Gripin
VIP Üye
Candan Ünal Yazıları
Candan Ünal Yazıları
Candan Ünal Yazıları
Candan Ünal Yazısı - Yalnızlığı Bilmeyen Okumasın
Son zamanlarda hangi arkadaşımla sohbet etsem konu yalnızlığımıza geliyor. Ben de bildiğiniz üzere, bir aşk yazarına hiç yakışmayacak şekilde yalnızım.
Bu konuda da sıkıntım yok, aksine çok mutluyum. Evde huzur var. Zaten işim başımdan aşmış, kaç yere parçalanacağımı şaşırmışım, hayatıma bir erkek sokmak şimdilik keyiften çok eziyet gibi duruyor.
Bir yanım eksik kalıyor mutlaka ama o boşluğu dolduracak bir adam mı, emin değilim. Her gece yatmadan ertesi gün yapmak istediğim şeylerin listesini yapıyorum kafamda, kütüphanemi düzenleyeceğim mesela, yine çok karıştı. Dolabım henüz mevsime uyum sağlamadı, hala yaz hüküm sürüyor yatak odasında; cevap bekleyen okuyucu mektupları ve yapılacak o kadar çok işim var ki, tümünü yazıyorum. Yarın yapılacaklar listem var. Uyandığımda bir telefon geliyor, alt üst oluyorum. Plan yapıp Tanrı’yı güldürüyorum anlayacağınız.
Can dost İremSu’nun kasım aylık yorumunu okuduktan sonra, bu ay aşka hiç bulaşmayı düşünmüyorum. Bu ayı atlatalım, bakarız. Aslında Bay Filozof’u uğurladıktan sonra, pek kimsenin de beni keseceği yok gibi duruyor. Ben yine de büyük konuşmayayım ( pardon yazmayayım) sonra başıma gelir.
“Yalnızlık Allah’a mahsus” sözünü cebimde tutarak, hepimizin bas bas bağırdığı şu tek başınalık sıkıntısına gelecek olursak, ben hala aynı düşünüyorum. Herkes için umut vardır. Aşk hep gelir. Bizim istediğimiz zamanda gelmemesi veya geldiğinde hiç fark etmeden elimizin tersiyle itiyor olmamız, “günümüzde aşk kalmadı” fikrini desteklemez.
Geçen akşam programda ara verdim, sigara içmek için titreyerek dışarı çıktım. Müşteriler geldi yanıma sohbet ediyoruz. Kimi şarkı istiyor, kimi iltifat ediyor, buz gibi havada bizi dışarıda sigara içmeye zorlayan kanuna küfür ediyoruz. Hepimiz eğlence sektörünün ipinin çekildiği konusunda hemfikiriz. Birden dikkatimi genç bir adam çekti. Sigara da içmiyor, öyle köşeden bana bakıyor. Sanki bir şey söyleyecek de, bir türlü yanıma gelemiyormuş gibi duruyor. Tebessüm ettim, cesaret aldı, geldi. “Bir dakika sizinle yalnız görüşebilir miyiz?” Görüşürüz! Yanında oturan sevgilisine evlenme teklif edecekmiş, bunu sahneye çıkıp yapmak istiyormuş. Nasıl duygulandım anlatamam. Arayı bitirdim, sahneye döndüm. Bir duygusal şarkı söyledikten sonra, onu çağırdım, kızı da kolundan tutup sahneye getirdim. Diğer müşterilerin de tezahürat ve alkışları arasında sözlendiler. Aşk var! Hala temiz kalmış yürekler, hala sevmek isteyen, sevilmeyi özleyen birileri var. Aşktan ümidinizi kesemezsiniz.
Eli hep aşka uzanmış duran bir kadın olarak, birazdan anlatacağım ufak hikaye, yalnızlığı farklı bir bakış açısıyla anlatacaktır sanıyorum. Bu olayı bana aktaran Elçinim’e de teşekkür ediyorum.
Evlenmeden önce yalnız yaşayan kızımız, iş yerinde yemek ve temizlik işlerine bakan orta yaşlardaki Ayşe Abla ile aşk ve yalnızlık üzerine sohbet etmektedir. Ayşe Abla birden döner, insanın yüzüne tokat gibi çarpan şu soruyu sorar: “ Şimdi siz, her akşam işten çıkıp eve gidiyorsunuz ve ertesi sabah tekrar işe gelene kadar, kendi sesinizi hiç duymuyor musunuz?”
Burası kelimelerin kifayetsiz kaldığı yer………
Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk & İlişkiler Editörü
Candan Ünal Yazıları
Candan Ünal Yazısı - Yalnızlığı Bilmeyen Okumasın
Son zamanlarda hangi arkadaşımla sohbet etsem konu yalnızlığımıza geliyor. Ben de bildiğiniz üzere, bir aşk yazarına hiç yakışmayacak şekilde yalnızım.
Bu konuda da sıkıntım yok, aksine çok mutluyum. Evde huzur var. Zaten işim başımdan aşmış, kaç yere parçalanacağımı şaşırmışım, hayatıma bir erkek sokmak şimdilik keyiften çok eziyet gibi duruyor.
Bir yanım eksik kalıyor mutlaka ama o boşluğu dolduracak bir adam mı, emin değilim. Her gece yatmadan ertesi gün yapmak istediğim şeylerin listesini yapıyorum kafamda, kütüphanemi düzenleyeceğim mesela, yine çok karıştı. Dolabım henüz mevsime uyum sağlamadı, hala yaz hüküm sürüyor yatak odasında; cevap bekleyen okuyucu mektupları ve yapılacak o kadar çok işim var ki, tümünü yazıyorum. Yarın yapılacaklar listem var. Uyandığımda bir telefon geliyor, alt üst oluyorum. Plan yapıp Tanrı’yı güldürüyorum anlayacağınız.
Can dost İremSu’nun kasım aylık yorumunu okuduktan sonra, bu ay aşka hiç bulaşmayı düşünmüyorum. Bu ayı atlatalım, bakarız. Aslında Bay Filozof’u uğurladıktan sonra, pek kimsenin de beni keseceği yok gibi duruyor. Ben yine de büyük konuşmayayım ( pardon yazmayayım) sonra başıma gelir.
“Yalnızlık Allah’a mahsus” sözünü cebimde tutarak, hepimizin bas bas bağırdığı şu tek başınalık sıkıntısına gelecek olursak, ben hala aynı düşünüyorum. Herkes için umut vardır. Aşk hep gelir. Bizim istediğimiz zamanda gelmemesi veya geldiğinde hiç fark etmeden elimizin tersiyle itiyor olmamız, “günümüzde aşk kalmadı” fikrini desteklemez.
Geçen akşam programda ara verdim, sigara içmek için titreyerek dışarı çıktım. Müşteriler geldi yanıma sohbet ediyoruz. Kimi şarkı istiyor, kimi iltifat ediyor, buz gibi havada bizi dışarıda sigara içmeye zorlayan kanuna küfür ediyoruz. Hepimiz eğlence sektörünün ipinin çekildiği konusunda hemfikiriz. Birden dikkatimi genç bir adam çekti. Sigara da içmiyor, öyle köşeden bana bakıyor. Sanki bir şey söyleyecek de, bir türlü yanıma gelemiyormuş gibi duruyor. Tebessüm ettim, cesaret aldı, geldi. “Bir dakika sizinle yalnız görüşebilir miyiz?” Görüşürüz! Yanında oturan sevgilisine evlenme teklif edecekmiş, bunu sahneye çıkıp yapmak istiyormuş. Nasıl duygulandım anlatamam. Arayı bitirdim, sahneye döndüm. Bir duygusal şarkı söyledikten sonra, onu çağırdım, kızı da kolundan tutup sahneye getirdim. Diğer müşterilerin de tezahürat ve alkışları arasında sözlendiler. Aşk var! Hala temiz kalmış yürekler, hala sevmek isteyen, sevilmeyi özleyen birileri var. Aşktan ümidinizi kesemezsiniz.
Eli hep aşka uzanmış duran bir kadın olarak, birazdan anlatacağım ufak hikaye, yalnızlığı farklı bir bakış açısıyla anlatacaktır sanıyorum. Bu olayı bana aktaran Elçinim’e de teşekkür ediyorum.
Evlenmeden önce yalnız yaşayan kızımız, iş yerinde yemek ve temizlik işlerine bakan orta yaşlardaki Ayşe Abla ile aşk ve yalnızlık üzerine sohbet etmektedir. Ayşe Abla birden döner, insanın yüzüne tokat gibi çarpan şu soruyu sorar: “ Şimdi siz, her akşam işten çıkıp eve gidiyorsunuz ve ertesi sabah tekrar işe gelene kadar, kendi sesinizi hiç duymuyor musunuz?”
Burası kelimelerin kifayetsiz kaldığı yer………
Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk & İlişkiler Editörü