HaZaL
VIP Üye
Aile Sadakati
Aile Sadakati
Ailede manevi hastalıklar hem ferdi hem de toplumu tehdit etmekte, aileyi de tam can evinden vurmaktadır.Asrın hastalığı diyebileceğimiz bencilliğin doğurduğu günahlardan birisidir sadakatsizlik ve asrımızda kendi rekorunu her gün egale eden bir atlet gibi sürekli olarak artarak hayat bulmaktadır.
Aile sadakat duygusundan uzak kalmış olduğu bir zamanı hiç bu kadar idrak etmemişti. Batı toplumu artık sadakatsizliği hayatın bir gerçeği olarak görme eğilimine girmiş, bu konuyu ailevi meselelerde bir iletişimsizlik vesilesi olarak nitelendirmez olmuştur. Kısaca batı, bükemediği eli öpmüş sadakati erdemler mezarlığına gömmüştür. Toplumumuz öteden beri hassas olduğu bu konuda safiyetini hala müdafaa etmeye çalışsa da ne yazık ki büyük yara almıştır. Aile hayatı artık bizim ülkemizde de risk altındadır.
Tedbir alınmazsa varacağımız son nokta Batı dünyasının içine düştüğü derin çukurdan başkası olmayacaktır.Aileyi ayakta tutan ana direklerden biridir sadakat. Yapılan araştırmalar kişinin kaybettiğinde en çok üzüldüğü varlığın eşi olduğunu ortaya koymuştur. Yani eş; annenin, babanın, kardeşin hatta evladın bile kaybından daha büyük tesir oluşturur.
Aynı araştırmalar eşin sadakatsizliğinin diğer eş üzerinde, eşin ölümünün verdiği şoktan daha fazla tesir gösterdiğini söylemektedir. Ağır bir depremin evdeki tesiri ne ise, sadakatsizliğin yuvadaki tesiri de o olmaktadır. Bazıları yıkılan yuvayı hemen terk etmekte, bazıları da yıkık bile olsa oturmaya devam etmektedir. Ama depremde yerle bir olmuş bir evin deprem öncesi haliyle arasındaki fark ne ise aldatılan eşin aldatılmadan önceki haliyle aldatıldıktan sonraki hali arasındaki fark da o olmaktadır.
Sadakatsizliğin aynı şiddette olduğu gibi fiziksel ve duygusal olmak üzere iki şekli vardır. Sadece kendisine ait olmayan bedenlerin peşinde koşmak değildir sadakatsizlik. Bu fiziksel sadakatsizliktir.
Ama insan sadece bedenden müteşekkil bir varlık değildir. Ruhu da vardır. Hatta asıl olan ruhtur. Ruhunda beden gibi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlardan bir kısmı sadece eş tarafından tatmin edilecek özel ihtiyaçlardır.
Kadın veya erkek bu saymış olduğumuz hususları iş hayatı veya özel hayat çerçevesinde bir başka insanla aynı ortamı paylaştığında hissediyor ve o ortamı paylaşmaktan haz alıyorsa bu tip ortamların oluşması için can atıyor ve insanların bu duyguları kendisine hissettireceği vasatları kolluyorsa bu duygusal sadakatsizliğin bir işaretidir.
Bedensel sadakatsizlik daha çok erkeklerin, duygusal sadakatsizlik daha çok kadınların içine düştüğü bir yaradır. Erkek bedensel düşünmeye meyilli iken, kadında duygusal düşünme ağır basar. Duygusal sadakatsizlik zamanla bedensel sadakatsizliğe dönüşebilir.
alıntı
ailede sadakat - eşler arasında sadakatın önemi - ailede sadakat duygusu - ailede sadakatsizlik
Ailede manevi hastalıklar hem ferdi hem de toplumu tehdit etmekte, aileyi de tam can evinden vurmaktadır.Asrın hastalığı diyebileceğimiz bencilliğin doğurduğu günahlardan birisidir sadakatsizlik ve asrımızda kendi rekorunu her gün egale eden bir atlet gibi sürekli olarak artarak hayat bulmaktadır.
Aile sadakat duygusundan uzak kalmış olduğu bir zamanı hiç bu kadar idrak etmemişti. Batı toplumu artık sadakatsizliği hayatın bir gerçeği olarak görme eğilimine girmiş, bu konuyu ailevi meselelerde bir iletişimsizlik vesilesi olarak nitelendirmez olmuştur. Kısaca batı, bükemediği eli öpmüş sadakati erdemler mezarlığına gömmüştür. Toplumumuz öteden beri hassas olduğu bu konuda safiyetini hala müdafaa etmeye çalışsa da ne yazık ki büyük yara almıştır. Aile hayatı artık bizim ülkemizde de risk altındadır.
Tedbir alınmazsa varacağımız son nokta Batı dünyasının içine düştüğü derin çukurdan başkası olmayacaktır.Aileyi ayakta tutan ana direklerden biridir sadakat. Yapılan araştırmalar kişinin kaybettiğinde en çok üzüldüğü varlığın eşi olduğunu ortaya koymuştur. Yani eş; annenin, babanın, kardeşin hatta evladın bile kaybından daha büyük tesir oluşturur.
Aynı araştırmalar eşin sadakatsizliğinin diğer eş üzerinde, eşin ölümünün verdiği şoktan daha fazla tesir gösterdiğini söylemektedir. Ağır bir depremin evdeki tesiri ne ise, sadakatsizliğin yuvadaki tesiri de o olmaktadır. Bazıları yıkılan yuvayı hemen terk etmekte, bazıları da yıkık bile olsa oturmaya devam etmektedir. Ama depremde yerle bir olmuş bir evin deprem öncesi haliyle arasındaki fark ne ise aldatılan eşin aldatılmadan önceki haliyle aldatıldıktan sonraki hali arasındaki fark da o olmaktadır.
Sadakatsizliğin aynı şiddette olduğu gibi fiziksel ve duygusal olmak üzere iki şekli vardır. Sadece kendisine ait olmayan bedenlerin peşinde koşmak değildir sadakatsizlik. Bu fiziksel sadakatsizliktir.
Ama insan sadece bedenden müteşekkil bir varlık değildir. Ruhu da vardır. Hatta asıl olan ruhtur. Ruhunda beden gibi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlardan bir kısmı sadece eş tarafından tatmin edilecek özel ihtiyaçlardır.
Kadın veya erkek bu saymış olduğumuz hususları iş hayatı veya özel hayat çerçevesinde bir başka insanla aynı ortamı paylaştığında hissediyor ve o ortamı paylaşmaktan haz alıyorsa bu tip ortamların oluşması için can atıyor ve insanların bu duyguları kendisine hissettireceği vasatları kolluyorsa bu duygusal sadakatsizliğin bir işaretidir.
Bedensel sadakatsizlik daha çok erkeklerin, duygusal sadakatsizlik daha çok kadınların içine düştüğü bir yaradır. Erkek bedensel düşünmeye meyilli iken, kadında duygusal düşünme ağır basar. Duygusal sadakatsizlik zamanla bedensel sadakatsizliğe dönüşebilir.
alıntı