Kar Yağıyor Bu Gece - Candan Ünal
Kar Yağıyor Bu Gece - Candan Ünal
Kar Yağıyor Bu Gece - Candan Ünal
Candan Ünal Yazıları - Aşkla İlgili Yazıları - Aşk Hikayeleri - Candan Ünal Aşk Yazıları
Kar yağıyor. Saat gece iki suları ve kar bir şehre ancak bu kadar yakışır. Balık burcu olmamdan mı, aşkın yandaşı olarak yaşamaktan mı bilmem; kışı severim. Daha sabah bağırıyordum evde, bir kar yağmadı diye.
Elbette, yılbaşı tatilinden çıkıp pazartesi sabahı işe gitmek zorunda olanlar, bana için için küfür edebilirler ama ne yapayım, seviyorum.
Kar yağmazsa, fırtına çıkmazsa, şöyle güzelce ıslatmazsa yağmur insanı, kışın geldiği nerden belli olur ki? Zaten artık İstanbul kar bile görmüyor. Öyle uyduruktan bir yağıyor, ancak çatılarla araba camları tutuyor, biz de kar gördük sanıyoruz.
Aslında kar dediğin aşka benzer. Yokken istersin, gelince nereye kaçacağını bilemezsin. Kar bana hep aşkı anımsatır. Gerçi bana ne aşkı çağrıştırmaz ki?
Bu evin eksiğinin ne olduğunu buldum, şömine! Üstelik ne de yakışırmış şu çatı katına.. Yeni yıl, kar, bir de şömine olsaydı şimdi çıtır çıtır yanan, bir kadeh şarap açardım, o zaman tek eksik sağlam bir sevgili olurdu. Oysa benim durumum ne? Önümde soğumaya yüz tutmuş kahve, gece yarısı olduğu için perdesini açmadığım bir cam, seyretmek için diğer odaya gitmek zorunda kalmama neden olan kar ve olmayan sevgili! Bu iki olay arasındaki benzerliği bulabildiniz mi? Madem ikisinde de eksik olan sevgili olacak, ben şömineli hayali alsam olmaz mı?
Aslında yılbaşı gecesi yeni bir aşkın ayak sesleri gelmişti ancak ben her zamanki öküzlüğümle adamı kaçırdım. Olay şöyle gelişti:
Sahnede şarkı söylüyorum. Dans eden bir çift bana doğru yaklaştı ve “bizim arkadaşımız sizinle dans etmek istiyor, mümkün mü?” dedi. Elbette değil! “İlk olarak sizin arkadaş nerede olduğunun herhalde farkında değil. Burası pavyon mu? Sahneden kadın alınıp dans edilir mi? Ayrıca bu teklifi siz yapınca daha mı sıcak bakacağımı düşünüyor? Ayrıca sizin arkadaş kim? Ben sizi tanımıyorum ki, arkadaşınızı tanıyayım. “ Bunlar aklımdan geçti ancak şarkının ortasında bu kadar uzun cümle kurmaya vakit olmadığından, en domuz yüz ifademi takınıp, sadece “hayır” dedim.
Çift yerine otururken, göz ucuyla masayı da kestim tabii, kimmiş bakayım o ayı arkadaş diye! Ancak ilk defa tahminimde yanılmışım, arkadaş hiç de ayıya benzemiyor. Olsun! Yine de teklif yanlış! Dört saat şarkı söyledikten sonra, programı bitirdim. Yorgunluktan ayaklarım tutmuyor ama yine de bir hava almak ve sigara içmek için terasa çıktım. Aradan uzun bir zaman geçti. Terasta son kalanlarla muhabbet edip, sigarayı da dibine kadar içtikten sonra, personelin temizliğe kalktığını gördüm. Parayı almak için müdüriyete yürüyordum ki, bir baktım benimkiler hala oturuyorlar. “Hiç ilgilenmediniz bizimle Candan Hanım, aşk olsun!” diye seslendi kadın. Zaten her müşteriyle tek tek ilgilenemem, içeride tahminen 300 kişi var. “Biz taaa Yeşilköy’den kalkıp geldik ama!” Ne yapalım artık oturacağız. Zaten henüz kasa kapatılmamış, doğal olarak hesap yapmalarını beklemek zorundayım. Oturdum masaya, o zaman gördüm dans teklifi yollayan arkadaşın yüzünü. Hiç fena değil ama baştan eksi puanla girdi ya, artık bende durumu toparlayamaz. Konu konuyu açtı, en sonunda burçlara dayandı. Benim balık olduğumu öğrenen kadının kocası da balık olduğunu açıkladı. Geriye dansçı arkadaş kaldı. Mecburen sorduk, aslanmış! Oldu canım! Seyrek görüşelim, aslında görüşmeyelim.
Sanki dans teklifi terbiyesizliğini unutmuşum gibi, bir de astroloji hakkında konuşmaya başlamaz mı? Efendim, astroloji neymiş, saçma sapan işlermiş, o inanmıyormuş, inananlara da çok gülüyormuş falan… Ben sana şöyle elimin tersiyle bir çakacağım, gözünün önünde uçuşan yıldızlardan öğreneceksin astrolojiyi ama olmuyor işte! Bu sefer içimdeki saldırı isteği artmasın mı? Hemen savunmaya geçtim. “Beyefendi, siz hiçbir astrologa gidip, kendi haritanızı yorumlattınız mı?” dedim. Hayır dedi. “Peki, astroloji eğitimi aldınız mı veya bu konuyu araştırdınız mı?” Ona da hayır dedi. “O zaman bilmediğiniz bir konuya inanıp inanmadığınızın kararını nasıl verebiliyorsunuz?” Kaldı tabii! Kem küm etti. “Ben şimdi size desem ki, makutata diye bir meyve var, çok lezzetli, siz buna nasıl değil diyebilirsiniz? Hiç tatmadığınız bir yemek hakkında fikir sahibi olabilir misiniz? Sizin yaptığınız aynı şey. Siz önce gerçek bir astrologa gidin, ben İremSU’yu tavsiye ederim, bilgilerinizi doğru verin, sonra bir oturup yorumunuzu dinleyin, astroloji hakkında merak ettikleriniz sorun, ondan sonra ister inanın, ister inanmayın.”
Adam sadece haklı olduğumu söyledi ve sustu! İşte o an, benim 2011’in ilk aşkını ellerimle kaybettiğim andır. Biraz şöyle kadın kadın durmayı beceremem. İlla savunacağım! Yahu bırak inanmazsa inanmasın değil mi? Sana ne! Astrolojiyi sen mi kurtaracaksın, değil mi? Yok canım yok, benden adam olmaz! Ben böyle domuz olmaya devam ettikçe, ne aşk ne adam! Aman zaten o dans teklifinden dolayı benden öyle eksi puan aldı ki, astrolog bile olsaydı, durumu toparlayamazdı Bay Benimle Dans Et! Bu arkadaş önemli değil de, ben ne zaman akıllanacağım onu bilmiyorum. İşte 2011’in ilk aşkı, böylece anılarda tozlanmak üzere yerini aldı. Sıradaki……
Candan Ünal
Kar Yağıyor Bu Gece - Candan Ünal
Candan Ünal Yazıları - Aşkla İlgili Yazıları - Aşk Hikayeleri - Candan Ünal Aşk Yazıları
Kar yağıyor. Saat gece iki suları ve kar bir şehre ancak bu kadar yakışır. Balık burcu olmamdan mı, aşkın yandaşı olarak yaşamaktan mı bilmem; kışı severim. Daha sabah bağırıyordum evde, bir kar yağmadı diye.
Elbette, yılbaşı tatilinden çıkıp pazartesi sabahı işe gitmek zorunda olanlar, bana için için küfür edebilirler ama ne yapayım, seviyorum.
Kar yağmazsa, fırtına çıkmazsa, şöyle güzelce ıslatmazsa yağmur insanı, kışın geldiği nerden belli olur ki? Zaten artık İstanbul kar bile görmüyor. Öyle uyduruktan bir yağıyor, ancak çatılarla araba camları tutuyor, biz de kar gördük sanıyoruz.
Aslında kar dediğin aşka benzer. Yokken istersin, gelince nereye kaçacağını bilemezsin. Kar bana hep aşkı anımsatır. Gerçi bana ne aşkı çağrıştırmaz ki?
Bu evin eksiğinin ne olduğunu buldum, şömine! Üstelik ne de yakışırmış şu çatı katına.. Yeni yıl, kar, bir de şömine olsaydı şimdi çıtır çıtır yanan, bir kadeh şarap açardım, o zaman tek eksik sağlam bir sevgili olurdu. Oysa benim durumum ne? Önümde soğumaya yüz tutmuş kahve, gece yarısı olduğu için perdesini açmadığım bir cam, seyretmek için diğer odaya gitmek zorunda kalmama neden olan kar ve olmayan sevgili! Bu iki olay arasındaki benzerliği bulabildiniz mi? Madem ikisinde de eksik olan sevgili olacak, ben şömineli hayali alsam olmaz mı?
Aslında yılbaşı gecesi yeni bir aşkın ayak sesleri gelmişti ancak ben her zamanki öküzlüğümle adamı kaçırdım. Olay şöyle gelişti:
Sahnede şarkı söylüyorum. Dans eden bir çift bana doğru yaklaştı ve “bizim arkadaşımız sizinle dans etmek istiyor, mümkün mü?” dedi. Elbette değil! “İlk olarak sizin arkadaş nerede olduğunun herhalde farkında değil. Burası pavyon mu? Sahneden kadın alınıp dans edilir mi? Ayrıca bu teklifi siz yapınca daha mı sıcak bakacağımı düşünüyor? Ayrıca sizin arkadaş kim? Ben sizi tanımıyorum ki, arkadaşınızı tanıyayım. “ Bunlar aklımdan geçti ancak şarkının ortasında bu kadar uzun cümle kurmaya vakit olmadığından, en domuz yüz ifademi takınıp, sadece “hayır” dedim.
Çift yerine otururken, göz ucuyla masayı da kestim tabii, kimmiş bakayım o ayı arkadaş diye! Ancak ilk defa tahminimde yanılmışım, arkadaş hiç de ayıya benzemiyor. Olsun! Yine de teklif yanlış! Dört saat şarkı söyledikten sonra, programı bitirdim. Yorgunluktan ayaklarım tutmuyor ama yine de bir hava almak ve sigara içmek için terasa çıktım. Aradan uzun bir zaman geçti. Terasta son kalanlarla muhabbet edip, sigarayı da dibine kadar içtikten sonra, personelin temizliğe kalktığını gördüm. Parayı almak için müdüriyete yürüyordum ki, bir baktım benimkiler hala oturuyorlar. “Hiç ilgilenmediniz bizimle Candan Hanım, aşk olsun!” diye seslendi kadın. Zaten her müşteriyle tek tek ilgilenemem, içeride tahminen 300 kişi var. “Biz taaa Yeşilköy’den kalkıp geldik ama!” Ne yapalım artık oturacağız. Zaten henüz kasa kapatılmamış, doğal olarak hesap yapmalarını beklemek zorundayım. Oturdum masaya, o zaman gördüm dans teklifi yollayan arkadaşın yüzünü. Hiç fena değil ama baştan eksi puanla girdi ya, artık bende durumu toparlayamaz. Konu konuyu açtı, en sonunda burçlara dayandı. Benim balık olduğumu öğrenen kadının kocası da balık olduğunu açıkladı. Geriye dansçı arkadaş kaldı. Mecburen sorduk, aslanmış! Oldu canım! Seyrek görüşelim, aslında görüşmeyelim.
Sanki dans teklifi terbiyesizliğini unutmuşum gibi, bir de astroloji hakkında konuşmaya başlamaz mı? Efendim, astroloji neymiş, saçma sapan işlermiş, o inanmıyormuş, inananlara da çok gülüyormuş falan… Ben sana şöyle elimin tersiyle bir çakacağım, gözünün önünde uçuşan yıldızlardan öğreneceksin astrolojiyi ama olmuyor işte! Bu sefer içimdeki saldırı isteği artmasın mı? Hemen savunmaya geçtim. “Beyefendi, siz hiçbir astrologa gidip, kendi haritanızı yorumlattınız mı?” dedim. Hayır dedi. “Peki, astroloji eğitimi aldınız mı veya bu konuyu araştırdınız mı?” Ona da hayır dedi. “O zaman bilmediğiniz bir konuya inanıp inanmadığınızın kararını nasıl verebiliyorsunuz?” Kaldı tabii! Kem küm etti. “Ben şimdi size desem ki, makutata diye bir meyve var, çok lezzetli, siz buna nasıl değil diyebilirsiniz? Hiç tatmadığınız bir yemek hakkında fikir sahibi olabilir misiniz? Sizin yaptığınız aynı şey. Siz önce gerçek bir astrologa gidin, ben İremSU’yu tavsiye ederim, bilgilerinizi doğru verin, sonra bir oturup yorumunuzu dinleyin, astroloji hakkında merak ettikleriniz sorun, ondan sonra ister inanın, ister inanmayın.”
Adam sadece haklı olduğumu söyledi ve sustu! İşte o an, benim 2011’in ilk aşkını ellerimle kaybettiğim andır. Biraz şöyle kadın kadın durmayı beceremem. İlla savunacağım! Yahu bırak inanmazsa inanmasın değil mi? Sana ne! Astrolojiyi sen mi kurtaracaksın, değil mi? Yok canım yok, benden adam olmaz! Ben böyle domuz olmaya devam ettikçe, ne aşk ne adam! Aman zaten o dans teklifinden dolayı benden öyle eksi puan aldı ki, astrolog bile olsaydı, durumu toparlayamazdı Bay Benimle Dans Et! Bu arkadaş önemli değil de, ben ne zaman akıllanacağım onu bilmiyorum. İşte 2011’in ilk aşkı, böylece anılarda tozlanmak üzere yerini aldı. Sıradaki……
Candan Ünal