serapmisali
Super Üye
Enkazımda Yitirdiklerim...
Enkazımda Yitirdiklerim...
Enkazımda Yitirdiklerim...
Sen; sustuğum yersin! Kelimelerin tükendiği, cümlelerin infaz beşiğinde kırk sancıyla gidip geldiği, sesime sus değdiği bir nefessin. içimi kırbaçlayan ses tellerimin kalbime takılmış çengellerisin. şimdi hayatıma yazılmış dipsiz hesaplar var yangın yerinin telaşı içime düşen. kaybolan, bulunamayan ve aranan ne varsa içimde ama darmadağın…ellerimi değdiğim yer kırılıyor ve kanıyor. bende sancıyan bir şeyler var, yakamı bırakmıyor. Sen durduğum yersin ! Ardına bakmaya bile cesareti olmayan, sessizlikte at koşturan; gitmeyen ve dönmeyen bir adressin. adımlarına esir düşmüş bir yolcuyum ben; kimsesiz bir yolun orta yerine zamansız terkedilmiş bir yolcu… geceye inat adımlar çoğaltan, önünde arş boyu yollar uzayan. gitmenin önemini yitirdiği, dönmenin bir yemin gibi tövbelendiği; iki satır arasına sıkışmış bir yolcuyum ben ! Sen unuttuğum yersin ! geçmişin sancısıyla dudak büktüğüm kahırlı yalnızlığımın iz düşümündeki çizgilersin. sahipsiz kayaların hınç biriktiren yamaçlarına inat kanayan, kanatan bir kedersin. Nasırlı gönlümün ıslak duvarlarına sarılan biri var şimdi. içimin ezikliğinde konaklıyor anıları ve gönlümü çürütürcesine bir hasret bırakıyor bana. İsmini siliyorum sokaklarımdan ve sokaklar uzuyor, adınsa sil sil bitmiyor… Sen yorulduğum yersin ! ayaklarımda biriken adımları tüketemediğim şehirlerdesin.omuzlarımdan çığlar yuvarlanıyor vücuduma, kollarımda yarım kalıyor yağmurlar, avuçlarıma uğramıyorlar. dizleri üstüne çöküyor gençliğim; bir savaşın ortasında, boynuma aşkın yuları takılıyor. tökezleyen adımlarımdan arta kalan düşüşlerle geliyorum sana. ben hüzün meydanında düşürdüğüm göz yaşlarımı ganimet sanıyorum. sen aldırmıyor, ezip geçiyorsun. Sen gittiğim yersin ! Varmanın adının anılmadığı, bulunamadığı; fevkinden öte göç vuran, izsiz yollardan medet uman bir yer… Gitmelere doymayan, dönüşlere tok bir seyyahın; varamadığı, olamadığı kaf dağının kalbindeyim ben. Eşikten öte gitmiyor ruhum korkuyor.fazlası olamam; kendinden eksik birinin yarım yamalak düşlerine tutunurum. Sen bittiğim yersin ! Beni aşkın yalın halinde bırakan, ayrılığı ve gidişi kucağında avutup bana sunan birisin. Ben; tükenmişlik kuyularında kendime bir gökyüzü ararken; üstüme toprak serptin. Artık gözlerimde yoksun. Hayatımın imlasını sil baştan yazarken, aynada gördüğüm benim. Ve her baktığımda bir cümle daha söküyorum karşımdan. Kendimden azaltıyorum seni ! Sen yittiğim yersin ! yitiren, yitirilen; hep ben!...
Enkazımda Yitirdiklerim...
Sen; sustuğum yersin! Kelimelerin tükendiği, cümlelerin infaz beşiğinde kırk sancıyla gidip geldiği, sesime sus değdiği bir nefessin. içimi kırbaçlayan ses tellerimin kalbime takılmış çengellerisin. şimdi hayatıma yazılmış dipsiz hesaplar var yangın yerinin telaşı içime düşen. kaybolan, bulunamayan ve aranan ne varsa içimde ama darmadağın…ellerimi değdiğim yer kırılıyor ve kanıyor. bende sancıyan bir şeyler var, yakamı bırakmıyor. Sen durduğum yersin ! Ardına bakmaya bile cesareti olmayan, sessizlikte at koşturan; gitmeyen ve dönmeyen bir adressin. adımlarına esir düşmüş bir yolcuyum ben; kimsesiz bir yolun orta yerine zamansız terkedilmiş bir yolcu… geceye inat adımlar çoğaltan, önünde arş boyu yollar uzayan. gitmenin önemini yitirdiği, dönmenin bir yemin gibi tövbelendiği; iki satır arasına sıkışmış bir yolcuyum ben ! Sen unuttuğum yersin ! geçmişin sancısıyla dudak büktüğüm kahırlı yalnızlığımın iz düşümündeki çizgilersin. sahipsiz kayaların hınç biriktiren yamaçlarına inat kanayan, kanatan bir kedersin. Nasırlı gönlümün ıslak duvarlarına sarılan biri var şimdi. içimin ezikliğinde konaklıyor anıları ve gönlümü çürütürcesine bir hasret bırakıyor bana. İsmini siliyorum sokaklarımdan ve sokaklar uzuyor, adınsa sil sil bitmiyor… Sen yorulduğum yersin ! ayaklarımda biriken adımları tüketemediğim şehirlerdesin.omuzlarımdan çığlar yuvarlanıyor vücuduma, kollarımda yarım kalıyor yağmurlar, avuçlarıma uğramıyorlar. dizleri üstüne çöküyor gençliğim; bir savaşın ortasında, boynuma aşkın yuları takılıyor. tökezleyen adımlarımdan arta kalan düşüşlerle geliyorum sana. ben hüzün meydanında düşürdüğüm göz yaşlarımı ganimet sanıyorum. sen aldırmıyor, ezip geçiyorsun. Sen gittiğim yersin ! Varmanın adının anılmadığı, bulunamadığı; fevkinden öte göç vuran, izsiz yollardan medet uman bir yer… Gitmelere doymayan, dönüşlere tok bir seyyahın; varamadığı, olamadığı kaf dağının kalbindeyim ben. Eşikten öte gitmiyor ruhum korkuyor.fazlası olamam; kendinden eksik birinin yarım yamalak düşlerine tutunurum. Sen bittiğim yersin ! Beni aşkın yalın halinde bırakan, ayrılığı ve gidişi kucağında avutup bana sunan birisin. Ben; tükenmişlik kuyularında kendime bir gökyüzü ararken; üstüme toprak serptin. Artık gözlerimde yoksun. Hayatımın imlasını sil baştan yazarken, aynada gördüğüm benim. Ve her baktığımda bir cümle daha söküyorum karşımdan. Kendimden azaltıyorum seni ! Sen yittiğim yersin ! yitiren, yitirilen; hep ben!...