HaZaL
VIP Üye
Hiç Telefonumuz Olmadı Ki
Hiç Telefonumuz Olmadı Ki
Hiç Telefonumuz Olmadı Ki
Ali Bey Denizli’de yaşıyordu. Bir havlu atölyesi vardı. Atölyesinde her türlü havlu üretiyor, yurt içi ve yurt dışına satışlar yapıyordu. Durumu gayet iyiydi. Şükrediyor işleriyle meşgul oluyordu. Fazla sosyal hayatı yoktu. İşinden evine evinden işine giderdi. Allah ona hiç zorluk çektirmemişti. İşleriyle iyi ilgilenir kimsenin işine karışmazdı. İşinden arta kalan zamanı...nı ailesine ayırır, çok fazla gezip dolaşmazdı.
Ali Bey bir akşam yine yorgun argın eve geldi. Haberleri izledi. Daha sonra biraz gazete okuyup yatmaya gitti. Gece saat on iki sıralarıydı. Tam uyuyacaktı ki, komşu dairede sanki birisi çivi çakar gibi duvara vurmaya başladı. Ali Bey biraz sabretti. Fakat bu ses gitgide artıyor, hiç durmuyordu.
Hanımı;
“Sabret, durur birazdan,” dedi.
Ama komşu duvara bir şeyle vurmaya devam ediyordu. Ali Bey iyice rahatsız oldu. Kızarak yataktan kalktı üzerini giyindi. Hırslı bir şekilde komşu dairenin kapısının zilini çalmaya başladı. Uzun uzun çalmasına rağmen kapı açılmadı. Tam dönüyordu ki kapı açıldı. Daha kim olduğuna bakmadan, Ali Bey söylenmeye başladı.
“Siz ne biçim insansınız. Gecenin bu saatinde duvara çivi çakılır mı ya da çekiçle vurulur mu? Ben sabah erken işe gideceğim. Siz de hiç saygı yok mu?” diye sayarken baktı ki kapıyı açan tekerlekli sandalyede genç bir bayan.
“Amca bir dakika beni dinle,” dedi.
Ali Bey üzülmüştü. Çıkışmadan görseydi daha sakin olabilirdi.
Genç kız sözüne devam etti.
“Annem birdenbire düştü, kalkamıyor. Ben bir şey yapamıyorum. Sadece sizden yardım istemek için duvara vurabildim. Kusura bakmayın. Ama annem hâlâ yerde yatıyor. Ben ise hiçbir şey yapamıyorum.”
Ali Bey;
“Kızım neden 112’yi ya da 155 polis İmdat’ı aramadın ki?”
“Amca bizim hiç telefonumuz olmadı ki!”
Bu söz Ali Bey’i yıkmıştı. Hemen 112’yi aradı. Hanımını çağırdı ve eve girdiler. Yerde yatan bayanı kaldırıp oturttular. Kendindeydi fakat kalkamıyordu. Ambulans geldi acile kaldırdılar. Şekeri yükselmiş. Bir saat sonra eve geldiler. Her şey iyiydi. Ama Ali Bey’i bir düşünce almıştı. Ne iş yaptığını sordu kadına;
Hatice Hanım;
“Beyim yıllar önce bir trafik kazasında öldü. Kızım sakat kaldı. Ben bir başıma kaldım. Geçinebilmek için bir kaç evin temizliğini yapıyorum. Ancak kiraya, elektrik ve suya yetişebiliyorum. O yüzden bizim hiç telefonumuz olmadı. Kusura bakmayın sizi rahatsız ettik. Çok sağ olun. Siz de olmasanız ben ne olacaktım. Kızım bir şey yapamıyor. Çünkü yürüyemiyor,” dedi.
Ali Beyler konuşup ayrıldılar. Eve gelince Ali Bey hanımına;
“Şu hâlimize bak. Komşumuzun kim olduğunu ne hâlde olduğunu bile bilmiyoruz. Onlar acili arayacak bir telefona sahip değilken biz yatıp mışıl mışıl uyuyoruz. Yazıklar olsun bize,” dedi.
Hanımı da ona çok hak verdi. Sonraki gün Ali Bey bir telefon aldı. Yüz kontör yükledi. Getirip sandalyedeki kıza verdi.
“Bu senin, her ay yüz kontör ben alacağım ve sen gerektiği gibi kullanacaksın. Biterse bana diyeceksin. Telefonum içinde kayıtlı,” dedi.
Sandalyedeki kız ama Ali Amca dediyse de Ali Bey elini kaldırdı ses çıkarma dercesine ve ekledi;
“Annene söyle işten gelince bize uğrasın.”
Hatice kadın işten gelince kızından bunları duydu çok mutlu oldu. Kalktı Ali Beylere gitti. Ali Bey;
“Çalıştığın yerlerle konuş işini bitir oralarda. En kısa zamanda benim atölyemde, yanımda işe başlayacaksın. Sana güzel maaş vereceğim. Bundan sonra sıkıntın olmayacak inşa Allah,” dedi.
İlerleyen günlerde Hatice Hanım Ali Bey’in yanında işe başladı. Sigortası vardı, maaşı güzeldi. Hastane masrafları da artık sigortadandı. Çok çok mutluydu. Ali Bey’e teşekkürler yağdırıyordu. Ali Bey ise;
“Asıl ben sizlere teşekkür ederim. Ben sizden sonra çevreme komşularıma bakmayı öğrendim. Şimdi artık bütün komşularımı tanımaya çalışıyorum. Bana çok büyük bir ders oldu,” dedi.
O günden sonra Ali Bey apartmandaki komşularını tanımaya özen gösterdi. Sonra ki hayatı ise hem işinde hem de evinde daha güzel geçmeye başladı. Mutluluğu arttı. Mutlu etiklerini görünce daha da mutlu oldu. O günkü cümleyi ise hiç unutmadı;
“Amca bizim hiç telefonumuz olmadı ki!”
alıntı
Hiç Telefonumuz Olmadı Ki
Ali Bey Denizli’de yaşıyordu. Bir havlu atölyesi vardı. Atölyesinde her türlü havlu üretiyor, yurt içi ve yurt dışına satışlar yapıyordu. Durumu gayet iyiydi. Şükrediyor işleriyle meşgul oluyordu. Fazla sosyal hayatı yoktu. İşinden evine evinden işine giderdi. Allah ona hiç zorluk çektirmemişti. İşleriyle iyi ilgilenir kimsenin işine karışmazdı. İşinden arta kalan zamanı...nı ailesine ayırır, çok fazla gezip dolaşmazdı.
Ali Bey bir akşam yine yorgun argın eve geldi. Haberleri izledi. Daha sonra biraz gazete okuyup yatmaya gitti. Gece saat on iki sıralarıydı. Tam uyuyacaktı ki, komşu dairede sanki birisi çivi çakar gibi duvara vurmaya başladı. Ali Bey biraz sabretti. Fakat bu ses gitgide artıyor, hiç durmuyordu.
Hanımı;
“Sabret, durur birazdan,” dedi.
Ama komşu duvara bir şeyle vurmaya devam ediyordu. Ali Bey iyice rahatsız oldu. Kızarak yataktan kalktı üzerini giyindi. Hırslı bir şekilde komşu dairenin kapısının zilini çalmaya başladı. Uzun uzun çalmasına rağmen kapı açılmadı. Tam dönüyordu ki kapı açıldı. Daha kim olduğuna bakmadan, Ali Bey söylenmeye başladı.
“Siz ne biçim insansınız. Gecenin bu saatinde duvara çivi çakılır mı ya da çekiçle vurulur mu? Ben sabah erken işe gideceğim. Siz de hiç saygı yok mu?” diye sayarken baktı ki kapıyı açan tekerlekli sandalyede genç bir bayan.
“Amca bir dakika beni dinle,” dedi.
Ali Bey üzülmüştü. Çıkışmadan görseydi daha sakin olabilirdi.
Genç kız sözüne devam etti.
“Annem birdenbire düştü, kalkamıyor. Ben bir şey yapamıyorum. Sadece sizden yardım istemek için duvara vurabildim. Kusura bakmayın. Ama annem hâlâ yerde yatıyor. Ben ise hiçbir şey yapamıyorum.”
Ali Bey;
“Kızım neden 112’yi ya da 155 polis İmdat’ı aramadın ki?”
“Amca bizim hiç telefonumuz olmadı ki!”
Bu söz Ali Bey’i yıkmıştı. Hemen 112’yi aradı. Hanımını çağırdı ve eve girdiler. Yerde yatan bayanı kaldırıp oturttular. Kendindeydi fakat kalkamıyordu. Ambulans geldi acile kaldırdılar. Şekeri yükselmiş. Bir saat sonra eve geldiler. Her şey iyiydi. Ama Ali Bey’i bir düşünce almıştı. Ne iş yaptığını sordu kadına;
Hatice Hanım;
“Beyim yıllar önce bir trafik kazasında öldü. Kızım sakat kaldı. Ben bir başıma kaldım. Geçinebilmek için bir kaç evin temizliğini yapıyorum. Ancak kiraya, elektrik ve suya yetişebiliyorum. O yüzden bizim hiç telefonumuz olmadı. Kusura bakmayın sizi rahatsız ettik. Çok sağ olun. Siz de olmasanız ben ne olacaktım. Kızım bir şey yapamıyor. Çünkü yürüyemiyor,” dedi.
Ali Beyler konuşup ayrıldılar. Eve gelince Ali Bey hanımına;
“Şu hâlimize bak. Komşumuzun kim olduğunu ne hâlde olduğunu bile bilmiyoruz. Onlar acili arayacak bir telefona sahip değilken biz yatıp mışıl mışıl uyuyoruz. Yazıklar olsun bize,” dedi.
Hanımı da ona çok hak verdi. Sonraki gün Ali Bey bir telefon aldı. Yüz kontör yükledi. Getirip sandalyedeki kıza verdi.
“Bu senin, her ay yüz kontör ben alacağım ve sen gerektiği gibi kullanacaksın. Biterse bana diyeceksin. Telefonum içinde kayıtlı,” dedi.
Sandalyedeki kız ama Ali Amca dediyse de Ali Bey elini kaldırdı ses çıkarma dercesine ve ekledi;
“Annene söyle işten gelince bize uğrasın.”
Hatice kadın işten gelince kızından bunları duydu çok mutlu oldu. Kalktı Ali Beylere gitti. Ali Bey;
“Çalıştığın yerlerle konuş işini bitir oralarda. En kısa zamanda benim atölyemde, yanımda işe başlayacaksın. Sana güzel maaş vereceğim. Bundan sonra sıkıntın olmayacak inşa Allah,” dedi.
İlerleyen günlerde Hatice Hanım Ali Bey’in yanında işe başladı. Sigortası vardı, maaşı güzeldi. Hastane masrafları da artık sigortadandı. Çok çok mutluydu. Ali Bey’e teşekkürler yağdırıyordu. Ali Bey ise;
“Asıl ben sizlere teşekkür ederim. Ben sizden sonra çevreme komşularıma bakmayı öğrendim. Şimdi artık bütün komşularımı tanımaya çalışıyorum. Bana çok büyük bir ders oldu,” dedi.
O günden sonra Ali Bey apartmandaki komşularını tanımaya özen gösterdi. Sonra ki hayatı ise hem işinde hem de evinde daha güzel geçmeye başladı. Mutluluğu arttı. Mutlu etiklerini görünce daha da mutlu oldu. O günkü cümleyi ise hiç unutmadı;
“Amca bizim hiç telefonumuz olmadı ki!”
alıntı