Alemdar
Tecrübeli Üye
Et-tenbih’in fikhi terimlerinin
ET-TENBİH’İN FIKHİ TERİMLERİNİN SADELEŞTİRİLMESİ
ÖNSÖZ
Allah’a hamd, Rasulune, ehline, arkadaşlarına ve onun yolunda yürüyenlere salat ve selam olsun.
Benim düşüncem, Zahiriye kütüphanesinde şafii eserlerine fihrist düzenlerken yaklaşık yirmi küsür sene önce bu kitabı yazmayı hayalimden geçiriyordum. Fıkhi eserlerin önsüzünü okurken, yazarı tıpkı lügat bilimcisi gibi fıkhi terimler hakkında araştırma yaptığını gördüğümde bu eserini tahkik etmeyi azmettim ama o zamana kadar buna göz atayım derken bir hayli kitap yığılmıştı önüme.
Bu eserin aslı, imam Şirazi’nin Şafii fıkhında (et-Tenbih) adlı kitabı olup lügavi bir şerh konusunu içermektedir. Merhum Nevevi şerhetmiştir. Nevevi fıkıh kitaplarında, Şirazi’nin eserlerini en büyük kaynak eserlerden biri olarak görmüştür. El-Muhezzep te şerhettiği bu değerli eserlerden biridir. Bu eserin yazımı tamamlanmış olsaydı fıkıhta genel itibarıyla muazzam bir merci eser olacaktı. Sonunda (et-Tenbih’i) iki bölüm halinde tasnif etmiş birinde meseleler hakkında fetva verip konuştuğu, Şirazi’nin tashihini bıraktığı veya ona muhalif durumlarda olup bunu umdetu fi tashihi’t-tenbih (tenbihin tashihinde dönüş mercii) diye isimlendirmiştir. İkincisi de elimizde etüdünü yaptığımız şerh elfaz et-tenbih (tenbihin lafızlarının şerhi)’dir.
Bu kitabın önsözünde eserin sahibi şöyle demiş:
“Rauf ve kerim olan Allah muhtasar kitabında tenbihin bütün fıkhi terimlerini açıklamayı bana nasip etti. İnşaallah, butün terimleri, arapça olsun ve sonradan arapçaya giren doğmatik terimler olsun, maksure veya memdude (uzatılan, uzatılmayan) olsun, müzekker müenneslik bakımından, cem veya müfredlik bakımından veya müştak olsun, terimin kaç lügatı varsa ve ne gerekiyorsa açıklayacağım.”
Özellikle bu tenbihin lügat terimlerinin etüdünü yaptığı bir eser olduğundan, muhtelif mezheplerde ve genel anlamıyla fıkhi lügat terimlerine konu olup araştırma yapılması gereken en güzel ve kayda değer bir eserdir.
Zannediyorum bu kapıyı lügat konusunda ilk açan İmam Nevevi olsa gerekir. Hatta el-Misbah’ın sahibi “el-Feyyumi’den” yüzyıl önce gerçekleştirmiştir.
(Tehzibu’l-esma ve’l-lugat) fıkıh terimleri konusunda yazdığı ilk eserdir. Daha sonra vefatından dört yıl kadar önce bu kitabı “tenbih” üzerine kaleme alıp derlemiştir.
Bu sıralarda “el-Misbah”ın sahibi el-Feyyumi, er-Rafi’nin “Garip eş-Şerh el-Kebir”in şerhine henüz başlamamışken, İmam Şirazi sınırları aşıp arapçanın çeşitli müfredat kitaplarına el atıp, özet halinde muhteşem bir lügat mucemini oluşturmuştu.
İmam Nevevi’nin bu kitapta takip ettiği metod Şirazi’nin tenbih adlı eserini, cümle cümle, kelime kelime okumuş. Lügatta sahih olana karışmamış terketmiş ama, zayıf, şüpheli ve kapalı olanın yerine daha kullanışlı bir kelime bulduğunda, (fa) harfinin yerine (vav) harfini koymak veya ihtiyaç olmasa bile (vav) harfini koymak gerekiyorsa ve daha buna benzer şeyleri yapmakla kitabı doldurmuş bütün bunların, açıklamasını, kaynaklarını okuyucu okuduğunda bir başka açıklamaya gerek duymayacak kadar fazlasıyla açıklamıştır.
Bu kitaptaki metod aslının (tenbihin) aynısıdır. Yani alfabetik sıraya göre değildir ama inşaallah sonunda tam istifade edilebilmesi için alfabetik sıralamaya göre olacaktır. Allah’tan muvaffakiyet ve rüştümüze erdirmemizi temenni ederim.
Abdulgani Ed-Dekr Dımışk 1 Recep 1408 Hicri.
İmam Ebu İshak eş-Şirazi’nin Hayatı
Adı ve Doğumu:
O örnek müçtehid imam, Cemalettin Ebu İshak İbrahim b. Ali b. Yusuf el-Firuza Badi’dir. Şafii’dir. Bağdat’ta ikamet etmiş. 393’te doğmuştur.
Şeyhleri:
Şiraz’da Ebu Abdullah el-Beydavi’den, Ebu Kasım ed-Dareki’nin arkadaşı Abdulvehhab b. Ramin’den ve Basra’da (el-Hurzi)’den fıkıh ilmini almıştır. 415’te Bağdat’a gelir, Ebu Tib ve Bere’den ders alır. Onların asistanı olur adeta ve onunla meşhur olur. Ez-Züccaci’den ve başkalarından da fıkıh dersini alır. Fıkıh usulünü, Ebu Hatem el-Kazvini’den, hadis dersini Ebu Ali b. Şazan Ebubekir b. el-Burkani Muhammed b. Ubeydullah el-Harcuşi, Ebu et-Tib et-Taberi ve diğerlerinden almıştır.
Öğrencileri:
Hatib, Ebu Velid el-Baci, Humeydi, İsmail b. es-Semerkandi, Ebu Bedr el-Kerhi, ez-Zahid, Yusuf b. Eyyüb, Ebu Nasr Ahmed b. Muhammed et-Tusi, Ebu Hasan b. Abdusselam ve Ahmed b. Nasr b. Hamman el-Hemedani ondan son rivayet eden talebelerindendir.
Alimlerin Ona Övgüleri:
Ebubekir eş-Şaşi şöyle der: “Ebu İshak asrın imamları üzerinde Allah’ın bir lütfudur.”
El-Muvaffik el-Hanefi şöyle der: “Ebu İshak, fıkıhta müminlerin emiridir.”
Muhammed b. Abdülmelik el-Hemedani şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“Kadıların kadısı Ebu Hasan el-Maverdi’yle bir davetteydik Şeyh Ebu İshak güzel güzel konuştu çıktığımızda Maverdi:
“Ebu İshak gibisini görmedim, Şafii görseydi onu çok beğenirdi” dedi.
Es-Sem’ani şöyle dedi: “O Şafii’nin imamı, en-Nizamiye’nin muallimi ve asrının şeyhidir. Uzak beldelerden akın akın insanlar ona gelip ilim aldılar. Güzel suretiyle beğenilen ender ilim sahiplerinden biriydi, dünya onu kabzasına almak istedi ama bunu başaramadı bilakis o, hayatında normal yaşam standartını seçmişti.
Usul, Furu, Hilaf ve mezhep konularında eserler yazmıştır.
O takva sahibi bir zahid, vakarlı, onurlu, zarif, kerim, cömert, güler yüzlü, sürekli müjdeci ve son derece girişken biriydi.
Es-Silefi bize şöyle iletti: Şücca ez-Züheli’den Ebu İshak’ın durumunu sordum o da:
“O Şafii’nin yandaşlarının imamı ve zamanında Bağdat’taki alimlerin öncüsüydü. Sika, salih, takva sahibi ve ihtilaf konularını bilen ender alimlerden biriydi dedi.
Şireveyh ed-Deylemi Hemedan tarihinde şöyle der: “Ebu İshak asrının imamıdır. Melikşahın bir elçisinden onun sika, fakih, dünyadan elini çekmiş bir tek, ender zahit olduğunu duydum, der.
Musul Hatibi Ebu Fadl şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“459 yılında Musul’dan Ebu İshak’ı, ziyarete gittiğimde beni kucaklayıp tokalaştıktan sonra nereden geliyorsun?” dedi. Ben de:
“Musul’dan” dedim. O da:
“Merhaba ya hemşehrim” dedi. Ben de:
“Ya efendimiz Firuz Abadlı mısınız?” dedim o da:
“Nuh’un gemisi hepimizi bir araya getirmedi mi?” dedi ve ben de bunun bu iyi ahlakına, ikramına, zühdüne ve gerektirdiği kadarıyla sevdirmesine hayran oldum ve vefatına kadar onunla arkadaşlık yaptım” diyor.
Onun Ahlakı, Sözleri ve Takvası:
Kadı Ebu Abbas el-Cürcani şöyle der: “Ebu İshak’ın sahip olduğu bir malı yoktu. O kadar fakru zaruret içindeydi ki bazen yiyecek ve giyecek dahi bulamazdı.”
El-Kat’ia da otururken ziyaretine gittiğimizde, avret mahalleri görülmesin diye yarım yamalak kambur bir şekilde kalkardı.
Bir gün beraberinde yürürken Bakillani kendisine takılıp şöyle dedi:
“Ya şeyh beni kırdın, mahfettin, fakir bıraktın” dedi. Biz de ona:
“Kaç liran ondadır?” dedik o da:
“Şakadan iki veya bir buçuk altın” dedi. Ez-Zehebi şöyle dedi:
“Şeyh Ebu İshak sürgün edildikten sonra en-Nizamiye medresesinde ders verdi. Kesinlikle aylık ücret falan almadı. Küçük bir sarığı ve yünlü bir elbisesi vardı, bir lokmayla yetinirdi.
Es-Semani takvası için şöyle derdi: “Bazılarının şöyle dediğini duydum:
“Ebu İshak bir gün mescide yemek yemek için geldiğinde dinarını bulur ve şöyle düşünür, belki bir başkası bunu düşürmüştür, der ve olduğu yere dinarı bırakır döner.
Kadı Muhammed b. Muhammed el-Mahani şöyle der: “Yanlız şu iki imama hac nasip olmadı. Şeyh Ebu İshak eş-Şirazi ve kadıların kadısı Ebu Abdullah ed-Damığani.
Şeyh Ebu İshak’ın azık ve gidecek gücü yoktu ama hac etmek isteseydi onu alıp Mekke’ye götürürlerdi. El-Damığani haccetmek isteseydi onu ince ve kalın ipekler üzerinde alıp haccını ettirirlerdi.
Kadı Yahya b. Tahir şöyle der: “O devamlı, çok güzel bir zahid, Allah’tan çok fazla korkan, güler yüzlü, devamlı gülümseyen, oturmayı seven ve mücadeleci biriydi, güzel hikaye ve nefis şiirler söylerdi. Olaki bediha üzerinde kendi nefsinin üzerinde söylemiş olduğu bir çoğunu ezber biliyordu.
Bir keresinde Nizamiye medresesinde hizmetlisi Ebu Tahir b. Şeyban ed-Dımışkiye şöyle şiir okumuş:
“Şeyhimiz şeyh Ebu Tahir zahir ve batında önderimizdir” der.
Ebu İshak, bir gün birini bir köpeği taşlayıp kovduğunu gördüğünde ona bırak bırak yol seninle onun arasındadır niye karışıyorsun, der.
İlmiyle amel etmeyen hakkındaki bir sözü şöyle:
“Sahibine fayda vermeyen ilim, birinin alim olup uygulamaması gibidir” der.
Yine bu bağlamdaki bir sözü şöyle: “Alim ilmini uygulamadığı sürece, cahil ilim doğrultusunda yürür nefsinin istediği şekilde uygulamaya başlar.”Ey evlatlarım Allah korusun, Allah korusun, aleyhimizde delil olacak ilimden Allah’a sığınırız, der.
Kendi nefsi üzerine şöyle şiir söylerdi:
“Mevlanın haram ve helal ettiğini öğrendin
İlminle amel et çünkü ilim amelledir” derdi.
Şiirlerinden:
Merhum çok şiir ezberindeydi, belki asrının fıkıh alimlerinden daha çok ezberlemişti. Çok güzel şiir söylerdi. Fıkıh alimlerinden şiiri çok güzel söyleyenler çok azdı.
Şiirlerinden bir kesit:
“Kesintisiz şarap bardağını (helal içecek) ve harama kaçmadan hesap yapmayı severim
Sevgim kötü şeylere olmadı ama gördüm ki sevgi büyüklerin ahlakındandır.
İnsanlara vefakar dosttan sordum, bana bunun yolu yoktur
Zafere ulaşırsan bağımsız bir sevgiyle asilzadeleri dost edin ama bu da dünyada pek azdır dediler.
Vefatı:
Ebu İshak vefat ettiğinde ne bir borç ne de bir miras bıraktı, zahitti ve evlenmemişti. Vefatı 476 yılında, cemadiyel ahirin 210 günü pazar gecesine denk geldi.
Et-Tenbih Kitabı:
Lügavi lafızlarının şerhini yaptığı İmamı Nevevi’nin bu kitabı hakkında bazı hatırlatmalar zikrediyoruz.
Keşfü’z-Zunun’un sahibi şöyle der: “Şafiiler arasında dönüp dolaşan beş meşhur kitaplardan biridir. Nevevi’nin de Tehzib’te belirttiği gibi en çok revaçta olan Tenbih’tir deniliyor.”
Yazımına 452 yılının Ramazan’ında başlar 453 yılının Şaban ayında bitirir.
Keşfu’z-Zunun’da Tenbih üzerinde yazılan bazı övgü şiirleri şöyle:
“Ey gözlere nur dolduran yıldız, yoktur senin emsalin dünyada
Hatırlarımız hastalıklarla doluyken, Tenbih’te tekrar eski haline dönüştürüldü.
Tenbih hakkında muhtasar ve şerh kitapları oldukça çoktur, bu konuda ona ulaşacak bir kitaba az rastlanır. Keşfu’z-Zunun’da olduğu gibi 70 kadar şerh ve talik kitabını serdedeceğiz. 1/489.
Sayineddin Abdulaziz b. Abdulkerim el-cili’nin meşhur olan el-Muid adlı eserin şerhi ve bunu el-Muvaddıh diye de isimlendirmiştir. Ancak buna pek itimat edilmiyor. Çünkü bazı kıskanç insanlar bu eseri bozmuşlar, bunu da İbni Salah ve Nevevi ortaya çıkartmışlardır.
Şafii olan Ebu Tahir el-Kerhi’nin şerhi, büyük dört cilt halindedir.
İmam Ebu Hasan Muhammed b. Mübarek, İbni Hall eş-Şafi’yle bilinen bu adamın şerhi bir cilttir. Tevcihu’t-tenbih diye isimlendirmiştir. Tenbih üzerinde ilk yazı yazandır. 552 yılında vefat etmiştir. İmam Ebu Abbas Ahmed b. İmam Musa b. Yunus el-Musuli’nin şerhidir. 622 yılında vefat etmiştir.
İmam Tacettin Abdurrahim b. İbrahim el-Firkahu’ş-şafiiyle bilinenin şerhi “el-İklid li dürreti taklid” diye isimlendirmiştir. Nikah kitabına ulaşıp tamamlamadan önce bıraktı ve 690 yılında vefat etti.
Buna benzer daha çok lafızları hakkında şerh ve ta’lik kitapları yazılmıştır.
Daha fazla bilgi edinmek isteyen Keşfu’z-Zunun 1/489’a müracat etsin.
ÖNSÖZ
Allah’a hamd, Rasulune, ehline, arkadaşlarına ve onun yolunda yürüyenlere salat ve selam olsun.
Benim düşüncem, Zahiriye kütüphanesinde şafii eserlerine fihrist düzenlerken yaklaşık yirmi küsür sene önce bu kitabı yazmayı hayalimden geçiriyordum. Fıkhi eserlerin önsüzünü okurken, yazarı tıpkı lügat bilimcisi gibi fıkhi terimler hakkında araştırma yaptığını gördüğümde bu eserini tahkik etmeyi azmettim ama o zamana kadar buna göz atayım derken bir hayli kitap yığılmıştı önüme.
Bu eserin aslı, imam Şirazi’nin Şafii fıkhında (et-Tenbih) adlı kitabı olup lügavi bir şerh konusunu içermektedir. Merhum Nevevi şerhetmiştir. Nevevi fıkıh kitaplarında, Şirazi’nin eserlerini en büyük kaynak eserlerden biri olarak görmüştür. El-Muhezzep te şerhettiği bu değerli eserlerden biridir. Bu eserin yazımı tamamlanmış olsaydı fıkıhta genel itibarıyla muazzam bir merci eser olacaktı. Sonunda (et-Tenbih’i) iki bölüm halinde tasnif etmiş birinde meseleler hakkında fetva verip konuştuğu, Şirazi’nin tashihini bıraktığı veya ona muhalif durumlarda olup bunu umdetu fi tashihi’t-tenbih (tenbihin tashihinde dönüş mercii) diye isimlendirmiştir. İkincisi de elimizde etüdünü yaptığımız şerh elfaz et-tenbih (tenbihin lafızlarının şerhi)’dir.
Bu kitabın önsözünde eserin sahibi şöyle demiş:
“Rauf ve kerim olan Allah muhtasar kitabında tenbihin bütün fıkhi terimlerini açıklamayı bana nasip etti. İnşaallah, butün terimleri, arapça olsun ve sonradan arapçaya giren doğmatik terimler olsun, maksure veya memdude (uzatılan, uzatılmayan) olsun, müzekker müenneslik bakımından, cem veya müfredlik bakımından veya müştak olsun, terimin kaç lügatı varsa ve ne gerekiyorsa açıklayacağım.”
Özellikle bu tenbihin lügat terimlerinin etüdünü yaptığı bir eser olduğundan, muhtelif mezheplerde ve genel anlamıyla fıkhi lügat terimlerine konu olup araştırma yapılması gereken en güzel ve kayda değer bir eserdir.
Zannediyorum bu kapıyı lügat konusunda ilk açan İmam Nevevi olsa gerekir. Hatta el-Misbah’ın sahibi “el-Feyyumi’den” yüzyıl önce gerçekleştirmiştir.
(Tehzibu’l-esma ve’l-lugat) fıkıh terimleri konusunda yazdığı ilk eserdir. Daha sonra vefatından dört yıl kadar önce bu kitabı “tenbih” üzerine kaleme alıp derlemiştir.
Bu sıralarda “el-Misbah”ın sahibi el-Feyyumi, er-Rafi’nin “Garip eş-Şerh el-Kebir”in şerhine henüz başlamamışken, İmam Şirazi sınırları aşıp arapçanın çeşitli müfredat kitaplarına el atıp, özet halinde muhteşem bir lügat mucemini oluşturmuştu.
İmam Nevevi’nin bu kitapta takip ettiği metod Şirazi’nin tenbih adlı eserini, cümle cümle, kelime kelime okumuş. Lügatta sahih olana karışmamış terketmiş ama, zayıf, şüpheli ve kapalı olanın yerine daha kullanışlı bir kelime bulduğunda, (fa) harfinin yerine (vav) harfini koymak veya ihtiyaç olmasa bile (vav) harfini koymak gerekiyorsa ve daha buna benzer şeyleri yapmakla kitabı doldurmuş bütün bunların, açıklamasını, kaynaklarını okuyucu okuduğunda bir başka açıklamaya gerek duymayacak kadar fazlasıyla açıklamıştır.
Bu kitaptaki metod aslının (tenbihin) aynısıdır. Yani alfabetik sıraya göre değildir ama inşaallah sonunda tam istifade edilebilmesi için alfabetik sıralamaya göre olacaktır. Allah’tan muvaffakiyet ve rüştümüze erdirmemizi temenni ederim.
Abdulgani Ed-Dekr Dımışk 1 Recep 1408 Hicri.
İmam Ebu İshak eş-Şirazi’nin Hayatı
Adı ve Doğumu:
O örnek müçtehid imam, Cemalettin Ebu İshak İbrahim b. Ali b. Yusuf el-Firuza Badi’dir. Şafii’dir. Bağdat’ta ikamet etmiş. 393’te doğmuştur.
Şeyhleri:
Şiraz’da Ebu Abdullah el-Beydavi’den, Ebu Kasım ed-Dareki’nin arkadaşı Abdulvehhab b. Ramin’den ve Basra’da (el-Hurzi)’den fıkıh ilmini almıştır. 415’te Bağdat’a gelir, Ebu Tib ve Bere’den ders alır. Onların asistanı olur adeta ve onunla meşhur olur. Ez-Züccaci’den ve başkalarından da fıkıh dersini alır. Fıkıh usulünü, Ebu Hatem el-Kazvini’den, hadis dersini Ebu Ali b. Şazan Ebubekir b. el-Burkani Muhammed b. Ubeydullah el-Harcuşi, Ebu et-Tib et-Taberi ve diğerlerinden almıştır.
Öğrencileri:
Hatib, Ebu Velid el-Baci, Humeydi, İsmail b. es-Semerkandi, Ebu Bedr el-Kerhi, ez-Zahid, Yusuf b. Eyyüb, Ebu Nasr Ahmed b. Muhammed et-Tusi, Ebu Hasan b. Abdusselam ve Ahmed b. Nasr b. Hamman el-Hemedani ondan son rivayet eden talebelerindendir.
Alimlerin Ona Övgüleri:
Ebubekir eş-Şaşi şöyle der: “Ebu İshak asrın imamları üzerinde Allah’ın bir lütfudur.”
El-Muvaffik el-Hanefi şöyle der: “Ebu İshak, fıkıhta müminlerin emiridir.”
Muhammed b. Abdülmelik el-Hemedani şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“Kadıların kadısı Ebu Hasan el-Maverdi’yle bir davetteydik Şeyh Ebu İshak güzel güzel konuştu çıktığımızda Maverdi:
“Ebu İshak gibisini görmedim, Şafii görseydi onu çok beğenirdi” dedi.
Es-Sem’ani şöyle dedi: “O Şafii’nin imamı, en-Nizamiye’nin muallimi ve asrının şeyhidir. Uzak beldelerden akın akın insanlar ona gelip ilim aldılar. Güzel suretiyle beğenilen ender ilim sahiplerinden biriydi, dünya onu kabzasına almak istedi ama bunu başaramadı bilakis o, hayatında normal yaşam standartını seçmişti.
Usul, Furu, Hilaf ve mezhep konularında eserler yazmıştır.
O takva sahibi bir zahid, vakarlı, onurlu, zarif, kerim, cömert, güler yüzlü, sürekli müjdeci ve son derece girişken biriydi.
Es-Silefi bize şöyle iletti: Şücca ez-Züheli’den Ebu İshak’ın durumunu sordum o da:
“O Şafii’nin yandaşlarının imamı ve zamanında Bağdat’taki alimlerin öncüsüydü. Sika, salih, takva sahibi ve ihtilaf konularını bilen ender alimlerden biriydi dedi.
Şireveyh ed-Deylemi Hemedan tarihinde şöyle der: “Ebu İshak asrının imamıdır. Melikşahın bir elçisinden onun sika, fakih, dünyadan elini çekmiş bir tek, ender zahit olduğunu duydum, der.
Musul Hatibi Ebu Fadl şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“459 yılında Musul’dan Ebu İshak’ı, ziyarete gittiğimde beni kucaklayıp tokalaştıktan sonra nereden geliyorsun?” dedi. Ben de:
“Musul’dan” dedim. O da:
“Merhaba ya hemşehrim” dedi. Ben de:
“Ya efendimiz Firuz Abadlı mısınız?” dedim o da:
“Nuh’un gemisi hepimizi bir araya getirmedi mi?” dedi ve ben de bunun bu iyi ahlakına, ikramına, zühdüne ve gerektirdiği kadarıyla sevdirmesine hayran oldum ve vefatına kadar onunla arkadaşlık yaptım” diyor.
Onun Ahlakı, Sözleri ve Takvası:
Kadı Ebu Abbas el-Cürcani şöyle der: “Ebu İshak’ın sahip olduğu bir malı yoktu. O kadar fakru zaruret içindeydi ki bazen yiyecek ve giyecek dahi bulamazdı.”
El-Kat’ia da otururken ziyaretine gittiğimizde, avret mahalleri görülmesin diye yarım yamalak kambur bir şekilde kalkardı.
Bir gün beraberinde yürürken Bakillani kendisine takılıp şöyle dedi:
“Ya şeyh beni kırdın, mahfettin, fakir bıraktın” dedi. Biz de ona:
“Kaç liran ondadır?” dedik o da:
“Şakadan iki veya bir buçuk altın” dedi. Ez-Zehebi şöyle dedi:
“Şeyh Ebu İshak sürgün edildikten sonra en-Nizamiye medresesinde ders verdi. Kesinlikle aylık ücret falan almadı. Küçük bir sarığı ve yünlü bir elbisesi vardı, bir lokmayla yetinirdi.
Es-Semani takvası için şöyle derdi: “Bazılarının şöyle dediğini duydum:
“Ebu İshak bir gün mescide yemek yemek için geldiğinde dinarını bulur ve şöyle düşünür, belki bir başkası bunu düşürmüştür, der ve olduğu yere dinarı bırakır döner.
Kadı Muhammed b. Muhammed el-Mahani şöyle der: “Yanlız şu iki imama hac nasip olmadı. Şeyh Ebu İshak eş-Şirazi ve kadıların kadısı Ebu Abdullah ed-Damığani.
Şeyh Ebu İshak’ın azık ve gidecek gücü yoktu ama hac etmek isteseydi onu alıp Mekke’ye götürürlerdi. El-Damığani haccetmek isteseydi onu ince ve kalın ipekler üzerinde alıp haccını ettirirlerdi.
Kadı Yahya b. Tahir şöyle der: “O devamlı, çok güzel bir zahid, Allah’tan çok fazla korkan, güler yüzlü, devamlı gülümseyen, oturmayı seven ve mücadeleci biriydi, güzel hikaye ve nefis şiirler söylerdi. Olaki bediha üzerinde kendi nefsinin üzerinde söylemiş olduğu bir çoğunu ezber biliyordu.
Bir keresinde Nizamiye medresesinde hizmetlisi Ebu Tahir b. Şeyban ed-Dımışkiye şöyle şiir okumuş:
“Şeyhimiz şeyh Ebu Tahir zahir ve batında önderimizdir” der.
Ebu İshak, bir gün birini bir köpeği taşlayıp kovduğunu gördüğünde ona bırak bırak yol seninle onun arasındadır niye karışıyorsun, der.
İlmiyle amel etmeyen hakkındaki bir sözü şöyle:
“Sahibine fayda vermeyen ilim, birinin alim olup uygulamaması gibidir” der.
Yine bu bağlamdaki bir sözü şöyle: “Alim ilmini uygulamadığı sürece, cahil ilim doğrultusunda yürür nefsinin istediği şekilde uygulamaya başlar.”Ey evlatlarım Allah korusun, Allah korusun, aleyhimizde delil olacak ilimden Allah’a sığınırız, der.
Kendi nefsi üzerine şöyle şiir söylerdi:
“Mevlanın haram ve helal ettiğini öğrendin
İlminle amel et çünkü ilim amelledir” derdi.
Şiirlerinden:
Merhum çok şiir ezberindeydi, belki asrının fıkıh alimlerinden daha çok ezberlemişti. Çok güzel şiir söylerdi. Fıkıh alimlerinden şiiri çok güzel söyleyenler çok azdı.
Şiirlerinden bir kesit:
“Kesintisiz şarap bardağını (helal içecek) ve harama kaçmadan hesap yapmayı severim
Sevgim kötü şeylere olmadı ama gördüm ki sevgi büyüklerin ahlakındandır.
İnsanlara vefakar dosttan sordum, bana bunun yolu yoktur
Zafere ulaşırsan bağımsız bir sevgiyle asilzadeleri dost edin ama bu da dünyada pek azdır dediler.
Vefatı:
Ebu İshak vefat ettiğinde ne bir borç ne de bir miras bıraktı, zahitti ve evlenmemişti. Vefatı 476 yılında, cemadiyel ahirin 210 günü pazar gecesine denk geldi.
Et-Tenbih Kitabı:
Lügavi lafızlarının şerhini yaptığı İmamı Nevevi’nin bu kitabı hakkında bazı hatırlatmalar zikrediyoruz.
Keşfü’z-Zunun’un sahibi şöyle der: “Şafiiler arasında dönüp dolaşan beş meşhur kitaplardan biridir. Nevevi’nin de Tehzib’te belirttiği gibi en çok revaçta olan Tenbih’tir deniliyor.”
Yazımına 452 yılının Ramazan’ında başlar 453 yılının Şaban ayında bitirir.
Keşfu’z-Zunun’da Tenbih üzerinde yazılan bazı övgü şiirleri şöyle:
“Ey gözlere nur dolduran yıldız, yoktur senin emsalin dünyada
Hatırlarımız hastalıklarla doluyken, Tenbih’te tekrar eski haline dönüştürüldü.
Tenbih hakkında muhtasar ve şerh kitapları oldukça çoktur, bu konuda ona ulaşacak bir kitaba az rastlanır. Keşfu’z-Zunun’da olduğu gibi 70 kadar şerh ve talik kitabını serdedeceğiz. 1/489.
Sayineddin Abdulaziz b. Abdulkerim el-cili’nin meşhur olan el-Muid adlı eserin şerhi ve bunu el-Muvaddıh diye de isimlendirmiştir. Ancak buna pek itimat edilmiyor. Çünkü bazı kıskanç insanlar bu eseri bozmuşlar, bunu da İbni Salah ve Nevevi ortaya çıkartmışlardır.
Şafii olan Ebu Tahir el-Kerhi’nin şerhi, büyük dört cilt halindedir.
İmam Ebu Hasan Muhammed b. Mübarek, İbni Hall eş-Şafi’yle bilinen bu adamın şerhi bir cilttir. Tevcihu’t-tenbih diye isimlendirmiştir. Tenbih üzerinde ilk yazı yazandır. 552 yılında vefat etmiştir. İmam Ebu Abbas Ahmed b. İmam Musa b. Yunus el-Musuli’nin şerhidir. 622 yılında vefat etmiştir.
İmam Tacettin Abdurrahim b. İbrahim el-Firkahu’ş-şafiiyle bilinenin şerhi “el-İklid li dürreti taklid” diye isimlendirmiştir. Nikah kitabına ulaşıp tamamlamadan önce bıraktı ve 690 yılında vefat etti.
Buna benzer daha çok lafızları hakkında şerh ve ta’lik kitapları yazılmıştır.
Daha fazla bilgi edinmek isteyen Keşfu’z-Zunun 1/489’a müracat etsin.