Kur'an ve Sünnette Ahlâk'a Dair
Kur'an ve Sünnette Ahlâk'a Dair
Kur'an ve Sünnette Ahlâk'a Dair
DEĞERLENDİRME
Kur’an ve Sünnette: A h l a k’a Dair
Ahlak Arapça hulk sözcüğünün çoğuludur. Hulk ise; insanın yaratılıştan sahip olduğu huy, din, tabiat, seciye, karakter, mizaç, adet, alışkanlık, yaradılış, insanın ruhsal-zihinsel halleri anlamındadır. İnsanın fiziki yapısı için çoğunlukla halk, manevi yapısı için ise hulk kelimesi kullanılmaktadır. Bir terim olarak ise “insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevi vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe” verilen addır. Başka bir ifadeyle ahlak, insanın yaratılışından gelen ve zamanla ruhuna yerleşen alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklar, toplum içerisinde yaşanarak kazanılan güzel ve iyi huylarla, kötü huylardır.
Ahlak kelimesinin anlamı, Almanca’da Moral, Fransızca’da Morale, İngilizce’de Morals’dir. Bu kelimenin batı dillerindeki karşılığı olan “etika’, ethig’ ve “moral” kelimeleri, çoğunlukla “yaşama kuralları” anlamında kullanılmaktadır.
İslam ahlakçıları hulk’u iki kısma ayırmışlardır:
1) Hulk-i Tabii: İnsanın yaratılışı, tabiatıyla uyuşan veya insanın yaratılışında gizli ve saklı olan ahlaktır.
2) Hulk-ı Kesbi: Fiil ve davranışlar şeklinde meydana gelip istikrar kazanarak, sırf görüşüp kaynaşmaya, âdete dayalı huydur.
İslam ahlak sistemi, (İbn Bâcce ve Farabi'ye göre) üç başlık altında ele alınır:
1) İnsanın iç dünyasının düzenlenmesi (tedbiru'l-mutevahhid),
2) Ailenin düzenlenmesi (tedbiru'l-menzil),
3) Sitenin/toplumun düzenlenmesi (tedbiru'l-medine).
Ahlak, Kur’an-ı Kerim’de çoğu ayette “hulk” olarak, hadislerde ise hem “hulk” hem “ahlak” olarak geçmektedir.
Dünyadaki bütün hak dinlerin temeli güzel ahlak üzerine kurulmuştur. Allah’ın yeryüzüne gönderdiği bütün peygamberler, kötü eylemlerin insanlar tarafından yapılmaması ve güzel eylemlerin yaygınlaşması için çalışmışlar, ahlaki değerlerin güçlenmesi için çabalar göstermişlerdir.
Yeryüzünü iyi işleyerek dünyaya ekonomik düzeni, Kur'an-ı Kerim'i de iyi anlayarak ahlaki ve sosyal düzeni kurma görevi, Yaratıcı tarafından yalnız insana verilmiş onurlu bir görevdir. Bu görev sırasında insanın iki önemli yardımcısı akil ve vicdandır.
Bireyin ahlak ile ilişkileri dinsel yaşama biçimini oluştururken; iyi veya kötü niyetle, ya da iyi veya kötü diye değerlendirilebilecek tarzda sergilediği davranışlar ahlaki birer nitelik taşır. Bu bağlamda ahlaklılık insanin evrensel boyutudur.
İnsanlığın sahip olduğu "yüksek değerler" arasında sevgi, dostluk, güven, vefa, çalışkanlık, bilgi, inanç, saygıyı sıralayabiliriz. "Araç değerler" olarak insan ilgi-çıkar alanının kuşku, çekememezlik, kıskançlık gibi değerlerine sahiptir. Araç değerler tarafından yönlendirilen eylemler yüksek değerlerin eylemlerine müdahale edebilir. Örneğin; insanın mesleğini çok sevdiği için ya da kendisini çok ilgilendirdiği için değil de, daha çok maddi kazanç ya da itibar olanağı için seçmesi araç değerlerin, yüksek değerlere müdahalesidir. Buradan çıkaracağımız sonuç; yüksek değerlerin birleştirici, yapıcı araç değerlerin ise ayrıştırıcı, yıkıcı olmasıdır.
"Alışılan değerler" dediğimiz üçüncü tip değerler ise, insanın toplum ve kültür çevresinde bulduğu değerlerdir. Moda, gelenek, zevk ve alışkanlıklar, zamanla değişen ya da otomatikleşen, öznesi belirsiz buyrukların rol oynadığı bu tür değerlere birer örnektir. Alışılan değerler maddi ve manevi kültür kalıpları olup çağdan çağa, toplumdan topluma değişir. Oysaki yüksek değerler çağdan çağa veya toplumdan topluma değişmez. Verilen sözü tutmanın, iyilik yapmanın ya da insaflı olmanın anlamı her çağ ve toplumda aynıdır.
Kur'an ahlaki Allah merkezli bir ahlaktır. Bununla söylemek istediğimiz Hz. Peygamberin ve bütün inananların dar ve geniş anlamdaki bütün kulluk eylemleri, yaşam faaliyetleri Allah içindir. En'am Suresi 163. ayet bunu şu şekilde dile getirir: " De ki: 'Benim namazım, ibadetlerim/kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.'"
Kur'an Hz. Peygamber'i ahlakî nitelik olarak şöyle tanıtır: "Şüphesiz sen yüce bir ahlaka sahipsin." (68/4) Bu, O’nun sonradan edindiği bir şey değil, vahiyden önceki halidir.
Ancak bu anlamda vahyin ne dediğini tam öğrenebilmek için, fıtrat’ı; yani yaratılıştan gelen "ilahi formatı" bilmemiz gerekir. Çünkü sözcüğün kökeni "yaratılış"la ilgilidir. Bu insanın yaratılıştan gelen "ahlaki altyapısı"dır. Kur'an sözlüğünde, "ahlak" anlamına gelen "hulk", "yaratılış" anlamına gelen "hılk" ve "yaratılmış" anlamına gelen "halk", hep aynı kökene aittir.
Kur'an'da bildirilen ahlak değerleri evrensel olup bütün insanlığa hitap eder. Maide Suresi 8. ayette " Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetenler olun. Bir topluluğa kininiz sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan korkun. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır." Bakara Suresi 267. ayette ise: " Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Gani'dir, cömertliğine sınır yoktur, Hamid'dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över." şeklinde bu evrensellik açıklanmaktadır.
Kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan ahlak ilkeleri toplumdan topluma, çağdan çağa özü değişmeden çeşitli isimlerle karşımıza çıkar. Tevrat'ta " On Emir" diye adlandırılan bu ilkeler Yahudi ve Hıristiyan dininin en açık ve belirgin ilkeleri olurken Kur'an-ı Kerim'de On Emir'e karşılık gelen emirler İsra Suresi 22-37. ayetlerde su şekilde sıralanır:
1 - Allah'tan başkasını Tanrı yapma, O'ndan başkasına tapma.
2 - Anana, babana iyilikte bulun ve iyi davran.
3 - Akrabaya, yoksula, yolda kalana hakkını ver.
4 - Harcamalarında orta yolu tut, saçıp savurma.
5 - Geçim kaygısı, yoksulluk korkusuyla çocuklarını öldürme.
6 - Zinaya yaklaşma! Çünkü o iğrenç bir iştir.
7 – Allah’ın saygın kıldığı cana kıyma, onu öldürme.
8 - Yetimin malına iyilik dışında yaklaşma.
9 - Verdiğin sözü yerine getir.
10 - Ölçü ve tartıda hile yapma.
11 - Hakkında kesin bilgin olmayan şeye uyma.
12 - Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.
Ahlak ilmi, insanların gerçek davranış yolunu belirleyen, ruhun güçlerini ıslah etmek ve olgunlaştırmak için, insanı gerçek mutluluğa ve arzulara ulaştıran kuralları ortaya koyan ilimdir.
Ahlak’ın konusu, insanın eylem ve davranışlarıdır. Çünkü insan, yaratıkların en seçkini olarak yaratılmış, akıl ve irade yetenekleri ile bütün canlıların en mükemmeli ve üstünü olmak niteliğini kazanmıştır.
Ahlak, insanın kötü işlerinden korunması, iyi ve güzel davranışlar kazanması için gereken yolları göstererek ruhu temizler ve kötülükleri iyiliklere çevirir. Bkz. Al-i İmran: 104 ve 110.
Ahlak ilminin amacı, insanın iki dünya saadetini sağlamaktır.
Ahlak ilminin kısımları; a) Nazari ahlak (Teorik ahlak), b) Ameli ahlak (Pratik ahlak),
HADİSLERDE AHLAK
“Güzel ahlak, Allah’ın yüce ahlakıdır.” (Tabarani)
“Sizin en hayırlınız, ahlakça en güzel olanınızdır.” (Müslim, Tirmizi)
“İman bakımından mü’minlerin en olgunu, ahlakı en güzel olup, ailesine karşı en yumuşak, en cömert davranandır.” (Tirmizi)
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Müsned)
Hz. Aişe (ra)’nin rivayetine göre “Hz. Peygamber’in ahlakı Kur’an idi.” (Müslim, Müsafirin 139)
İSLAMIN GETİRDİĞİ AHLAK ANLAYIŞI:
1. İnsanın manevi hayatını, bireysel ve sosyal davranışını gözetip kollayan bir Allah inancını içinde barındırır.
2. İnsanın kendisiyle hesaplaşmasını hedefleyen bir irade eğitimi sağlar.
3. Geniş bir ümmet birliği ve kardeşlik ruhu oluşturur.
4. Hak, adalet ve eşitlik gibi evrensel değerlere yöneltir.
5. İnsanı küfür ve şirke düşmekten alıkor.
6. İslam ahlakı ahiret inancını devreye sokarak insanın eylem ve davranışlarını istikrara kavuşturur.
7. İslam ahlakı gerçekçi ve dini bir ahlaktır.
8. İslam ahlakı bütün ahlak problemlerine cevap verir.
9. İslam ahlakı akla uygundur.
AHLAK KISSASI:
Eski zamanlarda bir gün su, ateş ve ahlak askere gitmeye karar vermişler. Bir gün tatbikatta birbirlerini kaybettiklerinde nasıl bulacaklarını sormuşlar, bunun üzerine;
Ateş, nerede bir duman görürseniz beni orada bulabilirsiniz oraya gelin demiş.
Su ise nerede bir şırıltı duyarsanız oraya gelin beni orada bulabilirsiziniz demiş.
Ahlak ise beni bir kere kaybederseniz bir daha bulamazsınız boşuna aramayın demiş.
* Dr. Ekrem DEMİR
Kur'an ve Sünnette Ahlâk'a Dair
Kur'an'da Sünnet - Kur'an'da Ahlâk - İslamiyette Ahlak Hakkında Bilgiler
DEĞERLENDİRME
Kur’an ve Sünnette: A h l a k’a Dair
Ahlak Arapça hulk sözcüğünün çoğuludur. Hulk ise; insanın yaratılıştan sahip olduğu huy, din, tabiat, seciye, karakter, mizaç, adet, alışkanlık, yaradılış, insanın ruhsal-zihinsel halleri anlamındadır. İnsanın fiziki yapısı için çoğunlukla halk, manevi yapısı için ise hulk kelimesi kullanılmaktadır. Bir terim olarak ise “insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevi vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe” verilen addır. Başka bir ifadeyle ahlak, insanın yaratılışından gelen ve zamanla ruhuna yerleşen alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklar, toplum içerisinde yaşanarak kazanılan güzel ve iyi huylarla, kötü huylardır.
Ahlak kelimesinin anlamı, Almanca’da Moral, Fransızca’da Morale, İngilizce’de Morals’dir. Bu kelimenin batı dillerindeki karşılığı olan “etika’, ethig’ ve “moral” kelimeleri, çoğunlukla “yaşama kuralları” anlamında kullanılmaktadır.
İslam ahlakçıları hulk’u iki kısma ayırmışlardır:
1) Hulk-i Tabii: İnsanın yaratılışı, tabiatıyla uyuşan veya insanın yaratılışında gizli ve saklı olan ahlaktır.
2) Hulk-ı Kesbi: Fiil ve davranışlar şeklinde meydana gelip istikrar kazanarak, sırf görüşüp kaynaşmaya, âdete dayalı huydur.
İslam ahlak sistemi, (İbn Bâcce ve Farabi'ye göre) üç başlık altında ele alınır:
1) İnsanın iç dünyasının düzenlenmesi (tedbiru'l-mutevahhid),
2) Ailenin düzenlenmesi (tedbiru'l-menzil),
3) Sitenin/toplumun düzenlenmesi (tedbiru'l-medine).
Ahlak, Kur’an-ı Kerim’de çoğu ayette “hulk” olarak, hadislerde ise hem “hulk” hem “ahlak” olarak geçmektedir.
Dünyadaki bütün hak dinlerin temeli güzel ahlak üzerine kurulmuştur. Allah’ın yeryüzüne gönderdiği bütün peygamberler, kötü eylemlerin insanlar tarafından yapılmaması ve güzel eylemlerin yaygınlaşması için çalışmışlar, ahlaki değerlerin güçlenmesi için çabalar göstermişlerdir.
Yeryüzünü iyi işleyerek dünyaya ekonomik düzeni, Kur'an-ı Kerim'i de iyi anlayarak ahlaki ve sosyal düzeni kurma görevi, Yaratıcı tarafından yalnız insana verilmiş onurlu bir görevdir. Bu görev sırasında insanın iki önemli yardımcısı akil ve vicdandır.
Bireyin ahlak ile ilişkileri dinsel yaşama biçimini oluştururken; iyi veya kötü niyetle, ya da iyi veya kötü diye değerlendirilebilecek tarzda sergilediği davranışlar ahlaki birer nitelik taşır. Bu bağlamda ahlaklılık insanin evrensel boyutudur.
İnsanlığın sahip olduğu "yüksek değerler" arasında sevgi, dostluk, güven, vefa, çalışkanlık, bilgi, inanç, saygıyı sıralayabiliriz. "Araç değerler" olarak insan ilgi-çıkar alanının kuşku, çekememezlik, kıskançlık gibi değerlerine sahiptir. Araç değerler tarafından yönlendirilen eylemler yüksek değerlerin eylemlerine müdahale edebilir. Örneğin; insanın mesleğini çok sevdiği için ya da kendisini çok ilgilendirdiği için değil de, daha çok maddi kazanç ya da itibar olanağı için seçmesi araç değerlerin, yüksek değerlere müdahalesidir. Buradan çıkaracağımız sonuç; yüksek değerlerin birleştirici, yapıcı araç değerlerin ise ayrıştırıcı, yıkıcı olmasıdır.
"Alışılan değerler" dediğimiz üçüncü tip değerler ise, insanın toplum ve kültür çevresinde bulduğu değerlerdir. Moda, gelenek, zevk ve alışkanlıklar, zamanla değişen ya da otomatikleşen, öznesi belirsiz buyrukların rol oynadığı bu tür değerlere birer örnektir. Alışılan değerler maddi ve manevi kültür kalıpları olup çağdan çağa, toplumdan topluma değişir. Oysaki yüksek değerler çağdan çağa veya toplumdan topluma değişmez. Verilen sözü tutmanın, iyilik yapmanın ya da insaflı olmanın anlamı her çağ ve toplumda aynıdır.
Kur'an ahlaki Allah merkezli bir ahlaktır. Bununla söylemek istediğimiz Hz. Peygamberin ve bütün inananların dar ve geniş anlamdaki bütün kulluk eylemleri, yaşam faaliyetleri Allah içindir. En'am Suresi 163. ayet bunu şu şekilde dile getirir: " De ki: 'Benim namazım, ibadetlerim/kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.'"
Kur'an Hz. Peygamber'i ahlakî nitelik olarak şöyle tanıtır: "Şüphesiz sen yüce bir ahlaka sahipsin." (68/4) Bu, O’nun sonradan edindiği bir şey değil, vahiyden önceki halidir.
Ancak bu anlamda vahyin ne dediğini tam öğrenebilmek için, fıtrat’ı; yani yaratılıştan gelen "ilahi formatı" bilmemiz gerekir. Çünkü sözcüğün kökeni "yaratılış"la ilgilidir. Bu insanın yaratılıştan gelen "ahlaki altyapısı"dır. Kur'an sözlüğünde, "ahlak" anlamına gelen "hulk", "yaratılış" anlamına gelen "hılk" ve "yaratılmış" anlamına gelen "halk", hep aynı kökene aittir.
Kur'an'da bildirilen ahlak değerleri evrensel olup bütün insanlığa hitap eder. Maide Suresi 8. ayette " Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetenler olun. Bir topluluğa kininiz sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan korkun. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır." Bakara Suresi 267. ayette ise: " Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Gani'dir, cömertliğine sınır yoktur, Hamid'dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över." şeklinde bu evrensellik açıklanmaktadır.
Kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan ahlak ilkeleri toplumdan topluma, çağdan çağa özü değişmeden çeşitli isimlerle karşımıza çıkar. Tevrat'ta " On Emir" diye adlandırılan bu ilkeler Yahudi ve Hıristiyan dininin en açık ve belirgin ilkeleri olurken Kur'an-ı Kerim'de On Emir'e karşılık gelen emirler İsra Suresi 22-37. ayetlerde su şekilde sıralanır:
1 - Allah'tan başkasını Tanrı yapma, O'ndan başkasına tapma.
2 - Anana, babana iyilikte bulun ve iyi davran.
3 - Akrabaya, yoksula, yolda kalana hakkını ver.
4 - Harcamalarında orta yolu tut, saçıp savurma.
5 - Geçim kaygısı, yoksulluk korkusuyla çocuklarını öldürme.
6 - Zinaya yaklaşma! Çünkü o iğrenç bir iştir.
7 – Allah’ın saygın kıldığı cana kıyma, onu öldürme.
8 - Yetimin malına iyilik dışında yaklaşma.
9 - Verdiğin sözü yerine getir.
10 - Ölçü ve tartıda hile yapma.
11 - Hakkında kesin bilgin olmayan şeye uyma.
12 - Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.
Ahlak ilmi, insanların gerçek davranış yolunu belirleyen, ruhun güçlerini ıslah etmek ve olgunlaştırmak için, insanı gerçek mutluluğa ve arzulara ulaştıran kuralları ortaya koyan ilimdir.
Ahlak’ın konusu, insanın eylem ve davranışlarıdır. Çünkü insan, yaratıkların en seçkini olarak yaratılmış, akıl ve irade yetenekleri ile bütün canlıların en mükemmeli ve üstünü olmak niteliğini kazanmıştır.
Ahlak, insanın kötü işlerinden korunması, iyi ve güzel davranışlar kazanması için gereken yolları göstererek ruhu temizler ve kötülükleri iyiliklere çevirir. Bkz. Al-i İmran: 104 ve 110.
Ahlak ilminin amacı, insanın iki dünya saadetini sağlamaktır.
Ahlak ilminin kısımları; a) Nazari ahlak (Teorik ahlak), b) Ameli ahlak (Pratik ahlak),
HADİSLERDE AHLAK
“Güzel ahlak, Allah’ın yüce ahlakıdır.” (Tabarani)
“Sizin en hayırlınız, ahlakça en güzel olanınızdır.” (Müslim, Tirmizi)
“İman bakımından mü’minlerin en olgunu, ahlakı en güzel olup, ailesine karşı en yumuşak, en cömert davranandır.” (Tirmizi)
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Müsned)
Hz. Aişe (ra)’nin rivayetine göre “Hz. Peygamber’in ahlakı Kur’an idi.” (Müslim, Müsafirin 139)
İSLAMIN GETİRDİĞİ AHLAK ANLAYIŞI:
1. İnsanın manevi hayatını, bireysel ve sosyal davranışını gözetip kollayan bir Allah inancını içinde barındırır.
2. İnsanın kendisiyle hesaplaşmasını hedefleyen bir irade eğitimi sağlar.
3. Geniş bir ümmet birliği ve kardeşlik ruhu oluşturur.
4. Hak, adalet ve eşitlik gibi evrensel değerlere yöneltir.
5. İnsanı küfür ve şirke düşmekten alıkor.
6. İslam ahlakı ahiret inancını devreye sokarak insanın eylem ve davranışlarını istikrara kavuşturur.
7. İslam ahlakı gerçekçi ve dini bir ahlaktır.
8. İslam ahlakı bütün ahlak problemlerine cevap verir.
9. İslam ahlakı akla uygundur.
AHLAK KISSASI:
Eski zamanlarda bir gün su, ateş ve ahlak askere gitmeye karar vermişler. Bir gün tatbikatta birbirlerini kaybettiklerinde nasıl bulacaklarını sormuşlar, bunun üzerine;
Ateş, nerede bir duman görürseniz beni orada bulabilirsiniz oraya gelin demiş.
Su ise nerede bir şırıltı duyarsanız oraya gelin beni orada bulabilirsiziniz demiş.
Ahlak ise beni bir kere kaybederseniz bir daha bulamazsınız boşuna aramayın demiş.
* Dr. Ekrem DEMİR