Allah için"Gott" denir mi ?

Konusunu Sadefan`da Görüntülemektesiniz!..

Allah için"Gott" denir mi ?, konusunda bu İçerik Allah için"Gott" denir mi ? hakkında en yeni bilgileri, yorumları ve detaylı paylaşımı keşfedin.

Allah için"Gott" denir mi ?

- Sadefan.com | Allah için"Gott" denir mi ? paylaşımı

Gökkusagi

Kıdemli Üye

Allah için"Gott" denir mi ?

Allah için"Gott" denir mi ?

Allah için “Gott” denir mi?

Lafzatullah (Allah lâfzı) yerine batı dillerinde mesela “Gott”, “God” veya “Dieu” kelimesinin kullanılmasının – veya tersine Gott kelimesi karşılığında da Allah kelimesinin kullanılmasının– doğru olup olmadığı sorusu, hem Müslümanlar, hem de Hristiyanlar tarafından gündeme getiriliyor. Ancak mevzuya genellikle retorik açıdan yaklaşılıyor. Bu nedenle bu makalede “Gott” kelimesinin Allah lâfzının karşısında konumlandırmanın hem İslam hem de Hristiyanlık açısından doğru olmadığını ortaya koyacağız.

Mesela, Kelime-i Şehadet’in ilk cümlesinin "şehadet ederim ki, Allah’tan başka tanrı yoktur" şeklinde mi, yoksa "şehadet ederim ki, (o) İlah’dan başka ilah yoktur" şeklinde mi tercüme edilmesi gerektiğinin tartışılması, bu sorunun ilahiyatın konusu olduğunu gösterir. İlk tercüme açık bir şekilde Hristiyan ve Yahudilerin yanlış bir tanrıya ibadet ettiklerini belirtirken, ikinci tercümede ise Allah, Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin hep beraber ta’zim ettiği ortak bir tanrı olarak çevirilmiştir.

Aslında, Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler muhaverede bulunarak birbirlerinin tanrı tasavvuru üzerine tartışabilir ve bu tasavvurların zaman içerisinde ne kadar değiştiği hakkında konuşabilirler. Böyle bir tartışmaya engel olacak bir durum da yoktur zaten.


Zikredilen meseleler, Malezya’da "Allah" lâfzının kullanımı tartışmalarından da çok önce, bu üç dine mensup insanlar arasında konuşuluyor olsa da, bu ve buna benzer konularda hararetli tartışmalar henüz ortaya çıkmış değil. Malezya’daki tartışmaların bizi bu kadar ilgilendirmesinin sebebi ise bu tartışmaların, insanlara, birarada nasıl yaşayamayacaklarından başka birşey göstermemesinin yanısıra benzer dışlama ve kimlik bulma çabalarının Almanya’da da var olmasıdır. Fakat bu sefer tartışma, daha çok, Hristiyanlar tarafından gündeme getirilmektedir.


Özellikle Protestanlık mezbebine mensup Hristiyanlar, tanrı adına öne çıkıp "Gott" kavramını sadece kendi tanrıları için kullanmaktalar ve kavramı bu şekilde kullanarak da kendi tanrılarını, onlara göre "yanlış (çöl) tanrısı" olan Allah’tan ayırmaktalar. Bunun sebebi ise Kitab-ı Mukaddes ve Kuran’daki ilah tasavvurlarının Alman Protestan Kilisesi’nin Müslümanlar ile ilişkisini yeniden temellendirmeye çalıştığı bir yayınında da dile getirildiği gibi farklı olmasıdır.1 Yayın No 86, „Klarheit und Gute Nachbarschaft“ (Şeffaflık ve İyi Komşuluk), s. 18

İslam’ın tek, ezelî ve ebedî olan, kudret sahibi ve her şeyi bilen tanrısının karşısına sıklıkla Hristiyanlığın bizatihî hakîkat, hayat, sevgi ve adalet olan tanrısı konuluyor. Allah lâfzı, Hristiyanlığın Sevgi Tanrısı’ndan ayrı, ondan daha az bağışlayan ve daha sert bir tanrıdan bahsetmek için kullanılıyor. İslam inancındaki tanrının rahmeti ve adaleti düşüncesinden çoğu kimsenin haberi bile yok. İslam Meseleleri Enstitüsü’nün bir makalesinde şöyle denilmektedir: "Allah’ın sevgisi, Baba İsa’nın karşılıksız sevgisinin (agape) çok ötesinde bulunmaktadır ve bu sevgi günahkârlar için de mağfiret vesilesi olan kurtarıcı sevgi ile karşılaştırılacak bir sevgi değildir. İslam’ın tanrı tasavvurunda kendini fedâ yoluyla karşılıksız sevgi bulunmamaktadır. Ticarî tasavvurlarla bezenmiş İslamî dünya görüşünde sevaplar ve günahlar bir teraziye konulup tartılırlar. Birisine sevap, birisine de ceza yazılır. Bu yüzden İslam’ın sembolü terazidir.“2


Allah’ın bir Arap çöl putu yahut çöl cini olduğu düşüncesinin yaygınlık kazanması Kitab-ı Mukaddes eleştirmeni Julius Wellhausen’e (1844-1918) kadar geri götürülebilir. Wellhausen, Ahd-i Atik’teki Yahudi tanrısı Elohim’in bir kabile putu ve çöl tanrısından geliştiği ve daha sonra dünya tanrısı “Yahve” haline geldiği görüşündeydi.3 Bu düşünceyi “Christliche Mitte”’nin (Almanya’da tutucu Hristiyan muhafazakâr bir parti) başkanı Adelgunde Mertensacker’in tevarüs ettiğini yazdıklarından anlıyoruz: “İslam’ın Allah’ı eski Arapların Allah’ıdır.”4


Dışlayıcı bir kimlik politikasının sonucu olarak Batı dillerindeki tanrı kelimesinin, kasden ve sınırlandırma amacı ile Allah lâfzının karşısına yerleştirilmesi, İslam ilâhiyatı açısından da kabul edilebilir bir durum değildir. Resulullah (sav) risaletinin Mekke döneminde, Tanrı’nın isimlendirilmesi hususunda, o dönemdeki müşriklerden farklı bir isimlendirmeye yönelmemiştir. Çoğu gayr-i müslim olan ve az sayıdaki Müslümanlara karşı düşmanlık besleyen Mekkelilere rağmen Peygamberimizi, Allah’ı adlandırma hususunda putperestlerle aralarına bir sınır koymamışlardır. Bir ayet-i kerîmede Peygamberimize şöyle buyrulmaktadır: "De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na hastır." (İsrâ Sûresi, [17:110])
Hristiyan teolojisi açısından bakıldığında da Batı dillerinideki Tanrı kelimesinin sınırlandırılarak kullanılması, yani Allah kelimesinin kullanılmasından kaçınılması izah edilebilir bir durum değildir. Dünyadaki bütün Hristiyan Arapların hiç farkında olmadan ve çekinmeden inanç meselelerinde, ibadetlerinde ve ıstılahlarında Allah lâfzını kullandıkları herkes tarafından bilinen bir husustur.5 Zaten Allah diye isimlendirmeselerdi Arapça konuşan Hristiyan ve Yahudiler Kitab-ı Mukaddesin bahsettiği tanrıya ne isim verebilirlerdi ki?


Altı Arap piskoposunun da iştirak ettiği İznik Konsili’nin Arapça metinlerinde, imanı dile getiren sözlerde (Credo) dahil olmak üzere tanrıdan bahsedilirken Allah lâfzı kullanılmıştır. Aynı şekilde Kadıköy Konsili’nde de yirmi Arap piskoposu bulunmuş ve Allah lâfzını aynı şekilde kullanmışlardır. Kitab-ı Mukaddes’in 1616 senesinde Leiden’de basılan ilk Arapça tercümesinde de bu husus bu şekilde devam etmiş ve buna hiçbir sûrette itiraz edilmemiştir.


Son bir örnek verecek olursak: Malta adasının sakinleri Arapça ile karışık bir lehçe konuşmaktadırlar. Ancak, yüzyıllardır İslam ile aralarına bir mesafe koymuşlardır. Bu mesafe koyuş Allah lâfzının da tedavülden kaldırılmasını beraberinde getirmemiş ancak Maltalılar ibadetlerinde "Alla" yani Allah’ı anar olmuşlardır.


Velhasılıkelam, ne Müslümanlar ne de Hristiyanlar açısından Allah veya Gott kelimesini kullanarak, diğerini dışlamaları için bir sebep yoktur. Özellikle Allah’ın ismiyle düşmanca ve sunî bir kimlik politikası yürütmek hiç yerinde değildir.


Kaynaklar:
1www.islaminstitut.de/Artikelanzeige.41+M54c59589792.0 .html

2 Bkz. Hans-Joachim Kraus, Geschichte der historisch-kritischen Erforschung des Alten Testaments, Neukirchen, 1982. s. 255–274

3 Adelgunde Mertensacker, Muslime erobern Europa, Lippstadt, 1998, s. 59

4 A. Ziad Turkamani, „‘Allah‘ gleich ‚Gott‘?“, EMO Nachrichten 1/1997, s. 4–5
 
Allah için"Gott" denir mi ? dini konular ve bilgiler, Allah için"Gott" denir mi ? ile inanç ve ibadet hakkında detaylı içerikler sunuluyor.
Geri
Üst