BrankoviçOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kendisini Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmeye teşvik eden Macaristan Kralı nezdine bir heyet gönderir ve sorar: "Macarlar Türklere gâlip gelirseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Sırplıların mezhepleri olan Ortodoksluk hakkında ne gibi müsaadelerde bulunacaksınız?". Jan Hunyad'ın cevabıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygılarının derecesini yansıtması açısından çok ilgi çekicidir: "Sırbistan'ın her tarafında Katolik kiliseleri tesis edeceğim. Ortodoks kiliselerini yıkacağım." Aynı soruyu sormak üzere bir heyeti de Fatih Sultan Mehmed'e göndermiş ve Fâtih'in verdiği cevap ise şöyle olmuştur: "Her caminin yanında bir kilise inşâ edilecek." Bu cevabı alan Sırbistan KralıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Hıristiyan olan Macaristan'a değilOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Müslüman olan Osmanlı Devleti'ne itaat etmiştir .
Netice olarak Avrupa'da insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygıyı tam anlamıyla görebilmek için 1848 tarihli sanayi inkılabını ve hatta Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği İnsan Hak ve Hürriyetleri Beyannâmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini beklemek gerekmektedir. Zira evli bir kadına kendi el emeği üzerinde tasarruf hakkıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ancak 13 Temmuz 1907'de verildiği nazara alınırsa ve bu hakka konulan kayıtların ancak 1938'lerden sonra kaldırıldığı düşünülürseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı mesele daha iyi anlaşılır kanaatindeyim.
2) Amerika'da insana ve onun hak ve hürriyetlerine gösterilen saygının tarihi gelişimiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa'dakinden daha hızlı değildir. Ve hatta Amerika'da durum daha da vahimdir denilebilir. XVIII. yüzyılda yayınlanan Virginia Haklar Bildirisi ve benzeri beyannâmelerin kabulünden önceOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bütün Amerikan halkıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı beyazıyla ve siyahıylaOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupalı İngilizlerin ve onların işbirlikçisi diğer Avrupalı sömürgeci devletlerin kulu ve kölesi durumundadırlar. Bu tarihlerden 1970'lere kadarki gelişmelerin siyahları içine almadığını belirtirsek ve mezkûr tarihe kadar zencilerin adamdan dahi sayılmadığını ifade edersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı insana ve onun hak ve hürriyetlerine karşı Amerika'daki durumuOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Kuzeyi ile ve Güneyi ile daha iyi özetlemiş oluruz .
3) Asya ve Afrika'da bulunan ve müslüman olmayan Osmanlı Devleti'nin muasırı devletlerde insana ve onun hak ve hürriyetlerine olan saygıOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Avrupa ve Amerika'dan daha kötü bir vaziyettedir. Asırlarca İslâmın ve müslümanların tesirleriyle dahi değiştirilemiyenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı Eski Hind Hukukuna göreOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı kadın hiç bir hak sahibi değildir. Budizmin mukaddes kitabı sayılan Veda'larda kadın kasırgadanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı ölümdenOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı zehirden ve yılandan daha kötü bir yaratık olarak tasvir edilmektedir. Kadına bakış açısı böyle olduğu gibiOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı erkekler de kendi aralarında belirli sınıflara ayrılmışlardı ve bu sınıfların en büyüğünü köleler sınıfı teşkil ediyordu . Verilen bu misallerden insana saygınınOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı toplumun bütün fertlerine teşmil edilemediğini hemen anlamak mümkündür. Ancak müslüman olan Asya ve Afrika ülkelerindeOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bazı mahallî âdet ve anlayışlar tam olarak yıkılamamışsa daOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı yine de İslâmın tesiriyle diğerleriyle mukayese edilemeyecek kadar müsbet gelişmeler olmuştur. Afrika kıt‘asının iseOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı müslüman ülkeleri istisna edersekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bir köleler vatanı olduğunu ve XIX. yüzyılda köleliğin ve köle ticaretinin yasaklanmasına kadarOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı bu bölgelerde insana ve hukuka saygının asla yerleşemediğini esefle müşahede ediyoruz.
Osmanlı Devleti'nin muâsırı olan bütün devletlerdeki durumu özetlemek dahi bu makalemizin sınırlarını aşacağındanOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı verilen misallerle iktifâ ederekOsmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı şimdi Osmanlı Devleti'ndeki durumu özetlemeye çalışalım.