Bir İnsan Bir Hayat

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Bir İnsan Bir Hayat, konusunda bu İçerik Bir İnsan Bir Hayat hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Bir İnsan Bir Hayat

- Sadefan.com | Bir İnsan Bir Hayat paylaşımı

KlaS

Admin

Bir İnsan Bir Hayat

Bir İnsan Bir Hayat

Bir İnsan Bir Hayat
qizLi özNe - Sevgi Özlem Özcü - bir insan Bir hayat - yaşam hikayeleri

Sinop …. Meslek Lisesi…

Denizin nihayeti sis rengi çizgilerin arasında şuh bir görüntü içinde eriyordu.
Şehir ‘ de tam işte bu dönemde kasvet çökerdi insanın içine. Güneş yapacağını yapmış , alacağını almış nöbeti keskin rüzgarlara fırtınalı yağmurlara teslim edip terk etmeye hazırlanıyordu.
Odasının bu dikdörtgen şeklini almış yerinde masadaki kahvesini yudumlayıp gazetesine göz gezdirdi. Usançlı bir hareketle kafasını hafifçe sağ omzunun üzerine eğdi.
İçeride ki tek pencereye bakıp , engin , derin ufuklardan , parçalanmış köpük dağları halinde tüm yarımadayı kaplayan ve kuzeye çekilen bulutları seyrederken Müdür yardımcısı odasının kapısı çaldı.
Okulun Müdürü uzun boyuyla keskin mavi gözleriyle her zamanki tez canlı yürüyüşü ve konuşması birbirine benzeyen edayla içeri girdi.

_”Ertan yeni bir öğrencimiz kaydoldu , biraz problemli , babasıyla görüştüm son sınıfta okuyacak .
4-B ‘lere verelim . A’dakiler rahat bırakmaz onu.”

_ “Kız öğrenci olmalı rahat bırakmaz dediğinize göre.”

_ Doğru tahmin Ertan Hocam . Kız öğrenci . Babası da öğretmen. Konuştuk tam hikayeyi bilmiyorum ama sıkıntılı bir zamanlar geçirmişler .

_ Alıştık müdür bey, kimler geldi geçti bu yollardan değil mi? Çoğunun adını unuttuk.

_ Amaç cemiyete bir “insan” kazandırmak değil mi hocam , bizler de bunu yapmaya çalışıyoruz.
Odama geçiyorum konuşuruz yine yemeğe bir yere gidecek misin ?

_ Hayır okuldayım .

_Tamam görüşürüz.

Martı çığlıklarının kopardığı velveleyle sessizliğine geri döndü.
Mesleğinin merdivenlerinden yıllardır çıkıyordu. Hangi tepesine geldiğini bile unutmuştu zamanın.
Kendi çocukları gibiydi her bir öğrenci , her bir genç yürek.
Yıllardır hepsiyle arkadaş gibiydi irtibatı kesmedi . Hayatın verdiği ağır yükü bilmeyen körpecik tecrübesiz bedenlere hayatı anlattı .Dertleşti her biriyle. Ve her biri onun hayatına bir şeyler kattı .
Ruhlarına kadar inip gözünü budaktan ayırmadan tamir etmeye çalışıyordu her bir kırık kalbi…

Bafra …. Meslek Lisesi

Dersin başlamasına birkaç dakika kala ayak üstü ettiği bir sohbetten sonra öğrenmiş olduğu haberin öfkesiyle girdi sınıfa.
Dipsiz bir duygu sağanağının tam ortasındaydı. İç dünyasının derinliğinde sıkışmış bu her farklı türden duygunun tesirinde kalmış sonunda tüm sınıfa mal etmişti olanları.

-Çocuklar bir türlü anlayamıyorum şurada kardeş gibi arkadaş gibi geçinmeniz gerekirken ne olaylar oldu , oluyor ve olacak. Bir arkadaşınıza sahip çıkamadınız .
Şimdi kalkmış onun tahtaya yazdığı şiiri mi tutuyorsunuz onca ders saati boyunca.
Kalk senem tahtayı sil . Bu sınıfa karşı düşüncelerim artık çok değişti.
Şurada mezuniyetinize kalmış 1,5 dönem .İdrak edemiyorum , hazmedemiyorum bu okul ne öğrencileri kabul etti o kızcağızımı mezun edemezdi.

Bir öğrenci söz istedi parmağıyla . Semra Hanım O’na döndü.
Teselli bekliyordu, tatmin olmak istiyordu.
Sevdiği bir öğretmen arkadaşının kızıydı , en gözde öğrencisi bir de …
Naklini istemiş ve gitmişti bu okuldan…

_ Efendim Nermin

_Hocam biz gitmesini istemedik O’nu bir türlü anlayamadık . Hastaneye yattıktan sonra çok değişti. Zaten artık mimli bir sınıf olduk . Herkes bize düşman gibi bakıyor. Babası derslerde bizimle hiç konuşmuyor.
Hocam biz bir şey yapmadık.

Fazla konuşmaktan dolayı Nermin’in boğazı kurumuştu , birkaç saniyelik duraksamadan istifade ederek sınıftan da savunmalar baş gösterdi .

Bir öğrenci söz istemeden kalktı .
_Bu Özge’nin gitmesinin sorumlusu biz değiliz hocam .

Edebiyat hocası kesin ve katı bir cevapla sınıfı susturdu ve derse başladı .

_ O’na yardımcı olabilirdiniz. O’na destek olabilirdiniz.Açın kitaplarınızı derse başlıyoruz…

Tüm ders boyunca öğrencisini düşündü. Okula geldiğinden beri en sevdiği öğrencisi olmuştu. Edebiyatta diğerlerinin hatta şehirdeki bir çoklarının en iyisiydi . Bütün yarışmalarda en önce onun kağıdını okur ve aradığı başarıyı bulurdu . Her şiiri , her kompozisyonu ayrı güzeldi.
Ama son bir yıl içindeki değişimler öyle hızlı olmuştu ki yeni yeni idrak ediyordu bu sonucun haklılığını.
Önce babasıyla çatıştı. Öğretmen çocuğu olarak babasının görev yaptığı okulda öğrenim görmesi çok zordu . Diğer öğretmenler tarafından tavırları ince elenip sık dokunuyordu .
Semra Hanım tek başına hiçbir çözüm yolu bulamamıştı.
Önce babası Ali beyle konuşmak istemişti ama sonra ters tepmesinden korktu .
Daha önce bir örneğini Müdür Yardımcısı Hüseyin beyin oğlunda karşılaşmıştı .
Adam eve gidince tekme tokat dövmüştü oğlunu.
Bu düşünceyle Özge’ye yardım edememişti. Sonrasında gelişen olaylar yaşananlar hep Özge’nin aleyhine işledi ve iş bu noktaya kadar geldi.
Tek başına yaşama kararını hayata geçirmekte zor oldu Özge için .
5 gün komada akabinde 15 gün hastane koğuşunda kalmıştı.
Sırf başkaldırısının ciddiyetini görsünler diye değildi tabi ki bu intihar.
Umudunun kayboluşuydu en büyük sebep . Ne ailesi ne öğretmenleri ne de arkadaşları anladı onu…
Maneviyatsız sevgisiz şevkatsiz bir uçurumun kenarında buldu kendini…
Bu düşüncelerle çevre değişikliğinin kızına iyi geleceğini anlayan Ali bey ipleri kızının eline verdi …
İnsan öz kızını kaybetmenin kıyısına varınca gözü hiçbir şeyi görmüyordu…
Semra Hanım dalgın düşüncelerle olayları en derinlemesine bir şekilde düşünüp idrak etti.Ve kabullendi her şeyi....

_Git kızım dedi Git Özge . Senin için böylesi daha iyi olacaksa git kendine yeni bir hayat yeni bir yön ve tertemiz bir yaşam kur.

Mesleğinin en acı cilvesiydi sevdiklerine veda etmek . Emekle yetiştirdiği öğrencilerinin bir gün gideceğini bilmek ve uğurlamak.
Ders zili çaldı , arkasına bile bakmadan hızlı adımlarla ayrıldı Otuz beş yıllık öğretmen.

Birkaç ay sonra …

Gönlü dipsiz bir duygu sağanağının ikliminde yaşıyordu…
Kendisine yabancı olan bir şehirde , tanımadığı insanların içinde esrarını kimseye anlatamadığı bir yaşam öyküsüyle baş başa kalmıştı.
Gitmek mi zor ?
Kalmak mı ?
Hep merak etmişti bu soruyu…
Bildiği , tanıdığı , aşina olduğu yerleri bırakıp gitmeyi tercih etmişti…
Pire için yorgan yakmak mıydı , başkaldırı mıydı , tavşan dağ ilişkisi miydi kendisi bile anlayamadı.
İş böyleyken başkasının onu anlamasını beklemiyordu.
Farklıydı Özge . Oldum olası bunun bilincindeydi. Kendisi gibi birine asla rastlayamadı . Çok insan tanımıştı , çok hayat hikayesi okumuş dinlemişti ama kendi kişiliğini bulduğu bir limana demir atamamıştı.
Sır gibi saklıyordu 3 aydır hayat hikayesini.
Ve en gözde öğrencileri bile kıskandıracak derece de ilgi görmüştü okulda. Belki çoğu da meraktandı. Okulun bu senesinde, şurada mezun olmaya birkaç ay kala hangi yaşanmışlık onu göç etmeye mecbur kılmıştı…
Bu düşüncelerle evinden çıkıp Yarımada’nın yeni yeni alıştığı yosun kokusunu içine çekerek yürüdü…
Okulunu sevmiyordu ama O’nu okula bağlayan , O’nu heyecanlandıran nedenleri de gözardı etmiyordu.
Sorsalar cevap veremez , anlatamazdı belki çünkü ne olduğunu tam olarak kendisi de kestiremiyordu ama aklına gelen bir hayalin görüntüsüyle kalakalıyordu…

"Ertan Hoca" dedi kendi kendine… "Bana yaşamayı sevdiren , hayata şans verip , hayatta kalmamı sağlayan şahsiyet….."

Sonra Sibel’in söyledikleri aklına geldi.

“_Her gün o soğuk , kendini beğenmiş adamla ne konuşuyorsun anlamıyorum. Çok gıcık oluyorum o adama ben .”

_”Neden sana ne yaptı ?”

_ “ Ahmet ile kafede bastı bizi “

_” E kötü bir şey yapıyormuşsun O da engellemek istemiş . Sonuçta doğruyu ve güzeli öğretmek onun birinci derece de görevi . Bunda fena bir şey yok ki.”

_ “ Kızım amma avukat kesildin ha . Yaşını başını almış olduğunu bilmesem aşık oldun sanıcam.”

İşte bu cümleyle kala kalmıştı duvarın dibinde . Böyle bir afallama daha önce görmemişti .
İç aleminin şaşkına dönerek derinlik kazandığı anları yaşadı.

_ “Saçmalama hem suçlusun hem güçlüsün hem de çok güzel çamur atıyorsun . “ Diyerek uzaklaştı havai ve megolaman kız öğrencinin yanından.

Öğle tatilini fırsat bildi. İçeri de bir tek öğrenci çantaları ve sessiz sıraların kaldığı sınıfına girdi.
Her gün düzenli olarak odasına uğrardı Ertan Bey’in.
Dengesiz ruh halini anlatırdı. Her şeyini anlatmak isterdi ama bir noktada duvar gibi önüne set olurdu yaşadıkları.
Ailesi sıkı sıkı tembihlemişti bahsetmemek için.
Aslında ailesi O’nun normal olmasını istemişti.
Çok giriftti , sıra dışıydı ….
Normal bir pencere manzarasına baktığında herkes orada olanları görürken o beyninde bambaşka manzaralar ve objeler üretebilirdi.
Rahatlamak istiyordu , rahatladıkça soyutlanarak hapsolduğu cam küresinden çıkmak istiyordu.
Bunu bir tek Ertan Bey’in yanında yapabiliyordu.

Çağın endişeleri , bozuk ahlak , kısır döngülü bir sevgi , hoşgörü yetersizliği , maneviyatsızlık , anlaşılamama gibi trajedi çağı olarak nitelendirdiği her şeyi Hocasıyla konuşuyordu.
Kendinden parçalar katıyor ama o parçaların asla kendinden olduğunu bilmemesi için adeta özel bir uğraşla şifrelendirip hocasına sunuyordu.
Hem tanınmak istiyor hem de bilinmesin istiyordu.

Genç kız , derinlik kazanan duygularının ezici yükü altında binada ki herkes okulu terk ettikten nice sonra , oturduğu sırasından buruk bir gönül yorgunluğu için de kalktı.
Çok sonra itiraf etti

_ “Evet aşk bu . Ama farklı bir aşk , bir kurtarıcı gibi ...Bülbül’ün güle duyduğu hayranlık gibi…Art niyetsiz , hesapsız , kitapsız , bir doktorun zavallı bir hastasının yaralarını tamir etmesi gibi ” dedi… Yoksa ne işim olur bu saatte eve gitmek yerine Aşıklar Caddesi’nde Prenses kafenin önünde dikilip hayatımı inceleye durmam .
Sadece konuşmak istiyorum ve bu seansta kurtulmak istiyorum acılarımdan sövgülerimden" dedi içli içli….

Parkın içine girdi.
Çantasının kapağını el yordamıyla açıp sık sık yazmak için başvurduğu ajandasını aldı.

“Yazmak …”

Belki ilgi gösterdiği ve bu uğurda ustalık kazandığı bir başka önemli uğraştı onun için.
En özgür olduğu , istediği her şey olabildiği , oldurtabildiği olguydu yazmak.
Kurmak , planlamak kurduklarını hayata geçirmek ve can vermek için yazdı.
Yedi yıl sonrasını hesap etmeden burada kalma sebebine bakarak içli içli yazdı.
Ne garipti , insan kendisine bir idol seçiyor ve seçtiği idolle yaşıyordu.
Bütün bunları ruhunun depremlerine vurdu.
Son yazdığı öyküdeki kahraman olmak istedi.
Mutluluğun tanımını ve ne olduğunu bilmeyen ruh haliyle “evet evet “dedi heyecanla…O zaman belki mutlu olurdum.
Yüksek sesle düşünüyordu , O’nu gören kimse ne neyaptığını anlayabiliyor ne de ne yazdığını kestirebiliyordu…
Sahilin en derinliklerine indi adım adım…
Karanlıkta el yordamıyla yürüyen insanı andırıyordu.
Olmak istediği kahramanına yeni figürler sundu.
Ürkmeye başladığı hayatın kaosundan , kargaşaların içinden onu çekip kendi gerçekleriyle yüz yüze getiren birinin hasretini taşıyordu sancı sancı satırlarına…
Daha fikir kozasını yeni yeni yırtmaya çalıştığı çağlardı.
Fakat nasıl , nereye ?
Kanatlarını açtığı an ona özlediği dünyanın ufuklarını kim gösterecekti …
Bu yüzden idol belirledi hep , önceki hayatında da şimdi ki hayatında da…
Yarı da bıraktı yazdıklarını…
Kavramları karıştırmamak için silkelendi.
Baba şevkati, anne nasihati , dost uyarısı , sevgili sıcaklığıydı aradığı…
Yaşamdan zevk almak için kendisine söz verdi ve aradığını bulan bir gezginci edasıyla
Hocasıyla irtibatı kesmeyeceğine dair kendisine söz verdi….
Bu düşüncelerle hızla akşam olduğunu fark etti …
Oturduğu yerden kalkıp hırçın denizle vedasını etti köşedeki bakkaldan ekmek aldı ve geri kalan hayatının ilk günü için evine gitti…
qizLi özNe | Sevgi Özlem Özcü
 
Bir İnsan Bir Hayat yaşam hikayeleri ve deneyimler, Bir İnsan Bir Hayat ile kullanıcılar ilham verici öykülere ulaşabilir.
Geri
Üst