Çizmedeki Laleler 2

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Çizmedeki Laleler 2, konusunda bu İçerik Çizmedeki Laleler 2 hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Çizmedeki Laleler 2

- Sadefan.com | Çizmedeki Laleler 2 paylaşımı

KlaS

Admin

Çizmedeki Laleler 2

Çizmedeki Laleler 2

Çizmedeki Laleler 2
Çizmedeki Laleler 2 Hikayesi - Lale Hikayeleri - Aynur Engindeniz - Aynur Engindeniz Yazıları
Feodora, Oturduğu yerden, dışarıya baktı. Kar yağıyordu. Korktuğu için sırtını pencereye döndü. Yaklaşan ayak sesleri pencere önünde kesildi.
_Bayan, camı açın

Korku içinde pencereye döndü. Açıp açmamakta kararsızdı. Acıdığı adam bir katil, hırsız ya da polisten kaçan her hangi bir suçlu olabilirdi. Ama içinden bir ses, dışarıdaki adama yardım etmesi gerektiğini söylüyordu.

Pencerenin kolunu çevirdi ve geri çekildi.Karşısında genç bir adam vardı.
_İçeri girebilir miyim?
_Kimsiniz siz?
_Girince anlatsam. Donmak üzereyim.
_Tamam, gelin

Genç adam biraz zorlanarak da olsa içeri girmeyi başarabildi. Üzerindeki karları silkeleyip, ayağındaki kar botlarını çıkarttı. Feodoranın karşısındaki koltuğa oturdu. Bir süre ikisi de sessizce bakıştılar.

Feodora yanındaki çekmeceden bir mum ve kibrit çıkarttı. Mumu yakınca, adamın bitkin yüzü de göründü.

Uzun siyah saçlı, mavi gözlü, iri yapılı genç sağa sola bakındıktıktan ve eşyalar üzerinde göz gezdirdikten sonra Feodoraya dönerek:
_Soban nerede, diye sordu.
Feodora eliyle işaret ederek:
_Şu küçük masanın arkasında.

Adam güçlükle yerinden kalktı. Sobanın olduğu yöne doğru ilerlerken birden durdu. Duvarda asılı duran, Feodoranın babasına ait fotoğraflara baktı.Siyah beyaz fotoğraflar arasında, babasının asılı halde bir resmi de vardı. Annesi o resmi oradan hiç indirmedi. Ona göre, resim orada durmalı, kin daima taze tutulmalıydı.

Adam Feodoraya baktı:
_ Bu bir isyancı mı?
_Hayır babam!
_ O halde babanız isyancı!
_Hayır, babam iftiraya uğramış bir garip köylüydü.
_ Suçu olmasa asılmazdı bayan. Siz yürüyemediğiniz için dünyayla pek bağlantınız da yok sanırım. Pek ala sizin haberiniz olmadan bir suça bulaşmış olabilir.

Feodora üzgün ve öfkeli bakışlarını gencin gözlerine dikerek:
_Şu anda o suçlunun evine sığınmış bulunmaktasınız. Onun çatısı sizi donmaktan kurtardı. Daha saygılı olmanız gerekirdi.
_ Yanılıyorsun bayan. Bu ülkede bütün evler Çara aittir. Bütün tebası da Çarın kuludur.
_Ben yürüyemeyebilirim, ama eminim sizden çok kitap okumuşumdur. Çarı da, kullarını da bilirim. Benim babamın tek derdi ekmeğiydi. Yaşlıydı o. Öldürmeselerdi hastalığı yüzünden ölecekti zaten. İşte sizin savunduğunuz çar, ancak böylelerine dişlerini gösteriyor.
_Tehlikeli lakırdılar bunlar

Adam sobanın kapağını açıp, kenardaki odunları içine doldurup, Feodoranın yanına geldi. Masanın üzerindeki kibrit kutusunu alıp tekrar sobanın yanına döndü.
_Ateş nasıl yakar biliyor musun bayan?
_Feodora..
_Ne ?
_ Adım Fedora Egor
_ Memnun oldum. Affedersiniz, önce ben kendimi takdim etmeliydim.

Genç, sobayı tutuşturduktan sonra Feodoranın yanına geldi ve elini öperek:
_ Benim adım da Aleks. Sizi tanıdığım için şanslıyım. Yoksa bu karda ölüp giderdim. Cesedim de ancak bahara bulunurdu. O zaman da ölenin kim olduğu anlaşılamazdı elbette, dedi.

İkisi de gülmüştü bu espriye. Feodoranın tedirginliği geçmeye başlamıştı. Alekste katil ya da suçlu tipi yoktu. Hatta nasırsız beyaz ellerine bakılırsa, kibar takımından olduğu da söylenebilirdi. Yine de adama soru sormaya çekindi. Az önce çar hakkında söylediklerine de pişman olmuştu. Öfkeyle söylenen her söz, bir mutlaka sahibinin boğazına dolanırdı çünkü.

Sobanın ateşi kendini hissettirmiş, oda ısınmıştı. Aleks Feodoranın karşısındaki koltukta otururken, genç kızın aklındaki tek şey annesiydi. İçinde derin bir huzursuzluk vardı. O tanımadığı bir yabancıyla sıcak odada otururken, annesi kim bilir ne işkenceler görmekteydi. Gözyaşları yanaklarından süzülüyor, göstermemeye çalışarak ağlıyordu. Gözlerini Feodoradan ayırmayan Aleks:
_Neden ağlıyorsun? Hem sen bu evde tek başına yaşıyor olamazsın değil mi? Kimsen yok mu? Annen kardeşlerin
_ Yabancı sensin. Soru soran değil, kendini anlatan olmalısın.
_Bilmiyorum, daha önce sana bunu söyleyen oldu mu? Ama çok ukalasın.
_Ben mi? Davetsiz evime girdin. Hiç tanımadığın babamı suçlu ilan ettin. Şimdi bana ukala diyorsun. Bence sen çok küstahsın. En iyisi uyu ve sabah olunca çıkıp git evimden.

Aleks bacağını ovarken yüzünü ekşitti. Canı yandığı belliydi.
_ Mecbur kalmasam evinize asla girmezdim Feodora. Teşekkür ederim ki, siz de beni kabul ettiniz. Ama yüzüme vuracaksanız, şimdi çıkar giderim.
_Hayır sabahı bekleyin. Küstah bile olsanız, kalbim bu havada sizi dışarı atmama izin vermez.

Sobanın küçük penceresinden sızan alev ışığı odanın içindeki eşyalara çarpıyor, duvarlarda şekli belirsiz figürler çiziyordu. Masanın üzerinde duran çiçekler, bu ince ışık sayesinde, karşı duvarda koca bir ağaçlık varmış hissi uyandırıyordu. İkisi de bu gölgeleri seyrediyordu. Aleks yanında duran küçük bir yastığı bacağının altına koydu. Arkasına yaslandı.
Feodora istemeyerek de olsa:

_Aç mısınız, diye sordu.
Aleks, hayır anlamında başını salladı.

Rus köylüleri açlığa alışık insanlardı. Sabahtan akşama kadar tarlalarda çalışırken yedikleri tek şey, bir tas haşlanmış buğdaydan başkası değildi. Ama bu kibar kılıklı genç, hiç de açlığa talim eden köylülere benzemiyordu. Gölgelerden fazlaca seçilemese de, yüzü hasta ve solgun görünüyordu. Feodora tekrar sordu:
_Açsanız, çekinmeden söyleyin. Mutfağımızda kuş sütü olmasa da, misafir ağırlayacak kadar yiyeceğimiz vardır.

Aleks, her köşesinden fakirlik akan bu sefil odaya göz gezdirirken, Feodoranın eli açıklığı karşısında şaşırdı.

_Siz köylüler, yemez yedirirsiniz değil mi?
_O nasıl söz öyle? Eve gelen Tanrı misafiri yedirilmez mi? Siz kibarlar aç mı gönderirsiniz evinize gelenleri?
_......
_Siz nerden geliyorsunuz Aleks? Moskovadan mı? Orada sizin gibi kibarların çok olduğunu duymuştum. Herkesin iki üç odalı evi bile varmış. Evlerde işleri hizmetçiler yaparmış, doğru mu?
_Evet, doğru. Moskovada evin hanımları iş yapmaz.
_Peki bütün gün ne yaparlar? Ben de ev işi yapamıyorum. Ama akşama kadar sıkıntıdan patlıyorum. Hem bir kadın, kocasının ve çocuklarının yemeğini başka bir kadına nasıl hazırlatır. O yemeğin tadı olmaz ki. Çünkü kadın ailesine hazırlayacağı yemeğe kalbinden tozlar katar. Kocası çorbasını kaşıklarken, kadın merakla gözlerinin içine bakar. Acaba beğendi mi diye. Sonra dadıların büyüttüğü çocuklardan ne olur? Mürebbiyeler, küçücük çocuklara sıkıcı mevzulardan başka ne öğretebilirler ki? Sevmeyi anne öğretir. İnsana nasıl davranılması gerektiğini. Hatta.Hatta aşık olmayı bile

Feodora, bütün bu kadın tasvirlerinde annesinin eksik yanlarını anlatıyordu farkında olmadan. Olanı değil de olması gerekeni. Annesi o kadar kederli bir kadındı ki, yaptığı en küçük iş ona zulüm gelirdi. Bir tencere yemek hazırlayana kadar, evin içinde suratı asık gezerdi. Sevmeyi kendi bilmezdi ki, Feodoraya öğretsin. Ama sağ olsun Balzac, Tolstoy Onalar ihtiyacı olan her şeyi öğretiyorlardı kendisine
Aynur Engindeniz
 
Çizmedeki Laleler 2 yaşam hikayeleri ve deneyimler, Çizmedeki Laleler 2 ile kullanıcılar ilham verici öykülere ulaşabilir.
Geri
Üst