HaZaL
VIP Üye
Korkaklar Sevmeyi Beceremez Ki
Korkaklar Sevmeyi Beceremez Ki
http://i.imgur.com/3MuZKXa.gif
Her nerede olursa olsun, hayatımıza giren insanlardan öğreneceğimiz çok şey olduğuna inanırım…
Ne zaman duygularımda, çözemediğim bir sorunla karşılaşsam, kendime sorduğum soruların cevapları bana hep bu şekilde gelmiştir…
Sevgi doğamızın olmazsa olmazlarından biri olmasına rağmen, uğruna neden hep acılar, cinayetler, öfkeler ve ihanetler işlenir hiç düşündünüz mü?
O kadar çok sevgi çeşidi var ki!
Zamanlı zamansız çaldığında kapımızı, dengemiz bozuluyor, duygularımız karışıyor, sanki seversek dünyanın sonu gelecekmiş gibi ince bir telaşa düşüyoruz…
İşte o an isteğimiz dışında her şey, yüzümüze gözümüze bulaşıyor…
Korkuyoruz, aslında sevmekten değil, sevdiğimiz zaman beklentilerimizden ve bizden beklenecek olanlardan…
Oysa bakın etrafınıza, sevmeyen bir tek kişi görebiliyor musunuz?
Çok duydum ben “Sevdiğini zannediyorsun” diyenleri… Öyle değil!
Sevdiğini zanneden biri, aynı duygularla herkesi sevebilir… O halde neden herkesi sevemiyoruz?..
Neden durduk yere acı çekiyoruz, ya da çektiriyoruz?
Bizler henüz sevginin manevi iç dünyasının anlamını kavrayamadık…
Sevgi bir alış veriş olmamalı, şartlı olmamalı…
Bir gün, karşıma zaman içinde anne diye hitap ettiğim değer verdiğim bir bayan ortaya çıktığında, aradığım cevabı o vermişti bana… Onu nette tanıdım… Yıllarca verdiği emekle değil, sadece hafızama kazıyacağım birkaç cümlesiyle…
Bana demişti ki, içimi okurcasına…
Korkaklar sevmeyi beceremez ki... Korkaklar sevemez, sevdiğini zanneder... Hayır-hayır söylediğim başka bir şeydir benim! Yürekten söz etmiyorum! Yürek sever, korkakların yüreği de sever! Sever de korkaklığımız susturur; kuş gibi çırpınan çaresiz yüreği! Susturmak yetmez müebbet keser, düreriz defterini... Sonra da cesaretli güçlü zannederiz kendimizi ve övünürüz cesaretimizle! Hâlbuki en büyük cesaret böylesi durumlarda sevdayı sahiplenebilmektir!..
O zaman anlamıştım, sevgiden kaçmanın cesaret değil, korkaklık olduğunu…
Korkmamalı sevmekten, çünkü; eğer hala seviyor ve içinizde o sevgiyi bir yük, bir acı gibi değil de, size hayat veren, bir mucize gibi görüyorsanız, bilin ki saf, beklentisiz, lekesiz bir sevgiye dönüşmüştür…
İşte bu sevgi ne kadar uzak olursa olsun, sizi iyileştiren bir güce sahiptir.
Sizlerinde ister imkânlı, ister imkânsız, sevgileri varsa eğer, korkmayın.
Sevgi, bedeninizin olduğu yer değil, ruhunuzun huzur bulduğu yerdir.
Sevdanıza tüm yüreğinizle sahip çıkın… Size ait olan tek yer hissettiğiniz yerdir.
Sevgi ile ulaşamayacağınız hiçbir zaman dilimi yoktur.
Bu sevdanın adı her ne olursa olsun…
Sevgiyi acıya değil, saf, koşulsuz bir enerjiye dönüştürebilmeniz dileğimle…
alıntı....
http://i.imgur.com/3MuZKXa.gif
Her nerede olursa olsun, hayatımıza giren insanlardan öğreneceğimiz çok şey olduğuna inanırım…
Ne zaman duygularımda, çözemediğim bir sorunla karşılaşsam, kendime sorduğum soruların cevapları bana hep bu şekilde gelmiştir…
Sevgi doğamızın olmazsa olmazlarından biri olmasına rağmen, uğruna neden hep acılar, cinayetler, öfkeler ve ihanetler işlenir hiç düşündünüz mü?
O kadar çok sevgi çeşidi var ki!
Zamanlı zamansız çaldığında kapımızı, dengemiz bozuluyor, duygularımız karışıyor, sanki seversek dünyanın sonu gelecekmiş gibi ince bir telaşa düşüyoruz…
İşte o an isteğimiz dışında her şey, yüzümüze gözümüze bulaşıyor…
Korkuyoruz, aslında sevmekten değil, sevdiğimiz zaman beklentilerimizden ve bizden beklenecek olanlardan…
Oysa bakın etrafınıza, sevmeyen bir tek kişi görebiliyor musunuz?
Çok duydum ben “Sevdiğini zannediyorsun” diyenleri… Öyle değil!
Sevdiğini zanneden biri, aynı duygularla herkesi sevebilir… O halde neden herkesi sevemiyoruz?..
Neden durduk yere acı çekiyoruz, ya da çektiriyoruz?
Bizler henüz sevginin manevi iç dünyasının anlamını kavrayamadık…
Sevgi bir alış veriş olmamalı, şartlı olmamalı…
Bir gün, karşıma zaman içinde anne diye hitap ettiğim değer verdiğim bir bayan ortaya çıktığında, aradığım cevabı o vermişti bana… Onu nette tanıdım… Yıllarca verdiği emekle değil, sadece hafızama kazıyacağım birkaç cümlesiyle…
Bana demişti ki, içimi okurcasına…
Korkaklar sevmeyi beceremez ki... Korkaklar sevemez, sevdiğini zanneder... Hayır-hayır söylediğim başka bir şeydir benim! Yürekten söz etmiyorum! Yürek sever, korkakların yüreği de sever! Sever de korkaklığımız susturur; kuş gibi çırpınan çaresiz yüreği! Susturmak yetmez müebbet keser, düreriz defterini... Sonra da cesaretli güçlü zannederiz kendimizi ve övünürüz cesaretimizle! Hâlbuki en büyük cesaret böylesi durumlarda sevdayı sahiplenebilmektir!..
O zaman anlamıştım, sevgiden kaçmanın cesaret değil, korkaklık olduğunu…
Korkmamalı sevmekten, çünkü; eğer hala seviyor ve içinizde o sevgiyi bir yük, bir acı gibi değil de, size hayat veren, bir mucize gibi görüyorsanız, bilin ki saf, beklentisiz, lekesiz bir sevgiye dönüşmüştür…
İşte bu sevgi ne kadar uzak olursa olsun, sizi iyileştiren bir güce sahiptir.
Sizlerinde ister imkânlı, ister imkânsız, sevgileri varsa eğer, korkmayın.
Sevgi, bedeninizin olduğu yer değil, ruhunuzun huzur bulduğu yerdir.
Sevdanıza tüm yüreğinizle sahip çıkın… Size ait olan tek yer hissettiğiniz yerdir.
Sevgi ile ulaşamayacağınız hiçbir zaman dilimi yoktur.
Bu sevdanın adı her ne olursa olsun…
Sevgiyi acıya değil, saf, koşulsuz bir enerjiye dönüştürebilmeniz dileğimle…
alıntı....